Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/280 E. 2026/321 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/280
- Karar No
- 2026/321
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 69-137
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar ..., ..., ...'in nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine ilişkin Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.02.2018 tarihli ve 74-104 sayılı hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 26.06.2018 tarih ve 1283-1658 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.10.2019 tarih, 2070-4104 sayı ve oy çokluğu ile; "...Oluşa, dosya kapsamına, özellikle katılanlar ... ... ve ... ...'nin kolluk tarafından alınan oluşa uygun beyanları, 11.12.2016 tarihli HTS inceleme tutanağı ve 07.06.2017 tarihli bilirkişi raporlarına göre; sanık ...'nin suça sürüklenen çocuk ..., sanıklar ... ve ... ile tanık ...'nın babası, sanık ...'in ise amcası olduğu, maktulün ise ...'nın eşi ve ...'nin gelini olduğu, ...'nın olay tarihine kadar yaklaşık sekiz yıldır cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, bu süre zarfında maktul ... ile ...'nin eşi tanık ... arasında bir gönül ilişkisi başladığı, bu arada maktulün bir kız çocuk dünyaya getirdiği, çocuğun doğum tarihini de göz önünde bulunduran ve maktulün bu ilişkisinden emin olan aile fertleri, doğan çocuğun ...'dan olmadığını iddia ettikleri, sanıkların aldıkları karar uyarınca önce ...'yu öldürmeyi planladıkları, kendisinin öldürüleceği kararını öğrenen ...'nun yaşadığı Mersin ilini terk ederek sanıklardan kaçmak için İstanbul'a gittiği, ...'nun İstanbul'da olduğunu tespit eden sanıklar ..., ... ve ... ...'nin, olaydan sekiz gün evvel, ...'yu bulmak için İstanbul'a gittikleri, orada bulunan sanık ... ile de bir araya gelerek öldürmek amacıyla ...'yu aradıkları, ancak eylemlerini gerçekleştirmeden hep beraber Mersin'e dönmelerinin ardından, bu kez maktulü öldürmeye karar verdikleri, bu görevi 'fail' sıfatıyla yerine getirmesi için yaşı küçük olan ...'ü görevlendirdikleri, olay günü maktulün eşini cezaevinde ziyaret edeceğini öğrenen sanıkların verdikleri talimat üzerine, cezaevinin yakınındaki kahvehaneye gidip maktulü beklemeye başlayan suça sürüklenen çocuk ...'ün, yaklaşık bir saatlik bir bekleyişin ardından, kardeşi tanık ... ile birlikte cezaevinin kapısına doğru ilerleyen maktulü bıçaklayarak öldürdüğü, sanıkların eylemlerini gerçekleştirmeye olay tarihinden önce karar verdikleri, kararlarından dönmeyip ısrar ederek, kararları ile icrası arasında makul bir süre geçtikten sonra eylemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılan olayda; Sanıklar ..., ... ve ...'in sübut bulan tasarlayarak ve töre saiki ile kasten öldürmeye çocuğu azmettirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 38/2-1, 82/1-a-k maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi,..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyeleri ... ve ...; "Sanıklar ..., ... ve ...'in, maktul ...'yı öldürmesi için suça sürüklenen çocuk ...'ü azmettirdiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, açık delil elde edilemediği, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasının doğru olduğu..." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Bozmaya direnen Mersin 1. Ceza Dairesince 08.04.2021 tarih ve 69-137 sayı ile; "...Sanıkların aşamalarda değişmeyen ve suçlamaları reddeden savunmaları, SSÇ ...'ün savunması, sanıkların SSÇ'yi, maktül ...'yı öldürmeye azmettirdiğine dair; tanık beyanı ve sair başkaca bir delilin bulunmayışı, sanıklar arasındaki yoğun telefon görüşmelerini yansıtır HTS kayıtlarının tek başına sanıkların SSÇ'yi, maktül ...'yı öldürme eylemine azmettirdiğine dair delil teşkil etmeyeceği, SSÇ'nin töre saikiyle ve aile meclisinin aldığı bir kararın icrası kapsamında hareket ettiğini ve sanıkların da SSÇ'yi töre saiki ile öldürmeye azmettirdiğini gösterir mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği..." şeklindeki gerekçeye dayanılarak sanıkların önceki hükümler gibi nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de Cumhuriyet Savcısı ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2022 tarih ve 99257 sayılı bozma istemli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.05.2023 tarih, 8891-2846 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıkların maktule yönelik nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçuna azmettiren sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesine ilişkin olup bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince sanıklar hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu husus öncelikle değerlendirilmiştir. III. ÖN SORUNA VE UYUŞMAZLIK KONUSUNA İLİŞİN BİLGİ VE BELGELER İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen otopsi raporuna göre; vücudunda yedi adet kesici delici alet yarası mevcut olan maktulün kesin ölüm nedeninin, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama olduğu, 11.01.2016 tarihli HTS inceleme tutanağına göre; sanıkların GSM hatlarının olay tarihinde Mersin Ceza İnfaz Kurumu civarındaki baz istasyonu bölgesinde olduğuna dair emare bulunamadığı, 07.06.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; 17... Eylül 2016 tarihlerinde maktulün eşi ..., maktulün kayınbabası sanık ... ve maktulün kız kardeşinin eşi sanık ...'in sürekli iletişim hâlinde oldukları, Sanıklar ..., ... ve ...'in GSM hatlarının HTS kayıtlarına göre; baz istasyonu bilgilerine göre sanık ...'nin 10.09.2016 tarihinde İstanbul'da olduğu, sanıklar ..., ... ve ...'in ise 18.09.2016 tarihinde 10. 53... .34 saatleri arasında aynı adreste bulundukları, Anlaşılmıştır. Katılan ... ... soruşturma evresinde bilgi sahibi sıfatıyla alınan ifadesinde; maktul ile birlikte maktulün eşi ...'yı ziyaret için cezaevine gideceklerinden eşi olan sanık ... ile maktulün kayınpederi olan sanık ...'nin bilgi sahibi olduklarını, maktulün kendisinden, sanık ... tarafından yasak aşk nedeniyle hakkında ölüm emri verildiğini duyduğu, olay öncesi sanık ... ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün ...'yu öldürmek için İstanbul'a gittiklerini, silahla ateş etmelerine rağmen öldürmediklerini, sanık ...'nin ağzından ''Bir adamı öldüremediniz!'' lafını duyduğunu, 02.11.2016 tarihinde kollukta şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde; aynı konuda tanık olarak anlattıklarının doğru olmadığını, annesi tarafından kendisine baskı yapıldığı için o şekilde ifade verdiğini, kardeşi olan maktulün öldürülmeden önce sıkça kendilerini ziyarete geldiğini, bu görüşmeleri esnasında maktulün, görümcesi olan ...'nin eşi ... ile yaptığı telefon görüşmelerine tanık olduğunu, ne görüştüklerini sorduğu ablasının kendisine cevap vermediğini, ... tarafından ilk defa ortaya atılan dedikoduya göre maktulün o dönem karnında bulunan ...'in babasının, ...'nin eşi ... olduğunu duyduğunu, bu dedikodu sonrası ...'nun Mersin'i terk ettiğini, ...'nun öldürülmesi için Mersin'den gelen ya da giden herhangi bir kimse olduğunu duymadığını, dedikodu çıktıktan sonra eşi olan sanık ... ve kayınpederi ... ...tarafından maktul ile görüşmesinin yasaklandığını, olay öncesinde maktulün kendisini telefonla arayıp ...'yı cezaevinde ziyaret etmeye birlikte gitme teklifinde bulunduğunu, maktulün ve kendisinin küçük çocuklarını yanlarına alarak dolmuşla cezaevi önüne gidip ziyaret sırasını beklediklerini, çocuğuna mama yapmak için yakında bulunan bir kahveden sıcak su almak üzere ablasından uzaklaşıp geri döndüğünde, kendisinden on on beş metre ileride maktul ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ü konuşurlarken gördüğünü, adı geçenlerin ne konuştuklarını duymadığını, biraz daha yaklaşınca tartıştıklarını gördüğünü, maktulün inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...' e ''Senin burada ne işin var, şerefsiz!'' dediğini, ...'ün ise ''Abime para yatırmaya geldim.'' şeklinde yanıt verdiğini, karşılıklı küfürleşmenin ardından inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün maktulü bıçaklayıp koşarak olay yerinden kaçtığını, bu olayın eşinin ailesi tarafından planlanmış olmayıp, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... tarafından aniden gerçekleştiğini, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... veya onun ailesinden biriyle görüşe giderken maktule eşlik edeceğine dair bir konuşma yapmadığını, olay öncesi sanık ... ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün, ...'yu öldürmek için İstanbul'a gitmediklerini, kendisi ve eşinin İstanbul'da olmadıklarını, sanık ...'nin ağzından "Bir adamı öldüremediniz!'' lafını duymadığını, Mahkemede ise; maktulün kendisine küfretmesi sebebiyle arkadaşlarının yanında utanan inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün, üzerindeki bıçağı çıkarararak maktule vurduğunu, eşi olan sanık ...'in olay tarihinde İstanbul'da olduğunu, Şikâyetçi ... ... soruşturma evresinde bilgi sahibi sıfatıyla alınan ifadesinde; maktulün kızı olduğunu, diğer kızı ... ve onun eşi sanık ...'in İstanbul'da yaşadıklarını, maktulün kayınbabası ve kayınları olan diğer sanıkların hazırladıkları cinayet planı doğrultusunda kızı ... ... ve sanık ...'in İstanbul'dan Mersin'e özellikle geldiklerini, ... ve ...'in telefondaki ısrarları üzerine maktulün eşini ziyarete gitmeye karar verdiğini, Savcılıkta; maktulün dokuz sene önce ... ile evlendiğini, ...'nın yaklaşık yedi sekiz yıldır cezaevinde olduğunu, maktulün bu süre zarfında kayınbabasının yanında kaldığını ve görümcesi ...'nin baskısıyla hırsızlık yaptığını, ancak sonrasında bunu istemediğini kayınbabasına ve görümcesine söylediğini, ...'nin ''Eğer hırsızlığa gitmezsen, seni öldürtürüm!'' diyerek maktulü tehdit ettiğini duyduğunu, bu tehdidin ardından kızının adli makamlara şikâyette bulunduğunu, bu durumu öğrenen ...'nin, maktulün eşi ...'nın açık görüş günlerine giderek, kızı hakkında kendisini aldattığına dair dedikodu yaptığını, maktulün öldürülmesinin tamamen planlı olduğunu, Mahkemede ise; kızının ölümüyle ilgili emrin görümcesi ... tarafından verildiğini, suça sürüklenen çocuk ...'ü görümcesi ...'nin azmettirdiğini, telefon açıp, kendisine "Senin kızını öldürteceğim!'' dediğini, Şikâyetçi ... soruşturma evresinde; damadı olan ...' nın açık cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunu, izinli olarak çıktığında eşi maktul ile birlikteliğinden torunu ...'in dünyaya geldiğini, maktulün, görümcesi ... tarafından hırsızlığa zorlandığını, bir defasında ... ve ...'nin girdikleri evden yüklüce altın çaldıklarını, ancak ... tarafından maktule yalnızca 1.000 TL pay verildiğini, maktulün kendisini ihbar edeceğini söylemesi üzerine ... ile arasında husumet oluştuğunu, bunun üzerine ... tarafından cinayet tarihinden üç dört ay kadar önce eşi ... ile maktul arasında ilişki olduğuna ve ...'in bu yasak ilişkiden doğduğuna dair iftira atıldığını, bu iftira sonrası eşi ...'nın ailesinden ölüm tehditleri alan maktulün şikâyette bulunarak Tarsus ve Mersin'deki kadın sığınma evlerinde kaldığını, maktulün sanık ... ve yakınlarının planları doğrultusunda inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... tarafından öldürüldüğüne inandığını, Tanık ...; tarafları tanımadığını, olay hakkında bilgisi olmadığını, Tanık ...; maktul ile ... arasında ilişki olduğuna dair dedikodu çıktığını, bu dedikodu öncesi Mersin'de oturan ... ve ...'nun İstanbul'a taşındıklarını, ... ... ve onun eşi olan sanık ...' in de cinayet olayından önce İstanbul ilinde yaşadıklarını, Tanık ...; maktulün ...'dan hamile kaldığını duyduğunu, ...'yu öldürmek için aileden kimsenin İstanbul'a gidip geldiğini bilmediğini, Tanık ... (...) ...; maktulün ağabeyi ...'nın eşi olduğunu, ağabeyi ... cezaevinde olduğu için maktulün, amcası ...'in evinde kaldığını, ...'nın cezaevinden izinli çıktığı zamanlarda eve gelip gittiğini, ablası ... ve ...'nun evli olduklarını, ... ile yengesi maktul arasında yasak aşk dedikodusu çıktığında maktule telefonda ''Çocuk kimden?'' diye sormadığını ve bu konuyu maktulün annesi ... ile telefonda konuşmadığını, Tanık ...; cezaevinin karşısında babasının çay ocağı olduğunu, kendisinin de o sırada çay ocağında babasının yanında bulunduğunu, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün çay ocağına geldiğini, çay içtiğini, sakin göründüğünü, aradan beş on dakika geçtikten sonra kalkarak karşı tarafa cezaevine geçtiğini, daha sonra bağırışmalar duymaya başladığını, müdahale etmek için olay yerine gittiğini, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün ''Yengemdir karışmayın!'' dediğini, namus meselesi olduğunu düşünerek olaya müdahale etmediğini, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ile maktulün öncelikle laf dalaşına girdiklerini, maktulün inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'e bir iki kez tokat atığını gördüğünü, sonra inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün maktule tepki vermeye başladığını, ancak elinde bıçak görmediğini, maktul geriye çekildiğinde yaralandığını gördüğünü, bıçaklama anına tanık olmadığını, maktul yerde yatarken inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün elindeki bıçağı yere attığını ve kaçmaya başladığını, Tanık ...; cezaevi yakınlarında seyyar çaycı olduğunu, 50-60 metre ilerde bir kadın çığlığı ile imdat sesi duyduğunu, kadının elinde bir çocuk olduğunu görünce çocuğu kadının elinden aldığını, bu sırada inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün kadına bıçakla vurduğunu, oğluyla beraber olaya müdahale ettiklerini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ...; maktulün, abisi ...'nın eşi olduğunu, ...'nın hükümlü olarak cezaevinde bulunduğunu, olay tarihinde abisine para götürmek üzere ceza infaz kurumuna gittiğinde maktulü gördüğünü, maktulün yanına gelerek sinirli bir şekilde ''Sizin başınıza çok ipler takacağım, sizin burnunuzu yere sürteceğim, sizin başınızı yerden indirmeyeceğim!'' diyerek suratına tükürdüğünü, o kadar insanın ortasında ''Siz adam mısınız?'' diye bağırdığını, bu hakaretlere canının sıkıldığını ve gözünün döndüğünü, birden yanında taşıdığı bıçağı çıkararak rastgele salladığını, bıçağın maktulün neresine geldiğini bilmediğini, sonra olay yerinden kaçtığını, bu olay ile ilgili kimsenin kendisine telkin ve tavsiyede bulunmadığını, öldürme gibi bir niyetinin olmadığını, maktulün bir süredir başka bir şahıs ile ilişkisi olduğuna dair arkadaşlarından dedikodular duyduğunu, fakat maktulü bu nedenle öldürmediğini, Mahkemede ise; yasaklı madde aldığı yönünde maktulle ilgili dedikodu duyduğunu, maktulün erkeklerle gezdiği konusunda ise bir duyum almadığını, İnceleme dışı sanık ... ...; çevrede ...olarak bilindiğini, üç dört aydır İstanbul'da oturduğunu, öncesinde Mersin ilinde bulunduğunu, tam tarihini hatırlamadığı bir gün kendi evinde eşi olan ... ile maktulü yatakta birlikte olurlarken gördüğünü, bu nedenle şikâyetçi olduğunu, sonrasında da boşanmak için başvuruda bulunduğunu, maktulü öldürmesi konusunda kimseyi azmettirmediğini, maktulü hırsızlık yapması için de zorlamadığını, babası olan sanık ...'nin de kimseyi azmettirdiğini duymadığını, İfade etmişlerdir. Sanık ... savcılıkta; maktulün yaklaşık sekiz yıldır cezaevinde olan oğlu ...'nın resmî nikahlı eşi olduğunu, oğlu cezaevine ilk girdiğinde maktulün kendileriyle birlikte kaldığını ancak son bir yıldır eve gelmediğini, oğlundan bir çocuğu olduğunu, daha sonra maktulün hamile kaldığını öğrendiklerini, başka bir şahıstan hamile kaldığı konusunda şüphe duyduklarını, doğan bu çocuğu aile olarak kabul etmediklerini, sonradan maktul ile damadı ... arasında ilişki olduğunu öğrendiklerini, fakat gelinlerine zarar vermeyi düşünmediklerini, olay tarihinde oğlu olan inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün bir kişiyi yaraladığını emniyetten öğrendiğini, bu olay ile ilgili hiçbir şekilde oğluna talimatı, telkini ya da azmettirmesi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sorguda; maktulün anne ve babasına doğan çocuk için DNA testi yaptırmayı teklif ettiklerini, ancak dünürlerinin bunu kabul etmediklerini, ...'yu hiç aramadıklarını, ... ve maktul ile ilgili çocuklarının yanında tahrik edici bir konuşma yapmadığını, sadece ''Allah'tan bulsunlar!'' dediğini, olayın meydana geldiği gün inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ü hiç görmediğini, Mahkemede; alacağı olduğu için olay tarihi itibarıyla İstanbul'a gidip döndüğünü, Sanık ...; maktulün, baldızı olduğunu, bu olayla ilgili kimseyi azmettirmediğini, olay yerinde kendi eşinin de olduğunu, kötü bir şey olacağını bilmesi hâlinde eşini maktul ile göndermeyeceğini, Sanık ...; olayla ilgisinin olmadığını, ... ile maktül arasında bir ilişki olup olmadığını bilmediğini, böyle bir şeyi duymadığını, maktulün doğurduğu çocuğun eşinden olmayıp ...'dan olduğu ile ilgili kardeşlerinden duyum aldığını, ancak ... ve ... ile bir araya gelip ... ... tarafından yapılan maktulün öldürülmesine yönelik konuşmaya katılmadığını, ...'yu öldürmek amacıyla İstanbul'a gittiği iddiasının da doğru olmadığını, kayınpederinin İstanbul'da yaşadığını, onu ziyaret etmek ve çalışmak amacıyla İstanbul'a sık sık gittiğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanıklar hakkında eksik araştıma sonucu karar verilip verilmediği; 1- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve 421-489 sayı, 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kararları ile müstakâr diğer kararlarında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. 2- Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Olay tarihinde maktulün eşi ...'yı ziyaret etmek için kız kardeşi olan katılan ... ile birlikte cezaevine gitmeye karar verdiği, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün ise maktul ve katılan ... gelmeden yaklaşık bir buçuk saat önce cezaevinin bulunduğu yerdeki kahvehaneye geldiği, maktulün katılan ... ile saat 12.45 sıralarında Mersin Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun önünde minibüsten inerek eşi ...'nın bulunduğu Mersin Açık Ceza İnfaz Kurumuna yöneldiği, maktulün geldiğini gören inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün ise oturduğu kahvehaneden kalkıp maktule doğru yönelerek, otopsi raporunda belirtildiği üzere onu yedi yerinden bıçakladığı ve olay yerinden kaçtığı, maktulün kesici delici alet yaralanmasına bağlı olarak iç organ kanaması neticesinde hayatını kaybettiği, sanıkların, maktulü öldürmesi konusunda inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ü azmettirdikleri iddia edilen olayda; Maktulün annesi katılan ... ..., soruşturma evresinde Cumhuriyet başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde; eşi uzun süredir cezaevinde olan maktulün, görümcesi ... ...'ın baskısı nedeniyle hırsızlık yaptığını, maktulün hırsızlık yapmak istemediğini söylemesi üzerine görümcesi tarafından ''Eğer hırsızlığa gitmezsen, seni öldürtürüm!'' diyerek tehdit edildiğini, bu tehdit sebebiyle adli makamlara başvuruda bulunan maktulün kadın sığınma evine yerleştirildiğini, başvuruyu öğrenen ...'nin, eşi ... ile maktul arasında ilişki olduğu dedikodusunu çıkarması üzerine de maktulün kendi yanında kalmaya başladığını beyan etmiştir. Maktulün 30.05.2016 tarihinde ... ...isimli kız çocuğunu dünyaya getirmesi üzerine söylentilerin daha da arttığı, ancak maktulün eşi ...'nın bu dedikodulara inanmadığı ve maktulle görüşmeye devam ettiği anlaşılmıştır. Maktulün babası şikâyetçi ..., cezaevinden zaman zaman izinli çıkması nedeniyle bebeğin babasının ... olduğunu öne sürmüş, sanık ... ise bebeğin ...'dan olup olmadığını öğrenmek için DNA testi yaptırmak istediklerini, ancak maktulün ailesince bunun kabul edilmediğini, yine de maktul ve ailesiyle bu konuda hiçbir tartışma yaşamadıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla maktulün dünyaya getirdiği çocuğun babasının ... olup olmadığının tespiti açısından DNA testi yapılmasının, uyuşmazlığın çözümüne herhangi bir katkı sağlamayacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle de sanıklar hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulmadığının kabulü gerekmektedir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklar hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. B. Sanıkların maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçuna azmettiren sıfatıyla katılıp katılmadıkları; 1- İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 19.11.2025 tarihli ve 253-486; 08.01.2025 tarihli ve 400-1; 20.03.2024 tarihli ve 456-126; 02.10.2024 tarihli ve 331-275 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise bu takdirde azmettirme değil, artık TCK'nın 39/2. maddesi kapsamında manevi yardım söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın, eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur. İştirak şekillerinden biri olan azmettirme; "belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanması" (Yargıtay CGK,16.02.2010, 2009/1-251 E.,2010/25 K.) olarak tanımlanmıştır. Ancak kasten işlenen bir suça azmettirme mümkündür. Azmettirenin de kasten hareket etmesi, bu kastın, failde belli bir suçu işleme hususunda karar oluşturmayı, suçu bu kişi tarafından işlenmesi hususunu kapsaması gereklidir. Kast müşahhas olmalı, işlenecek suçun ve mağdurun somut olarak belirlenmesi gereklidir. Fiilin esaslı unsurları veya ana hatlarla somutlaştırılmış olması zorunlu ve yeterlidir. Suçun icrai tarzına ilişkin ayrıntıları işlenecek yerin ve zamanın tayinine gerek yoktur. "...Azmettiren asıl failde belli bir suçu işleme istek ve kararını yaratma kastı ile hareket etmeli, bir kimseyi suça yöneltmeyi bilmeli ve istemelidir. Bu sebeple azmettiren, belli bir suçu başkasına işletmek maksadıyla hareket etmelidir..." (Dönmezer, Sulhi – Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt:II, DER Kitabevi, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 833). Diğer yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığın cezalandırılması, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm verilmesi anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). 2. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Değerlendirme Ön sorun değerlendirilirken ayrıntılarına yer verilen olayda; Maktule yönelik öldürme eylemini bizzat gerçekleştiren inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ..., hiçbir aşamada sanıklardan herhangi birinin kendisini bu suça azmettirdiğine dair anlatımda bulunmamış, bilakis istikrarlı bir şekilde; olayın aniden geliştiğini, maktulün kendisine hakaret etmesi üzerine sinirlenerek onu öldürdüğünü ve eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ileri sürmüştür. İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ün öldürme eylemine maddi veya manevi herhangi bir katkıda bulunmadıklarını savunan sanıkların yanı sıra olayı doğrudan gören tarafsız tanık ...'ın inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ile maktulün bıçaklama olayı öncesinde laf dalaşına girdikleri yönündeki anlatımı da sanık savunmalarını desteklemiştir. Maktul ile yasak ilişki yaşadığı iddia edilen ...'nun İstanbul'da olduğunu öğrenen sanıkların adı geçeni öldürmek için olaydan bir hafta önce İstanbul'a gittikleri, onu öldüremeyince maktulü öldürmeye karar verdikleri yönündeki iddiaların ve bu iddialara kanıt olarak sunulan sanıkların cep telefonlarının10.09.2018 tarihinde İstanbul'dan sinyal aldığı yönündeki HTS kayıtları ise ancak ...'ya karşı olası bir eylemin delili sayılabilecek nitelikte olup maktule yönelik eylem yönünden bir ispat vasıtası olarak değerlendirilemeyecektir. Hâl böyle iken, maktulün kardeşi katılan ... ve annesi ...'in aşamalarda farklılık gösteren ve bir biri ile çelişen beyanları haricinde, sanıkların savunmalarının aksini kanıtlayan herhangi bir delile ulaşılamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahallinde tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların müsnet suçu işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıkların nitelikli kasten öldürme suçuna azmettiren sıfatıyla katıldıklarının sabit olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Mersin 1. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarih ve 69-137 sayılı direnme kararına konu hükmündeki, sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan verilen beraat kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, ön sorun bakımından 06.05.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede; asıl uyuşmazlık yönünden ise ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 20.05.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.