Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6901 E. 2023/6515 K.

Konu: El Atmanın Önlenmesi, Kâl Ve Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6901
Karar No
2023/6515
Karar Tarihi
Konu
El Atmanın Önlenmesi, Kâl Ve Ecrimisil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/728 E., 2022/1706 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/689 E., 2021/666 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 538 ada 64 parsel sayılı 448/4265 arsa paylı 2 No.lu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın davalı ... tarafından kısmen el atılmak suretiyle yol olarak kullanıldığını, davalı Belediyeye başvurulmasına karşın çözüm sağlanmadığını, el atmanın sonlandırılmadığını belirterek, davalı Belediyenin el atmasının önlenmesini ve yapının kâl'ini, haksız kullanıma karşılık olarak belirlenecek ecrimisilin ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında daha önce görülen davanın İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/155 Esas ve 2018/137 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2017/1419 Esas ve 2017/2792 Karar sayılı dosyasında da parsel üzerinde hizmet yapısı olarak kullanım bulunduğunun belirlendiğini, yolun tüm bakımının Belediye tarafından yapıldığını, ecrimisilin koşullarının bulunmadığını, davanın idari yargının görev alanında olduğunu, dava konusu taşınmazda bir işgalin bulunmadığını, yoldan tüm halkın faydalandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve 2019/689 Esas, 2021/666 Karar sayılı kararıyla; davacının dava konusu 538 ada 64 parselde kayden pay sahibi olduğu, el atılan ve yol ile kaldırım olarak kullanılan kısmın dava konusu taşınmaz içerisinde kaldığı, bu hususun alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile; 16.08.2014-31.12.2014 tarihleri arası 2.095,20 TL, 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arası 6.078,10 TL, 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arası 6.412,32 TL, 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arası 6.730,37 TL, 01.01.2018-31.12.2018 tarihleri arası 7.784,35 TL, 01.01.2019-15.08.2019 tarihleri arası 6.261,50 TL olmak üzere toplam 35.361,84 TL ecrimisil bedelinin dönem sonları itibarıyla işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yol ile kaldırım olarak kullanmak suretiyle el attığı toplam 567 m² alana yapılan el atmanın önlenmesine, bilirkişi raporunda el atılan alanı gösteren krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvurusunda; el atmanın önlenmesi ve kâl talebinde tüm maliklerin davada taraf olmasının zorunlu olduğunu, taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, dava değerinin taşınmazın tamamı üzerinden hesaplandığını, oysa yalnızca davacının payının dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle harç ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, Mahkemenin görevli olmadığını, konunun idari yargının görev alanında olduğunu, öte yandan yolun davalı ... tarafından meydana getirilmediğini, bölgede yaşayan insanlar tarafından oluşturulduğunu, davalı ... tarafından fiili yol korunmak suretiyle imar planı uygulaması yapıldığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının taşınmazda malik olduğu, davalının malik olmayıp üçüncü kişi konumunda bulunduğu, davacının tek başına üçüncü kişinin el atmasının önlenmesini talep etme ... olduğu, ayrıca payı oranında ecrimisil talep edebileceği, Mahkemece kâl konusunda karar verilmediği, davacının istinaf başvurusu bulunmadığı, davalının haklı neden bulunmaksızın taşınmaza haksız olarak el attığının sabit olduğu, yargı yolu itirazının doğru olmadığı, bilirkişi raporunun usul ve yöntemine uygun olduğu, Mahkemece el atmanın önlenmesi değeri ve davacının hüküm altına alınan payına isabet eden ecrimisil miktarının toplamı üzerinden harç ve ücreti vekâleti hesapladığı, yöntem ve hesaplama sonucunun doğru olduğu, böylece Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,25.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6901, K. 2023/6515, T. 25.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6901-e-2023-6515-k-97783f2e766d