Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22233 E. 2026/4991 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/22233
- Karar No
- 2026/4991
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/965 E. 2020/58 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü hakkında Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2018/965 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandıırlmasına karar verildiği, kararın 10.02.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 gün ve 2023/29461 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve KYB-2024/68314 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre; sanığın inceleme konusu 09/02/2018 tarihinde uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği, bu suç nedeniyle sanık hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/07/2018 tarihli ve 2018/81315 soruşturma, 2018/1570 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 16/07/2018 tarihinde tebliğ edilmesi sonrasında, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi sebebi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12/11/2018 tarih ve 2018/81315 soruşturma, 2018/52812 esas numaralı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Ayrıca sanığın aynı neviden suçu 18/09/2018 tarihinde yeniden işlediğinden bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/11/2018 tarihli ve 2018/166713 soruşturma, 2018/54701 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2019 tarihli ve 2018/1665 esas, 2019/1044 sayılı kararı ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle incelemeye konu Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/965 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve anılan kararın 26/11/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/02/2023 tarihli ve 2022/7639 esas, 2023/1456 karar sayılı ilâmında "...şüpheli hakkında verilen Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171 inci, 172 nci ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterilmesinde kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği, mahkemesince verilen "durma" kararının kanuna uygun olduğu ..." şeklinde belirtildiği üzere, Somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 16/07/2018 tarihinde şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre ise; Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 esas, 2017/6699 sayılı karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadî etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği hususları bir arada gözetildiğinde, sanığın birleşen dosyaya konu 18/09/2018 tarihli eyleminin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/07/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleştikten sonra ancak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/11/2018 tarihli iddianamesi düzenlenmeden önce gerçekleştiği, bu nedenle sanığın 18/09/2018 tarihli eyleminin 02/07/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olduğu cihetle, sanığın eylemlerinin asıl dosyada tek suç olarak değerlendirilerek sanığa teşdiden ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Hükümlü hakkında, 09.02.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2018 tarih, 2018/81315 Soruşturma, 2018/1570 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, B. Hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararı kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2018 tarihli ve 2018/81315 Soruşturma, 2018/52812 Esas, ... numaralı iddianamesi ile Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Hükümlü hakkında 18.09.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2019 tarihli, 2018/1665 Esas, 2019/1044 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/965 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarih, 2018/965 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 10.02.2020 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 4.maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 1 72... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerekmekte olup; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle hükümlünün yanıltıldığı bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223/8-2. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre '' iki hafta '' içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre ise; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşme tarihine kadar aynı fail tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre, sanığın birleşen dosyaya konu 18.09.2018 tarihli eyleminin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleştikten sonra ancak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2018 tarihli iddianamesi düzenlenmeden önce gerçekleştiği, bu nedenle sanığın 18.09.2018 tarihli eyleminin 02.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olduğu, hem denetime uymama hem de denetim süresi içerisinde tekrardan uyuşturucu kullanma şeklindeki eylemlerinin asıl dosyanın iddianame tarihi olan 12.11.2018 tarihinden önce gerçekleştiği gerekçesi ile Mahkemesince sanığın eylemlerinin asıl dosyada tek suç olarak değerlendirilerek sanığa teşdiden ceza tayin edilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarih, 2018/965 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.