Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/10856 E. 2026/4637 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10856
- Karar No
- 2026/4637
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2309 Esas, 2024/1480 Karar SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık ... hakkında eziyet suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tabi olduğu ve itiraz kanun yoluyla incelenerek kesinleştiği anlaşılmış olup; ayrıca sanık ... hakkında eziyet suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiş olup; temyiz incelemesi sanıklar ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılmıştır. Sanıklar ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin; yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezaların miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı 1. Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2018 tarihli ve 2016/464 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Kararlar; katılanlar vekili, katılan kurum vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2019/2058 Esas, 2019/2010 Karar sayılı kararı ile hükümlerin; "6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca, sanıklara ve suça sürüklenen çocuğa yüklenen eziyet ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasına kanunen katılma hakkı bulunan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının CMK'nun 2 33... /b-1 maddeleri uyarınca duruşmadan haberdar edilip, iddia ve delillerini sunma olanağı tanınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla idarenin yokluğunda yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, Ayrıca; Suça sürüklenen çocuk ...'ın birleştirilen dosyada müdafisinin Av. ... ... olduğu, birleşen dava dosyasında suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı sırada müdafisi olarak hazır bulunduğu, bu sırada aynı olay nedeniyle yaşı büyük sanıklar yönünden soruşturma aşamasındaki tefrik kararı nedeniyle ayrı açılarak devam eden asıl dava dosyasında aynı avukatın mağdur çocukların da vekili olarak görev yaptığı, akabinde birleştirme kararı verilmesi üzerine suça sürüklenen çocuğa başka bir müdafi ataması yapıldığı, ancak suça sürüklenen çocuğun atanan yeni müdafiisi ile birlikte usulüne uygun savunma yapmadığı gibi mağdur çocuklar açısından Av. ... ...'ün vekilliğinin asıl dava dosyasında da devam ettiği, bu durumun suça sürüklenen çocuk açısından savunma açısından ve mağdur çocuklar açısından da şikayet ve katılma yönünden zaafiyet yarattığı kabul edilerek; aralarında menfaat çatışması olan suça sürüklenen çocuk ve mağdur çocukların ayrı ayrı müdafi ve vekil ataması yapılarak temsil edilmeleri gerekirken, aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38. maddesine aykırı davranılarak hüküm kurulması suretiyle," gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2019/403 Esas, 2021/1166 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Kararlar katılanlar vekilleri, Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmiştir. 4. Akabinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2022/825 Esas, 2022/1243 Karar sayılı kararı ile hükümlerin "...1-)Gerekçeli karar başlığında Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2018 gün, 2016/464 Esas ve 2018/353 Karar sayılı ilamı ile hakkında basit kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip kesinleşen ve istinaf konusu hükümle ilgili bulunmayan ...'un gösterildiği halde, eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine karar verilen ve hakkındaki hükümleri istinaf edilen sanık ...'in gösterilmemesi, 2-)Mağdur ...'in suç tarihinde ve kovuşturma aşamasında beyanının alındığı 11.10.2016 tarihinde 15 yaşından küçük olduğu ve şikayet ehliyetinin bulunmadığı, yasal temsilcisi olan babası ...'in de sanıklar hakkında şikayetçi olmadığını belirttiğinin anlaşılması karşısında, mağdur ve zorunlu vekilinin davaya katılma hakkı bulunmadığı halde ... Sürenin kamu davasına katılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, hüküm tarihinde reşit olan ve şikayete tabi olmayan eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar gören mağdur ...'in davaya katılma hakkı bulunduğundan, ...'den davaya katılma talebinin bulunup bulunmadığı sorulması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 233/1. ve 234. maddelerine aykırı davranılması, 3-)Eziyet suçunun oluşabilmesi için bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir. Somut olaya gelindiğinde ise, mağdurlar ile sanıkların Saruhanlı İlçe Koldere Mahallesinde ikamet ettikleri, sanık ...’e ait güvercinlerin 12.04.20 16... .04.2016 tarihlerinde çalınması nedeniyle sanık ...'in olayın faillerini araştırmaya başladığı, yaptığı araştırmada güvercinlerinin mağdurlar ... ve ... tarafından başka şahıslara satıldığını öğrenmesi üzerine mağdurları aramaya başladığı, 13.04.2016 günü saat 16:00 sıralarında bir sokak üzerinde karşılaştığı mağdurları motosikletine bindirerek Koldere Mahallesindeki evine götürdüğü, mağdurları tekme ve tokatla darp ettiği ve ayrı ayrı ahırlara kapatarak bir süre beklediği, sonrasında ise eve sanık ... ile hakkında ayırma kararı verilen ve ayrı kamu davası açılan suça sürüklenen çocuk ...’in geldiği, sanık ...’in mağdurlara birbirlerinin elbiselerini çıkarmalarını söyleyerek zorla soyundurduğu, çırılçıplak durumda bulunan mağdurlara birbirlerine tokat atmaları talimatını verip tokat attırarak yaralanmalarına neden olduğu, bu arada mağdurlara”insan olmasaydım, sizi birbirinize yaptırırdım“ dediği, mağdurları süründürdüğü ve ördek yürüyüşü tabir edilen yürüyüş şekli ile yürümelerini söyleyerek yürüttüğü, bu sırada elindeki sopa ile sürekli yere vurarak mağdurları korkuttuğu, olay yerinde bulunan suça sürüklenen çocuk ...’in mağdurların ağızlarına tavuk pisliği doldurduğu, sonrasında sanıklar ...ile ....ve suça sürüklenen çocuk ...’ın mağdurları tekme tokat atarak dövdükleri, saat 17:00 sıralarında sanık ...’in mağdur ...’in babası ...'i telefonla arayarak...’i hırsızlık nedeniyle kümesinde yakalaması sebebiyle dövdüğünü belirttiği, sonrasında ise sanık ...’in motosikleti ile mağdurları evlerine bıraktığı, mağdurların alınan doktor raporunda anlatımlarına uygun şekilde kollarda, dizlerde ve vücutlarının değişik bölgelerinde ekimozların tespit edildiği ve mağdurların BTM ile giderilecek şekilde yaralandığı, sanık ...’in savunmasında suçlamaları kabul etmediği ve sadece mağdurlara güvercinlerini hırsızlamaları nedeniyle tokat attığını belirttiği, diğer sanık ...’ ve suça sürüklenen çocuk ...'ın da benzer beyanda bulunarak suçlamayı kabul etmedikleri, ancak mağdurlarda oluşan yaralanmaların niteliği itibariyle yerde sürünmeye dayalı oluşacak yaralanmalar olması nedeniyle savunmaya itibar edilmediği, toplanan delillere göre sanıklar ... ve ...’in hakkında ayrıca kamu davası açılan suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte hareket ederek mağdurlar ... ve ...’a karşı insan onuruna yakışmayacak rencide edici, ördek yürüyüşü, çıplak halde birbirini dövdürme, tavuk pisliği yedirme ve çıplak haldeki mağdurlara “insan olmasam sizi birbirinize yaptırırdım” şeklindeki sözlerle tehdit ederek “çocuğa karşı eziyet” suçunu ve "cebir tehdit veya hile kullanarak çocuğa karşı birden fazla kişi ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu işledikleri iddia edilen olayda; mağdur ... ve ...'in aşamalarda alınan beyanları arasında kısmi farklılıklar bulunmakla birlikte Çocuk İzlem Merkezinde uzman huzuruyla ve Cumhuriyet Savcısı tarafından kayıt altına alınan beyanlarının esas itibarıyla birbirleriyle ve iddiaya konu olayla uyumlu olduğu gibi, olayın iddianamede belirtilen şekilde yaşandığını belirtir nitelikte bulunduğu, mağdurların olaydan hemen sonra durumu ailelerine anlattıkları ve mağdurların anne ve babalarının beyanlarının da mağdurları doğrular nitelikle olduğunun anlaşılması karşısında, mağdurların aşamalarda alınan beyanları kendilerine ayrı ayrı okunup anlatılarak aralarındaki farklılıklar giderilerek, beyanlarında geçen olayın zaman ve gerçekleşme biçimi ile hangi sanığın ne suretle eyleme iştirak ettiği hususu açıklattırılarak, mağdurlara kendilerinin götürüldüğü ve eylemlerin gerçekleştirildiği ...'in annesi ile birlikte oturduğu evi göstermeleri konusunda soruşturma aşamasında herhangi bir işlem yapılmadığı da gözetilip, gerektiğinde sanıkların kendilerini götürdükleri evin kesin biçimde saptanması için bu hususta keşif de yapılarak, mağdurların aşamalarda sanık ...'in kendilerini motosikleti ile olayın yaşandığı eve götürdüğünü ve bu hususun tanık ... tarafından görüldüğünü belirtmeleri karşısında, bu hususta bahsi geçen tanıkta dinlenip bilgi ve görgüsü saptanarak, mağdurların ... tarafından götürüldüklerini söyledikleri konutta ne kadar süre ile kaldıkları kesin biçinde tespit edilerek ve sanıkların gerçekleştirdikleri ileri sürülen eylemlerin sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlendiğinin kanıtlanması halinde ise hürriyeti kısıtlama suçunun yanında eziyet suçunun da oluşacağı gözetilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilip, eziyet suçunun oluşmaması halinde ise sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2. madde ve fıkrasında belirli basit kasten yaralama suçunu oluşturacağı gözetilerek, sanıklara eylemlerinin sübutu halinde haklarında 5237 sayılı Kanun'un 86/2. madde ve fıkrasının uygulanma ihtimali nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine göre ek savunma hakkı da verilerek hukuki durumlarının buna göre tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde atılı suçlardan beraat kararı verilmesi, 4-)Sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı eziyet suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının kabul edilmesi ve eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 86/2. madde ve fıkrasında tanımlanan basit kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; a)Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'u BTM ile giderilebilir biçimde yaralamaları eylemi yönünden, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğa isnat edilen basit kasten yaralama suçunun uzlaştırmaya tabi hale geldiği ve uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiğinin anlaşılması karşısında; 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen Esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre basit kasten yaralama suçu yönünden sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b)Uzlaştırmanın sağlanamaması halinde ise; Sanıklar ... ve ...'e isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren inceleme konusu suçların 7188 sayılı Yasa'nın 24. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesiyle düzenlenen basit yargılama usulü kapsamına alınıp, hükümden önce 19.08.2020 tarihinde 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25.06.20 20... /16 Esas ve 2020/33 sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanunu'nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan "... kovuşturma evresine geçilmiş ..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü ..." yönünden Anasaya'ya aykırı bulanarak iptal edilmiş olması, 5271 sayılı Kanun'un 2/1-f madde ve fıkrasında kovuşturmanın "İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi," kapsadığına işaret olunması ve Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olması ve hükümden sonra 14.07.2021 tarihinde 31541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7331 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz" hükmünün de ceza muhakemesinde "Derhal Yürürlük İlkesi" de gözetilerek yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren uygulanabilir olması karşısında, sanıklar ... ve ...'in hukuki durumlarının 5237 sayılı Kanun'un 2/1. ve 7/2. madde ve fıkraları uyarınca yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c)Kabule göre de; Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden sanık ... yararına, Hazine aleyhine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Akabinde; Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2023 tarihli ve 2022/449 Esas, 2023/826 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...'in çocuğa karşı eziyet suçundan, iki kere 5237 sayılı Kanun'un 96/2-a, 29/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 29/1 ve 62. maddesi uyarınca iki kere 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Kararlara karşı; sanık ... müdafii, sanık ... ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 1. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2023/2309 Esas, 2024/1480 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir. Sanık ...'in çocuğa karşı eziyet suçundan, iki kere 5237 sayılı Kanun'un 96/2-a, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 10... gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanıkların; mağdur ...'e ve ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, iki kere 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-b,f; 29/1, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık ...'in mağdurlar ...'e ve ...'a karşı eziyet suçundan, iki kere; 5237 sayılı Kanun'un 96/2-a, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Cumhuriyet savcısının temyiz talebi hususunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13.05.2024 tarihli ve 2023/2309 Esas, 2024/1480 Karar sayılı kararı ile temyiz talebinin süre yönünden 5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Eksik araştırma ile karar verildiğine, artırım maddelerinin hatalı şekilde ve az oranda uygulandığına, cezanın eksik tayin edildiğine ilişkindir. 2. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Haksız tahrik indiriminin hatalı uygulandığına; eylemin vasıflandırılmasında ve ceza tayininde isabetsizlik yapılıp eksik ceza tayin edildiğine; eziyet suçunun unsurlarının oluştuğuna, sanık savunmalarına gereğinden fazla itibar edilerek sanık lehine hüküm kurulduğuna; katılan vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 3. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Tevsi tahkikat taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğine, mağdur beyanları arasındaki açık çelişkilerin giderilmediğine, bozma sonrası alınan beyanların gerekçesiz şekilde hükme esas alınmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, keşif işleminin yetersiz ve hatalı yapıldığına, mağdurların darp bulgularının hatalı değerlendirildiğine, eziyet suçunun unsurlarının oluşmamasına rağmen mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hata yapıldığına, mağdurların yalan beyan motivasyonunun değerlendirilmediğine, akrabalık ilişkisi ve hayatın olağan akışına aykırı hususların göz ardı edildiğine, haksız tahrik hükümlerinin eksik uygulandığına, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerekirken ayrı ayrı ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 4. Sanık ...'in Temyiz İstemi Cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığına, yalnızca mağdur beyanlarına itibar edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: 1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesinin (g ve h bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere) “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin değişiklik öncesi (g) bendi ile mülga (h) bendindedeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmektedir. Bu değişiklik ile, istinaf mahkemelerince “kanun koyucunun gerekçesizlik veya savunma hakkının sınırlanmış olması gibi görünürde gerekçelerle” bozma kararları verilmesinin önüne geçme amacı açıkça ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2019/403 Esas, 2021/1166 Karar sayılı kararıyla kurulan hükümlerin istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2022/825 Esas, 2022/1243 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e,f maddesine uygun olmayan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiş ve bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2023 tarihli ve 2022/449 Esas, 2023/826 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2023/2309 Esas, 2024/1480 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2022/825 Esas, 2022/1243 Karar sayılı kararının ve bu kararın akabinde verilen kararların Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla,
Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2019/403 Esas, 2021/1166 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR 1. Sanık ... hakkında eziyet suçundan kurulan hükme yönelik incelemede 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ..., sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ..., sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2023/2309 Esas, 2024/1480 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde karar verildi. ...