Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1750 E. 2026/2178 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1750
Karar No
2026/2178
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2732 E., 2025/279 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...(Aksaray) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2023/626 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların müşterek murisi olan ...’nin 07.10.2020 tarihinde öldüğünü, murisin ölmeden önce ilk olarak 20.08.2002 tarihli ve 3525 yevmiye numaralı vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamesi ile bir taşınmazını davalıya vasiyet ettiğini, murisin sonra 23.07.2013 tarihli ve 3295 yevmiye numaralı başka bir vasiyetname daha düzenlediğini, murisin bu son vasiyetnamesi ile davalı, müvekkilleri ve dava dışı kimseler lehine mal bıraktığını, son vasiyetname ile murisin önceki vasiyetnameden dönmüş olduğunu, ayrıca ilk vasiyetnamesine konu taşınmazı davalıya tekrar satıp ondan tekrar alarak vasiyetnamenin geçersiz hâle geldiğini, murisin son vasiyetnameye konu taşınmazın yarı hissesini eşi Makbule Yüce’ye 24.07.2017 tarihinde satarak ikinci vasiyetnamenin de geçersiz hâle geldiğini, son vasiyetnamenin şekil şartlarına uymadığını, zira son vasiyetnamede tanık olarak yer alan ...’ün, murisin torunu olduğunu ileri sürerek her iki vasiyetnamenin de iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, her iki vasiyetname konusunun farklı olduğunu, son vasiyetname ile murisin dönme iradesinin bulunmadığını, ilk vasiyetnameye konu taşınmazın üçüncü bir kişiye satılmaması sebebiyle de geçersiz olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... (Aksaray) Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.06.2023 tarihli ve 2022/9 Esas, 2023/626 Karar sayılı kararıyla “...mirasbırakanın, vasiyetnameyi düzenledikten sonra vasiyete konu mal üzerinde vasiyetname ile bağdaşmayacak nitelikte sağlararası tasarrufta bulunmasının vasiyetten rücu anlamı taşıdığı, ancak Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptal sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, bu sebeplerin ehliyetsizlik, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, hukuka ya da ahlaka aykırı koşul veya yükleme ile ... şekil şartlarına uyulmaması hâllerinden ibaret bulunduğu, rücunun bu sebepler arasında yer almadığı, bu nedenle yalnızca rücu olgusuna dayanılarak vasiyetnamenin iptalinin istenemeyeceği, bu hususun ancak vasiyetnamenin tenfizi davasında ileri sürülebileceği, ... Noterliğinin 23.07.2013 tarihli ve 3295 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında mirasbırakan ...’nin altsoyu olan ...’ün tanık olarak hazır bulunduğunun belirlendiği, TMK’nın 536/1. maddesi uyarınca altsoyun ölüme bağlı tasarrufun düzenlenmesine tanık veya memur olarak katılamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu suretle söz konusu vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaksızın düzenlendiği, bu durumun da TMK’nın 557. maddesi kapsamında iptal sebebi oluşturduğu...” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... Noterliğinin 20.08.2002 tarihli ve 3525 yevmiye numaralı vasiyetname açısından davanın reddine, ... Noterliği’nin 23.07.2013 tarihli ve 3295 yevmiye numaralı vasiyetname açısından davanın kabulüne vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.02.2025 tarihli ve 2024/2732 Esas, 2025/279 Karar sayılı kararıyla “...Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptal nedenlerinin sınırlı sayıda düzenlendiği, bu nedenler dışında iptal talebinde bulunulamayacağı ve hâkimin bu nedenlerle bağlı olduğu, murisin vasiyete konu taşınmazı sağlığında devretmiş olmasının vasiyetnamenin iptalini gerektiren bir neden olmadığı, bu hususun ancak vasiyetnamenin tenfizi davasında itiraz olarak ileri sürülebileceği, somut olayda davacı tarafça 2002 tarihli vasiyete konu taşınmazın muris tarafından sağlığında temlik edildiği ve 2013 tarihli ikinci bir vasiyetname düzenlendiği ileri sürülerek iptal talep edildiği, ancak bu hususların TMK m. 557 kapsamında iptal nedeni oluşturmadığı, bu nedenle mahkemece ... Noterliği’nin 20/08/2022 tarih ve 3535 yevmiye numaralı vasiyetname yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak davacı tarafından iki ayrı vasiyetnamenin iptali talep edildiği, 2002 tarihli vasiyetname yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen bu kısım bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine gerekçesi açıklanmaksızın vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu...” gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun reddine, davalı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulü ile ... Noterliğinin 20.08.2002 tarihli ve 3525 yevmiye nolu vasiyetname yönünden davanın reddine, ... Noterliğinin 23.07.2013 tarihli ve 3295 yevmiye numaralı vasiyetname açısından davacıların davasının kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk vasiyetnamede taşınmazın parsel numarası belirtilmediğinden bu vasiyetnamenin şekil kurallarına aykırı olduğunu, 2. Ayrıca bu vasiyetnamenin içerik olarak uygulanabilme kabiliyetinin bulunmadığını, 3. Murisin yaptığı son vasiyetnamesi ile önceki vasiyetnameden dönmüş olduğunu, 4. İlk vasiyetname ile ilgili olarak verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1750, K. 2026/2178, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1750-e-2026-2178-k-fd84ca73e4ba