Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/252 E. 2026/303 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/252
Karar No
2026/303
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 249-600

I. HUKUKİ SÜREÇ Sanıkların intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2012 tarih ve 71-583 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.11.2014 tarih ve 1034-4978 sayı ile; "...Olayda kullanılan silah ve dava dosyasının Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilerek; ölen ...'ın söz konusu silahla kendisine ateş etmek suretiyle otopsi raporunda belirtilen ateşli silah yarasını meydana getirip getiremeyeceği konularında rapor aldırılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine, sanıklar ... ve ...'nin intihara yönlendirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 84/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna; sanık ...'in ise aynı suçtan aynı Kanun'un 84/2, 2 66... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2015 tarih ve 497-348 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.04.2017 tarih ve 1074-1022 sayı ile; "...Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; çocuk yaştaki maktule ...'yı intihara yönlendirme suçlarından açılan kamu davasına, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince katılma hakkı olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını temsilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ilgili İl müdürlüğüne davanın ihbarı ve gerekçeli kararın tebliği, verilirse temyiz dilekçesi ve bu durumda düzenlenecek ek tebliğnameyle birlikte Dairemize iadesi için, dosyanın incelenmeksizin mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine," karar verilmiştir. Tevdi kararı sonrası ... vekili tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.11.2018 tarih ve 1621-4699 sayı ile; "...Sanıklar ..., ... ve ... ... hakkında intihara yönlendirme suçlarından açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasanın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 2 33... . maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMUK'un mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine, intihara yönlendirme suçundan sanıklar ... ve ...'nin TCK'nın 84/2, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna; sanık ...'in ise aynı Kanun'un 84/2, 266, 62... . maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.05.2019 tarih ve 436-211 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.02.2021 tarih, 1621-4699 sayı ve oy çokluğu ile; "...Olaydan bir gün önce ölen ...'ın ... ile kaçtığı, ertesi gün sabah saatlerinde ...'ın ... tarafından babası sanık ...’e teslim edildiği, sanık ...'in ise ...'ı ailesine teslim etmek üzere yanında tanık ... ile birlikte maktulün abisi ve babası olan diğer sanıklar ... ve ...'ın evlerine götürdüğü, sanık ...'ın ...'in üzerindeki tüfeği almaya yeltenerek kızı ...'a "Kendini kime s..ktirdin, senin ölmen gerekirdi, o..pu!" şeklinde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, abisi sanık ...'nin de ölen ...'a hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, akabinde ...'ı eve aldıkları ve birkaç saat sonra ...'ın sanık ...'e ait kaleşnikof marka tüfekle kendisine ateş ederek hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; öldürme eyleminin sanıklar tarafından gerçekleştirildiği şüphe de kalsa da; sanıkların olay öncesi ...'a saldırıp "Senin ölmen gerekirdi." şeklinde tehdit içeren sözler sarf etmeleri, zorlayıcı nitelikte cebir uygulamaları, olayın gerçekleştiği yörede namus kavramına verilen değer göz önünde bulundurulduğunda sanık ...'e ait korucu silahının maktulenin olduğu odaya bırakılması, bu suretle maktul üzerinde tahakküm kurularak intihara mecbur edilmesiyle birlikte maktulün yaşı ve içine düştüğü ruhsal ve fiziksel baskı durumu dikkate alındığında, sanıklar hakkında TCK'nin 84/4. maddesinde yazılı intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu intihara yönlendirme suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Muhalefetimizin içeriği maktulenin intiharı olayında sanıkların onu intihara azmettirdiği mi yoksa intihara mecbur mu bırakıldığının tespitine yöneliktir. Yerel Mahkeme bu dosyada üç kez yargılama yapmış, ilk yargılamada her bir sanığın müsnet suçtan delil yetersizliğinden ayrı ayrı beraatlerine Dairemizce yapılan bozmalar sonrası yapılan incelemeler sonucu iki kez de her bir sanığın maktuleyi intihara azmettirdiklerinden bahisle TCK'nin 84/2. maddesi gereği ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Yüzyüzelik ilkesi gereği olayın sanıklarını tanıklarını dinleyen, delillere dokunan olay yerinde keşif yapan tarafların konumlarını, gerçekleşen olayda sanıkların sorumluluklarını takdir eden ve neticeten sanıkların maktulün intihar etmesine onu cebir veya tehditle mecbur kılmadıkları anca onu intihar etmeye azmettirdikleri (intihar kararı almasının sağladıkları) kanaatinde olan iki farklı heyet kararının doğru olduğunu, maktulenin intihara mecbur bırakıldığı şeklindeki kabulün dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun doğru olmadığını düşünmekteyim. TCK 84/2'de intihara azmettirmek düzenlenmiş olup intihar niyeti ve iradesi olmayan kişinin intihar etme kararı almasını temin eden kişiler bu suçtan cezalandırılmaktadır. TCK 84/4. maddede düzenlenen intihara mecbur bırakmada ise maktule intihar dışında başkaca bir çıkış yolu bırakmamayı kullanılan cebrin boyutuna göre maktule intihar dışında başka bir çıkış yolu kalmaması nedeniyle intihar ile hayatına son vermeyi düzenlemektedir. Olayımızda maktulenin sanıklar veya başka 3. kişilerce darp edilmediği, ancak evden kaçması nedeniyle ailesinin baskısına ve tehdidine maruz bırakıldığı, anlaşılmakla sanıklarca maktulenin intihar etmek dışında çıkış olmadığını düşünmesini gerektirecek içinden çıkılması imkansız bir halde olduğunu düşündürecek maddi bir bulgu yoktur. Maktulede darp cebir izi olmaması da bunu desteklemekte olup sanıklar aleyhine yorum yoluyla maktulenin intihara mecbur bırakıldığını kabul etmenin şüpheden sanık yararlanır şeklinde ifade edilen Ceza Hukukunun değişmeyen yerleşik kuralına aykırı olduğunu düşündüğümden Dairemizin çoğunluk görüşüne karşıyım." gerekçeleriyle karşı oy kullanmıştır. Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 25.11.2021 tarih ve 436-211 sayı ile; "TCK 84/2'de intihara azmettirmek düzenlenmiş olup intihar niyeti ve iradesi olmayan kişinin intihar etme kararı almasını temin eden kişiler bu suçtan cezalandırılmaktadır. TCK 84/4. maddede düzenlenen intihara mecbur bırakmada ise maktule intihar dışında başkaca bir çıkış yolu bırakmamayı kullanılan cebrin boyutuna göre maktule intihar dışında başka bir çıkış yolu kalmaması nedeniyle intihar ile hayatına son vermeyi düzenlemektedir. Olayımızda maktulenin sanıklar veya başka 3. kişilerce darp edilmediği, ancak evden kaçması nedeniyle ailesinin baskısına ve tehdidine maruz bırakıldığı, anlaşılmakla sanıklarca maktulenin intihar etmek dışında çıkış olmadığını düşünmesini gerektirecek içinden çıkılması imkansız bir halde olduğunu düşündürecek maddi bir bulgu yoktur. Maktulede darp cebir izi olmaması da bunu desteklemekte olup sanıklar aleyhine yorum yoluyla maktulenin intihara mecbur bırakıldığını kabul etmenin şüpheden sanık yararlanır şeklinde ifade edilen Ceza Hukukunun değişmeyen yerleşik kuralına aykırı olduğu göz önüne alındığında mahkememizce yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 23/05/2019 tarih, 2018/436 esas ve 2019/211 karar sayılı kararında oy çokluğu ile direnilmesine, (hakim 219426 muhalefeti ile), sanıklar ..., ... ve ...'nın üzerlerine atılı fikir ve eylem birliği içinde intihara yönlendirme suçu sübuta ermekle her üç sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 84/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği zaman ve yer gözetilerek takdiren alt sınırdan cezalandırılmalarına, sanıkların sabıkasız geçmişi ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine göz önünde bulundurularak haklarında TCK'nın 62.maddesinin uygulanmasına, ayrıca emanette bulunan kalashnikov marka silahın sanık ...'in görevi gereği elinde bulundurduğu gözetilerek sanık ... hakkında verilecek cezada TCK'nın 266 maddesi uyarınca artırım yapılmasına, emanette kayıtlı olup maktülün ölüm olayında kullanılan ve sanık ...'e korucu olması nedeniyle verildiği anlaşılan kaleşnikof marka silah, bu silaha ait şarjör, fişek ve eklerinin, silahı sanığa zimmetleyen kuruma iadesine karar verilmiştir." gerekçesiyle bozmaya direnerek sanıkların önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar vermiştir. Bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2023 tarihli ve 25192 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.04.2023 tarih ve 1072-2264 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin ve temyizinin kapsamına göre inceleme, sanıklar ..., ... ve ...'in maktule yönelik intihara yönlendirme suçundan kurulan hükümlere sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin TCK'nın 84/2. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçunu mu yoksa aynı Kanun'un 84/4. maddesinde düzenlenen intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olup, Ceza Genel Kurulu müzakereleri sırasında sanıkların eylemlerinin sabit olup olmadığının tartışılması gerektiğinin öne sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca bu husus da öncelikle değerlendirilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 25.01.2010 tarihli raporuna göre; maktulün üzerinde bulunan sperm örnekleri ile tanık ...'den alınan kan örneklerinden elde edilen DNA'ların uyumlu olduğu, Ölü muayene ve otopsi tutanağına göre; maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kot kırığı ile birlikte iç organ yaralanması, iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği, yapılan hymen muayenesine göre saat 6 hizasında kaideye varan eski yırtık tespitiyle maktulün bakire olmadığı, ... İlçe Jandarma Komutanlığının 31.07.2009 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; olay yerinin ... köyünde ...'ya ait ev olduğu, eve girildiğinde evin 3 oda 1 salon, 1 banyo ve 1 tuvaletten oluştuğu, olayın eve girişe göre soldan ikinci odada gerçekleştiği, kapalı olan kapı açıldığında ön kısımda ...'ya ait cesedin bulunduğu, maktulün baş kısmının batı, ayaklarının ise kuzey istikametine doğru yaklaşık 45 derecelik açı ile kıvrık olduğu, sol kol yanında vücuduna paralel bir şekilde yerde 66... seri nolu kaleşnikof marka piyade tüfeğinin bulunduğu, bu silahın ... köyünde GKK olarak görevli ... oğlu ...'a ait olduğu, tüfeğin şarjörünün takılı vaziyette, emniyetinin açık durumda bulunduğu ve tek atış konumunda olduğu, seyyar dipçiğinin kapalı olduğu, tüfek üzerinde tozlama metoduyla yapılan parmak izi araştırmasında herhangi bir ize rastlanmadığı, tüfeğin şarjörünün çıkartıldığı ve boşaltılmak istendiğinde fişek yatağında fişek bulunmadığı, bu sebeple silahın daha sonradan başka birisi tarafından boşaltılmış olduğu, maktulün göğsünün orta kısmında ateşli silahla oluştuğu değerlendirilen parçalanma izinin olduğu, oda içerisinde yapılan incelemede odaya girişe göre karşı duvarda bulunan yerden yüksekliği 60 cm olan pencerenin ön kısmında oda içerisinde zeminde kaleşnikof piyade tüfeğine ait bir adet boş kovan olduğu, maktulün üst giysilerinin altında yakınları tarafından yaranın üzerine kanamayı durdurmak amacıyla bez parçalarının tampon yapıldığı, doktor eşliğinde maktulün elbiselerinin çıkarıldığı, maktulün sol el iç kısmında CAONON olarak okunan tükenmez kalemle yazılmış bir yazı tespit edildiği, maktulün göğüs orta kısmında ateşli silah yarasının bulunduğu, yaranın etrafında daire şeklinde yaklaşık 1 cm kalınlığında siyah renkli barut lekelerinin bulunduğu, maktulün ters çevrilmesini müteakip sırt kısmının sol tarafında bir adet mermi çıkış deliğinin tespit edildiği, vücuttan mermi çıkış deliği olduğunun belirlenmesi üzerine oda içerisinde mermi çekirdeği aranmış olup yapılan inceleme ve araştırma sonucunda odada, duvarlarda, tavanda, zeminde ve yığın hâlinde bulunan yatak ve yastıklar içerisinde mermi çekirdeği saptanmadığı, bu sebeple çekirdeğin odaya girişe göre karşı duvarda bulunan ve açık durumdaki pencereden dışarı çıkmış olabileceğinin değerlendirildiği, maktul üzerinden çıkan elbiselerin atış mesafesinin tayini için muhafaza altına alındığı, olay yerinde bulunan tüfek ve bir adet boş kovan ile şarjöründe takılı bulunan 29 adet fişeğe gerekli balistik inceleme için el konulduğu, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının 09.09.2009 tarihli ekspertiz raporuna göre; 66... numaralı silahın 7, 62... mm çap ve tipinde fişek atan, Bulgaristan yapısı, Kalashnikov marka, açılır-kapanır dipçikli, yarı ve tam otomatik ateşleme sistemlerine sahip bir tüfek olduğu, incelenmek için gönderilen 7, 62... mm çap ve tipinde 1 adet kovan ile aynı çapta deforme 1 adet mermi çekirdeğinin, tetkik konusu tüfekten elde edilen mukayese kovan ve mermi çekirdekleri ile mikroskopta ayrı ayrı yapılan karşılaştırılmalarında çeşitli karakteristik izler yönünden aralarında uygunluklar bulunduğu görülmüş olup, bu 1 adet kovan ile 1 adet deforme mermi çekirdeğinin inceleme konusu " 66... " numaralı Kalashnikov marka tüfek ile atıldıklarının tespit edildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının 14.10.2009 tarihli ekspertiz raporuna göre; ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... isimli şahısların, sağ ve sol el avuç içi ve el üstü svaplarının yapılan analizleri neticesinde; söz konusu el svaplarında atış artıklarına rastlanmadığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Balistik Şubesinin 20.09.2010 tarihli raporuna göre; inceleme konusu giysinin ön yüz üst orta bölgesinde bulunan delik ile bu deliğin etrafının yapılan incelenmesinde, elde edilen fiziksel ve kimyasal bulgulara göre, bu deliği meydana getiren atışın bitişik olarak yapılmış olduğu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 16.07.2012 tarihli kemik raporuna göre; beslenme, genetik, çevre koşulları gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiklikler göstermekle birlikte kemiklerde saptanan epifiz kapanma durumları neticesinde; kişinin kemik yaşı itibariyle ölüm tarihi olan 31/07/2009 tarihinde 16 yaşını bitirmiş, 17 yaşı içinde olduğu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 14.01.2015 tarihli raporuna göre; maktulün ölümüne neden olan atışın kişinin kendisi tarafından yapılmasının mümkün olduğu, ancak aynı mesafeden başka bir kişi tarafından da yapılmış olabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı, Anlaşılmaktadır. Tanık ... kollukta; 31.07.2009 günü saat 09.00 sıralarında bakkal dükkânını açtığını, yaklaşık 45 dakika sonra dükkânın önüne motosikletle ... ... isimli şahsın geldiğini, daha sonra hafif kirli sakallı 20-22 yaşlarında, kısa boylu bir çocuk ile el ele 14-15 yaşlarında başı örtülü bir kızın ...'in yanına gittiklerini, şahıslara "Bu kızı kaçırdınız mı?" diye sorduğunu, ...'in "Bu kız küsmüş, evine götüreceğiz." dediğini, daha sonra üçünün motosikletle Sağınlı istikametine doğru gittiklerini, şüphelenmediği için kimseye haber vermediğini, gittikten yaklaşık 2-3 saat sonra kızın öldüğünü öğrendiğini, Tanık ... kolluktan farklı olarak diğer aşamalarda; hasta olduğu için kollukta söylediklerini hatırlamadığını, teşhis için gösterilen ... ... ve ... ...'ı şu anda tanıyamadığını, Tanık ...; olay tarihinde Sağınlı köyü ile ... köyü arasındaki karayolları bakım evinde yol yapım çalışmaları yapan şantiyenin bekçisi olduğunu, 31.07.2009 günü saat 12.00 sıralarında şantiyede çalışırken daha önceden ... köyünde ikamet eden ve tanıdığı ...'ın yanına gelerek araçlarının benzininin bittiğini ve çalışmadığını söyleyip benzin istediğini, yaklaşık 3-4 litre benzin verdiğini, bu esnada ...'ın yaklaşık 50 metre mesafede park etmiş Nissan marka 34 .. 188 plakalı aracın şoför mahallinde oturan ... isimli şahsa el işareti yaparak gelmesini söylediğini, benzini aracın deposuna koyduklarını, bu esnada aracın içerisinde 13-14 yaşlarında bir kız gördüğünü, kızın yüzünde herhangi bir yara bere olmadığını, kızın kim olduğunu sorduğunda ...'ın; baldızı ... olduğunu, evdekilerle küstüğünü, babasıyla kavga ettiği için gece evden kaçtığını, Sürücüler köyünde yolda giderken yakaladığını, tekrar götürüp kayın babasına vereceğini söylediğini ve yanından ayrıldıklarını, saat 15.00 sıralarında minibüs üzerinde maktule ait tabutu gördüğünü, Tanık ...; 31.07.2009 tarihinde saat 11.00 sıralarında evinde tamirat yaparken, ...'ın telefon ile arayarak acilen Pervari yolu ... köyü yol ayrımındaki karayolları şantiyesinin bakımevinin bulunduğu yere gelmesini istediğini, Nissan marka aracıyla ...'in yanına gittiğinde yanında 13-14 yaşlarında bir kız çocuğu gördüğünü, kim olduğunu sorduğunda; baldızı olduğunu, bir gün önce babasının evinden kaçtığını ve kız kardeşi ile kavga ettiğini söylediğini, daha sonra araca yakıt aldıklarını, şantiye bekçisi ile konuştuktan sonra arabaya binerek ... köyünde bulunan kızın babası ...'nın evinin önüne geldiklerini, arabadan indikleri esnada evin önünde bulunan ...'nın ...'ın sırtında bulunan kaleşnikof piyade tüfeğini almaya çalıştığını ve kızı ...'ya hitaben "O...u, sen nereye kaçtın, seni öldüreceğim!" dediğini, orada bulunan şahıslardan ... isimli şahsın da maktule hitaben "O...u, a..nı ve g..nü kime s..ktirdin, senin burada ne işin var, senin ölmen gerekiyordu!" dediğini, aynı şekilde ağabeyinin de maktule sürekli küfür ederek onu dövmeye çalıştığını, maktulün annesi ile birlikte ona eşlik ederek eve girdiklerini, evde çay içtikten sonra saat 12.00 sıralarında Ballıca köyünden ayrılarak Sağınlı köyündeki evine döndüğünü, saat 13.20 sıralarında ...'i telefonla arayarak herhangi bir durum olup olmadığını sorduğunu, ...'in ise karakola bildirilecek herhangi bir olayın olmadığını söylediğini, saat 13.30 sıralarında karakoldan arayan görevlilerin maktulün intihar ettiğini söylediklerini, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda; 31.07.2009 tarihinde evin içerisinde bulunan odada çocuğu ile uğraşırken kız çocuğu ...'nın imam nikâhlı eşi ...'ın kendisine seslenerek "Bizim ev kapalı, cumaya gideceğim, silahı nereye bırakayım?" diye sorduğunu, kendisinin de orta odada bulunan yatakların arasına koymasını ve gitmesini söylediğini, ...'in elinde silah olup olmadığını ve varsa silahı odada nereye koyduğunu görmediğini, o sırada maktulün oturma odasında el işleri ile uğraştığını, ...'in "Silahı bıraktım gidiyorum." şeklinde seslendiğini, ... gittikten 30 dakika kadar sonra ev içerisinde tek el silah sesi duyduğunu ve koşarak bulunduğu odadan çıkıp ...'in silahı bıraktığı yere gittiğini, odaya girdiğinde maktulün yerde yattığını ve yanında kaleşnikof marka silahı gördüğünü, dışarı çıkıp bağırarak yardım istediğini ve köylülerin yardım için geldiklerini, daha sonra ...'in gelip silahı yerden aldığını ve şarjörünü doldur boşalt yaptığını, İnceleme dışı sanık ...; 30.07.2009 tarihinde askerden döndüğünü, saat 20.30 sıralarında ...'a ulaştığını, ertesi gün saat 08.30 gibi uyanıp ...'in dükkânına geçtiğini, öğleden sonra olayı duyup ... köyüne gittiklerini, tanık ...'in söylediği kişinin kendisi olmadığını, İnceleme dışı sanık ... kollukta; 31.07.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında Bitlis ili Tatvan ilçesindeki otogara, oradan da ... ilçesine ulaştığını, akşam üzeri de ... köyüne geldiğini, köye gittiğinde maktulün öldüğünü öğrendiğini, maktulü akrabası olduğu için tanıdığını, aralarında herhangi bir arkadaşlık ilişkisi olmadığını, askerlik boyunca 3-5 defa telefonla maktulle sohbet ettiklerini, en son bir ay önce konuştuklarını, ... köyüne hiç gitmediğini, ... ...'la motorsiklet ile gezmediğini, Kolluktan farklı olarak Cumhuriyet savcılığında ve diğer aşamalarda; kardeşi ...'in maktulün ölümünden 3-4 gün önce askerden döndüğüne dair beyanının hatalı olduğunu, maktulün intihar ettiği gün akşam saatlerinde ...'a geldiğini, baz istasyonu bilgilerini kabul etmediğini, yine Adli Tıp Kurumu raporuna göre maktulde bulunan sperm örnekleri kendi DNA'sı ile uyumlu çıkmış olsa da gönül ilişkisi ve cinsel ilişki yaşamadığını, Tanık ...; 31.07.2009 tarihinde eşi ...'in sabah evden çıktığını, saat 11.00 gibi akraba ziyareti için kayınvalidesi ...'ın yanına gittiğini, saat 12.00 gibi tek el silah sesi duyduğunu, bağrışma seslerinin olduğu yere doğru gittiğini, sesin babası ve annesine ait evden geldiğini anladığını, ev içerisine girdiğinde kardeşi olan maktulün orta odada yerde yattığını ve yanında bir silah olduğunu gördüğünü, Tanık ...; maktulün kardeşi olduğunu, intihar etmesine neden olacak bir sorun yaşamadığını, olay günü atlarını götürüp suladığını, köye dönüp camiye cuma namazı için gittiğini, camide babası, ... abisi ve eniştesinin olduklarını, namazı kıldıktan sonra hep birlikte eve döndüklerinde annesi ve küçük kardeşinin ağladıklarını gördüğünü, maktulün odada yerde olduğunu, eniştesinin silahı boşalttığını, Tanık ...; ... köyünde yaşadığını ve emekli köy korucusu olduğunu, 31.07.2009 tarihinde maktulün ölmesiyle ilgili bilgisinin olmadığını, sabah evden çıkmadığını, cuma namazına gittiğini, namazdan sonra bağrışma sesleri üzerine ...'nın evine gittiklerini ve maktulün intihar ettiğini öğrendiklerini, iddia edilen sözleri söylemediğini, Tanık ... ...; ağabeyi ...'in 31.07.2009 tarihinde saat 13.30 sıralarında maktulün ölmesinden yaklaşık 3-4 gün önce askerden döndüğünü, İfade etmişlerdir. Sanık ...; 31.07.2009 tarihinde saat 07.00 sıralarında kalktığını, saat 08.30 sıralarında evden ayrıldığını, 10.30 sıralarında eve döndüğünü, evde annesi, kardeşleri ... ve ...'in bulunduklarını, saat 11.30 sıralarında evin kapısında ... ile karşılaştığını, cuma namazına gideceğini söylediğini, "Silahı sakla, çocuklar oynamasın." dediğini ve mahallede biraz dolaşıp camiye gittiğini, ...’i camide gördüğünü, namaz bitince dışarı çıktıklarını, evin önüne yaklaştığında bir kalabalık gördüğünü, annesinin çığlığını duyduğunu ve eve girdiğimde maktulün yerde yattığını gördüğünü, ...'in silahı boşalttığını, maktulün intiharından bir gün önce evden kaçtığı, ... tarafından eve getirildiği, maktulü darp etmeye çalıştığı iddialarının doğru olmadığını, Sanık ...; 31.07.2009 tarihinde cuma namazı için camiye gideceği sırada, damadı sanık ...'in silahını bırakmak için eve geldiğini, silahını orta odadaki yatakların arasına koyduğunu ve camiye gittiğini, kendisinin de peşinden çıktığını, camiden cemaatle birlikte ayrıldıklarını, eve yaklaştığında eşinin ağlama seslerini duyduğunu ve sonra kızının intihar ettiğini anladığını, neden intihar ettiğini bilmediğini, kızının intiharından bir gün önce evden kaçmadığını, sanık ...'in silahını kızına doğrultmadığını, bu yöndeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, Sanık ... kollukta; 31.07.2009 tarihinde cuma namazını kılmak için saat 11.30'da köye döndüğünde kullanmış olduğu kalaşnikov piyade tüfeğinin yanında olduğunu, kendi evine silahı bırakmak için gittiğini, ancak imam nikâhlı eşi ...'nın evde olmaması nedeniyle silahı kayınpederi sanık ...'ın evine bırakmak zorunda kaldığını, silahı yatakların altına sakladığını ve cuma namazını kılmak için camiye gittiğini, namazdan sonra tekrar silahı almak için sanık ...'ın evine doğru gittiğinde evin önünde kalabalık olduğunu gördüğünü, eve girdiğinde ...'nın kalaşnikov piyade tüfeği ile intihar ettiğini öğrendiğini, silahın ateş haznesinde fişek olabileceğini düşündüğü için silahı bulunduğu yerden alıp doldur boşalt yaptığını ve ateş haznesinde bulunan fişeği çıkarttığını, ancak tetiğe dokunmadığını, sonrasında Jandarmaya haber verdiklerini, olay günü yapılan incelemelerde bulunamayan mermi çekirdeğini tavanda kapıya yakın birinci direğe dik şekilde saplanmış olarak gördüğünü, maktulün neden intihar ettiğini bilmediğini, Sanık ... kolluktan farklı olarak Cumhuriyet savcılığında; 31.07.2009 tarihinde sabah saatlerinde nikâhsız yaşadığı eşi ...'nin annesi ...'nin kendisine maktulün ortalarda görünmediğini, küçük bir tartışma yaşadıklarını söylediğini, bu nedenle maktulü bulmaya çalıştığını, karayolları şantiyesinin yanında bulunan bakımevinin yakınlarında maktulü bulduğunu, tanık ...'ı telefonla çağırdığını, tanık ...'den benzin aldıklarını, maktulü öğlene doğru eve götürdüklerini, maktulün annesi, babası ve ağabeyinin ona evden neden kaçtığını sorduklarını, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Mevzuat ve Açıklamalar TCK’nın "Nitelikli hâller" başlığı altında düzenlenen 82. maddesinin birinci fıkrasının uyuşmazlık konusunu ilgilendiren (d) ve (e) bentleri şöyledir; "1) Kasten öldürme suçunun; ...d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü içermektedir. TCK'nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinde "intihar" başlığı altında düzenlenip 08.07.2005 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle madde başlığı "İntihara yönlendirme" şeklinde değiştirilen 84. maddesi ise şöyledir; "(1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.". Anılan madde gerekçesinde de; "Maddenin birinci fıkrasında bir başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme fiilleri, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmaktadır. Canlı türü olarak insan, hayatını sürdürme konusunda bir içgüdüye sahiptir. Ancak, algılama yeteneğinin olmaması nedeniyle veya yakalandığı hastalıktan kaynaklanan acı ve ızdırabın etkisiyle kişide hayatını sona erdirmeye yönelik bir eğilim ortaya çıkabilir ve bunu bir irade açıklamasıyla ortaya koyabilir. Belirtmek gerekir ki, kişinin bu şartlar altında hayatını sona erdirme yönündeki iradesinin hukukî geçerliliği söz konusu değildir. Başka bir deyişle, belirtilen durumlarda hukuken muteber bir iradeden söz etmek mümkün değildir. Ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık, bir başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu fiilleri cezalandırılabilir niteliktedir. Başlı başına cezalandırılabilir bir fiil olarak intihara yardım, esas itibarıyla icraî davranışla gerçekleştirilebilir. Ancak, intiharı önleme konusunda hukukî yükümlülük altında bulunan kişinin, bir intihar olgusuyla karşı karşıya olmasına rağmen, bu intihar girişimini engellememesi, bu girişim karşısında kayıtsız davranması; intihara ihmali davranışla yardım olarak nitelendirilmek gerekir. Ancak, bunun için, kişinin intiharı önleme konusunda hukukî bir yükümlülüğünün olması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, intihara teşvik veya yardım suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. İntihara teşvik veya yardımın cezalandırılabilmesi için, kişinin intihar etmesi şart değildir. Teşvik veya yardım sonucunda intiharın gerçekleşmesi durumunda, söz konusu fıkraya göre cezanın artırılması gerekmektedir. Üçüncü fıkrada, başkalarını intihara alenen teşvik edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, belli bir kişinin muhatap alınması gerekmemektedir. Aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olmasıdır. Keza, aleniyetin basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi durumunda artırma oranı ayrıca düzenlenmektedir. Maddenin son fıkrasında, işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağı kabul edilmiştir. Aslında, bu durumda kasten öldürme suçu, mağdurun kendisinin araç olarak kullanılması suretiyle, yani dolaylı faillik şeklinde işlenmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir. Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 10.05.20 22... /1-455, 2022/319 sayılı kararında da açıklandığı üzere: Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğü’ne göre, "Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi" anlamına gelen ve madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. İntihara yönlendirme suçu, başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ve başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme şeklindeki hareketlerden oluşan seçimlik hareketli bir suçtur. Bu hareketlerden yalnızca birisinin yapılması suçun oluşması için yeterlidir. Suçu oluşturan seçimlik hareketlerden azmettirmek, teşvik etmek ve kararı kuvvetlendirmek, mağduru intihara yönlendirici manevi nitelikteki hareketlerdir. Suç teşkil eden seçimlik hareketlerden intihara azmettirme, aklında hiç intihar düşüncesi olmayan kimsede intihar düşüncesi uyandırmak, intihar etmesi yönünde karar verdirmek ve böylece intiharın ilk ve etkili sebebi olmak anlamına gelmektedir. İntihara teşvik ise intihar etmeyi düşünen ve fakat henüz bu konuda kararını tam olarak vermemiş olan kişiyi intihar kararı verdirmeye yöneltmektir. Teşvikte, mevcut olan ancak ortaya çıkmamış bulunan intihar düşüncesi uyandırılmakta ve kişi intihara özendirilmektedir. Azmettirmede intihar kararını müntehirin iradesi üzerinde yoğun etkide bulunan azmettiren verdiği hâlde, teşvikte intihar kararını müntehir daha serbest vermektedir. İntihar kararını kuvvetlendirme, intihar kararını vermiş olan kişinin bu kararını güçlendirmek, almış olduğu intihar kararını icra safhasına koyması için motive etmektir. İntihara yönlendirme suçunun diğer bir seçimlik hareketi olan intihara herhangi bir şekilde yardım etme ise intihara karar vermiş olan bir kimsenin intiharını fiilen ve etkili bir şekilde kolaylaştırmaya yönelik her türlü hareket olarak sayılmaktadır. Bu yardım intihardan önce olabileceği gibi intihar sırasında da yapılabilir. Yine bu yardım, maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. İntihar fiilini gerçekleştiren kişi bizatihi mağdurun kendisi olmalıdır. Failin intihara katkısı, maddede seçimlik olarak sayılan hareketlerle sınırlı olmalı, mağdurun kendi yaşamına son vermesi, kendi iradesiyle aldığı karara istinaden bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilmelidir. Şayet fail, azmettirme, teşvik etme, kararı kuvvetlendirme veya yardım etme şeklindeki hareketlerin yanında veya tek başına ölümü meydana getiren icra hareketini kendisi gerçekleştirmişse, intihara yönlendirme suçunu değil, kasten öldürme suçunu işlemiş olur. TCK'nın 84. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca failin, tehdit veya cebir yoluyla bir başkasının ölümüne neden olması durumunda ise intihara yönlendirme suçundan değil dolaylı faillik yoluyla kasten öldürme suçundan cezalandırılması yoluna gidilecektir. Bu hâlde öldürülmek istenen kişinin TCK'nın 37/2. maddesi kapsamında araç olarak kullanılması söz konusudur. Maddedeki diğer fıkralardan farklı olarak bu düzenleme ile mağdurun irade özgürlüğünün tamamen ortadan kalktığı kabul edilmiştir. Sözü edilen fıkrada birbirinden farklı iki tipik hareket sayılmış olup bunlardan birisi anlama ve isteme yeteneği gelişmemiş ya da ortadan kaldırılmış olanların bir şekilde intihara sevk edilmesi, diğeri ise cebir ya da tehdit kullanılarak kişinin intihara zorlanmasıdır. Cebir maddi olabileceği gibi manevi cebir şeklinde de gerçekleşebilir. Cebir ve tehditin irade serbestîsini ortadan kaldırmaya ve kişinin intihar etmeye mecbur kalmasına elverişli nitelikte bulunması gerekir. Fıkra metninde failin eylemi nedeniyle kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağının belirtilmesiyle yetinilmiş olmakla birlikte, aynı eylem nedeniyle kişilerin farklı cezalara tabi tutulmaları kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık meydana getireceğinden, maddenin konuluş amacı ve gerekçesi de göz önüne alınarak TCK'nın 82. maddesindeki nitelikli hâllerin bu suç bakımından uygulama alanı bulmayacağını söylemek olası görünmemektedir. Diğer taraftan ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294; 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Adli Tıp Kurumu Başkanlığının kemik raporuna göre suç tarihinde 16 yaşını bitirmiş, 17 yaş içinde olduğu belirlenen maktulün, olaydan bir gün önce eniştesi olan sanık ...'in oğlu inceleme dışı sanık ... ile birlikte olduğu, suç tarihinde ise sanık ... tarafından teslim alınan maktulün saat 11.00 sıralarında ailesine teslim edildiği, bu sırada maktulün babası olan sanık ... ile ağabeyi olan sanık ...'nin maktule tepki gösterdikleri, hakaret ederek onu yaralamaya çalıştıkları, daha sonra hep birlikte ikamet ettikleri eve geçtikleri, saat 12.00 sıralarında maktulün sanık ...'e ait kalaşnikov marka korucu silahı ile intihar ettiği yönünde ihbarda bulunulması ile başlatılan soruşturma kapsamında, sanıkların TCK'nın 84/4. maddesinde yazılı iştirak hâlinde maktulü intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece sanıklar hakkında TCK'nın 84/2. maddesinde yazılı intihara yönlendirme suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılan dosyada; Maktul ile aynı evde yaşayan sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ...'nin maktulle herhangi bir anlaşmazlıklarının olmadığı ve maktulün evden kaçmadığı yönünde savunmada bulunmalarına rağmen tanıklar ..., ... ve ...; maktulü olay sabahı sanık ... ve oğlu ... ile birlikte yan yana gördüklerini, sanık ...'in evden kaçan maktulü ailesine teslim edeceklerini söylediğini ifade etmişlerdir. Yine tanık ...; maktulün ailesine teslim edildiği sırada sanıklar ... ve ...'nin maktule hakaret ettiklerini, onu darp etmeye çalıştıklarını, ... isimli bir şahsın da "O...u, a..nı ve g..nü kime s..ktirdin, senin burada ne işin var, senin ölmen gerekiyordu!" şeklindeki sözlerle maktule tepki gösterdiğini öne sürmüştür. İnceleme dışı sanık ..., köye maktulün öldüğü gün akşam geldiğini, maktulle daha önce görüşmediklerini iddia etmişse de tanıklar ... ve ...'ın beyanları ile baz istasyonu kayıtlarına göre ...'in olaydan 3-4 gün önce köye geldiği ve maktul ile görüştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin raporuna göre de maktulün üzerinde bulunan sperm örnekleri ile ...'den alınan kan örneklerinden elde edilen DNA'ların uyumlu olduğu, otopsi raporuna göre ise maktulün yapılan hymen muayenesine göre saat 6 hizasında kaideye varan eski yırtık tespit edildiği ve böylece olay tarihinden önce ... ile maktulün cinsel ilişkiye girdikleri anlaşılmıştır. Sanıklar olay anında camide olduklarına dair savunmada bulunmuşlar, maktulün kardeşi tanık ... da sanıklarla birlikte olay sırasında camide olduğunu belirterek sanıkların savunmalarını doğrulamıştır. İnceleme dışı sanık ..., sanık ...'in kalaşnikov marka silahını kendisine haber vererek yatakların arasına sakladığını ve diğer sanıklarla birlikte camiye gittiğine dair beyanda bulunmuş ve olay anında sanıkların evde olmadıklarını açıklamıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporuna göre, maktulün ölümüne neden olan atışın kişinin kendisi tarafından yapılmasının mümkün olduğu, ancak aynı mesafeden başka bir kişi tarafından da yapılmış olabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı sonucuna ulaşılmış, maktulde ve sanıklarda atış artığı ile silahta parmak izine rastlanmamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; olaydan bir gün önce maktul ile cinsel ilişkiye giren ancak maktulün bakire olmadığını anlayan ...’in bu durumu babası sanık ...’e bildirdiği, bu şekilde durumdan haberdar olması üzerine ailesinin de maktule karşı öfke besledikleri, olayın gerçekleştiği yörede namus kavramına yönelik bakış açısı da göz önünde bulundurulduğunda, sanıkların maktulün ölmesini istedikleri ve bu doğrultuda sanık ...’e ait korucu silahının maktulün bulunduğu odaya bırakılmasını sağlayıp evden ayrılmaları şeklinde sübut bulan olayda, sanıkların maktulün intihar kararı almasını sağladıkları açık olmakla birlikte maktulün cebir ya da tehdit kullanılarak intihara mecbur bırakıldığına dair maddi bir bulgu bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile mahallinde tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların TCK'nın 84/4. maddesinde yazılı intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçunu işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların eylemlerinin TCK'nın 84/2. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla isabetli bulunan İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olmadığı ve sanığın eyleminin TCK'nın 84/4. maddesinde düzenlenen intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 436-211 sayılı mahkûmiyet hükmüne ilişkin direnme kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, ön sorun yönünden 29.04.2026 tarihli birinci müzakerede oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık konusu bakımından ise ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 13.05.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/252, K. 2026/303, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-252-e-2026-303-k-3177cc8cfa0f