Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2349 E. 2026/2822 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2349
- Karar No
- 2026/2822
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/187 E., 2026/343 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/500 E., 2025/361 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1 30... parsel, 1 40... parsel ve 1 40... parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olduğunu, davalının babası ... ’dan taşınmazlardaki payını 08.02.2023 tarihinde satın aldığını ve müvekkiline satış konusunda resmî bildirimin yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın satıştan haberi olup, kötüniyetli olduğunu, taşınmazlarda fiili taksimin bulunduğunu ve davanın süresi içinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2025 tarihli ve 2024/500 Esas, 2025/361 Karar sayılı kararıyla “...dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının celp ve tetkik edildiği, davalının dava konusu taşınmazlardaki payları 08.02.2023 tarihinde satın aldığı, davacının ön alım hakkına dayalı olarak eldeki davayı açabilmesi için davalının payları satın aldığı 08.02.2023 tarihinden önce dava konusu taşınmazlarda paydaş olmasının gerektiği, ancak davacının dava konusu taşınmazlarda ilk kez miras yoluyla 10.07.2024 tarihinde pay edindiği, bu tarihten önce dava konusu taşınmazlarda payının bulunmadığı, davalının payları satın aldığı tarih itibarıyla paydaş olmayan davacının ön alım hakkının bulunmadığı, bu nedenle eldeki davada davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olmadığı...” gerekçesiyle miktar itibariyle kesin olmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli ve 2026/187 Esas, 2026/343 Karar sayılı kararındaki “...dava tarihi olan 29.10.2024 tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırının 28.250,00 TL, 21.11.2025 karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırının ise 40.000,00 TL olduğu, resmi senette gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç toplamı olan 3.544,60 TL’nin bu miktarların her ikisinin de altında kaldığı, dolayısıyla hem dava hem de karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırının altında kalan karara karşı istinaf yasa yolunun açık olmadığı, hükmü istinaf eden davacı vekilinin dava dilekçesinde dava değerini 386,71 TL olarak gösterdiği ve bu değer üzerinden harcı yatırdığı, davacı tarafça harçlandırılan dava değerinin yalnızca 386,71 TL, depo edilen ön alım bedelinin ise 3.544,60 TL olduğu, davalı tarafça resmi senette gösterilen satış bedelinin üzerinde bir miktarla taşınmazın satın alındığı yönünde bir savunmanın ileri sürülmediği, bu nedenle kesinlik sınırının belirlenmesinde dava ve satış tarihi itibarıyla mahkemece keşfen saptanan değerlerin dikkate alınmadığı...” gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın taşınmazın aynına yönelik olması sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin kesin nitelikte karar veremeyeceğini, 2. Dava konusu payın değerinin istinaf sınırının üstünde olduğunu, 3. Müvekkilinin murisi olan ... 16.11.2005 tarihinde ölmüş olup müvekkilinin bu tarihte dava konusu taşınmazlarda hak sahibi olduğunu, 4. Dava konusu payların satış tarihinin ise 08.02.2023 olduğunu, 5. Müvekkilinin, murisin mirasçısı olarak hak sahibi olduğunu, 6. Dolayısıyla aktif husumetin söz konusu olduğunu, 7. Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre yasal ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Kanun'un “Kullanılması” kenar başlıklı 734/2 hükmünde önemli bir değişikliğe gidilmiştir. Anılan değişiklik şöyledir: “Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Ön alım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilecek kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse ön alım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.” Bu düzenlemeyle; ön alım bedelinin, taşınmazın dava konusu ön alıma konu payın hâkim tarafından belirlenecek rayiç bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerinden ibaret olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca anılan yasal değişiklikle, resmî satış sözleşmesindeki bedeli ön alım bedeli olarak kabul edilmemiş, bedelin uyuşmazlık konusu yapıldığı durumlarda, ön alım bedelinin hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenmesi, bu bedelin yine hâkim tarafından belirlenen yere, verilen kesin süre içinde nemalandırmak üzere ön alım hakkını kullanan davacı tarafından nakden yatırılması yükümlülüğü getirilmiştir. Anılan hüküm yanında, 7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Kanun'a eklenen geçici 1. maddenin ikinci fıkrasıyla, 4721 sayılı Kanun'un 734/2 hükmünde yapılan bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda da uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda, ön alım hakkına konu satışta depo bedeli 3.544,60 TL olarak belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince bu miktar esas alınarak hükmün kesin olduğuna karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen kanun değişikliği nedeniyle miktar itibariyle İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olduğu söylenemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesince davanın esası hakkında incelemenin yapılması gerekmekte olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Temyiz incelemesine konu karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.