Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/4862 E. 2023/6371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4862
- Karar No
- 2023/6371
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1983 E., 2022/1164 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/522 E., 2021/196 K. Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili ile asıl davada davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacı vekili Av. ... ve asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... ile asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili özetle; dava konusu 950 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4 numaralı bağımsız bölüm ile 639 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 3 numaralı bağımsız bölümün davacıya ait olduğunu, her iki dairenin de davalılar tarafından haksız şekilde kullanıldığını ve ihtarnameye rağmen taşınmazların teslim edilmediğini belirterek el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/294 Esas sayılı davada davacı vekili özetle; a. Vekil edeni ile davalının kardeş olduğunu, dava konusu 950 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4 numaralı bağımsız bölüm ile 639 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 3 numaralı bağımsız bölümün satın alma bedellerinin davacı tarafından karşılanmasına rağmen, her iki gayrimenkulün de davacı adına kayıt edildiğini belirterek, 3 numaralı bağımsız bölümün de davalı adına kayıtlı ½ payı ile 4 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. b. Birleştirilen davada davacı vekili 20.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi hâlinde taşınmazların alınması amacıyla yapılan 115.000,00 TL, 35.500,00 TL ve 23.600,00 TL ödemeler ile zorunlu ve faydalı masraflar için harcanan 30.000,00 TL olmak üzere toplam 203.630,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davacı ve birleştirilen davada davalı ... vekili, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Asıl davada davalı ve birleştirilen davada davacı ... ; dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün (davacı ve davalının erkek kardeşi) ...’a yazılı kira sözleşmesi ile kiralandığını, taşınmazda ...’ın kiracı olarak oturduğunu, sözleşmenin kendi muvafakati ile yapıldığını, 3 numaralı dairenin müştereken 4 numaralı dairenin ise tamamen vekil edenine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Asıl davada davalı ...; dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün davacının kardeşi ...’a yazılı kira sözleşmesi ile kiralandığını, taşınmazda ...’ın kiracı olarak oturduğunu ve gayrimenkuller ile alakasının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; birleştirilen inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının kanıtlanamadığı, ıslah yolu ile talep edilen satış bedelleri ile faydalı ve zorunlu masraflann yöntemince ispat edilemediği, davalıların taşınmazlardaki zilyetliğinin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı ... vekili ile asıl davada davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri; l. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; a. İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının ıslah edilerek terditli hâle getirildiğini, b. Terditli talepleri hakkında karar verilmesi gerekirken davanın konusu olmayan bir hususun ıslah edilemeyeceği şeklinde hüküm oluşturulduğunu, c. Eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiğini, d. Tanıklar ... ve ... hakkında yalan beyanda bulundukları iddiası yapılan ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verildiğini, e. Tahsis kararı kanuna aykırı olup hüküm fıkrasının değiştirildiğini, f. İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının ispat edildiğini, g. ...’nin dava konusu taşınmazları satın alabilecek ekonomik gücü ve yeterliliği olmadığını, h. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının hukuki dayanağı bulunmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Asıl davada davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; a. Tanıklar ... ve ... hakkında yalan beyanda bulundukları iddiası yapılan ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verildiğini, b. Tahsis kararı kanuna aykırı olup hüküm fıkrasının değiştirildiğini, c. Taraflarınca dava konusu taşınmazlara yönelik herhangi bir el atmanın söz konusu olmadığını, d. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının hukuki dayanağı bulunmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Dava konusu taşınmazlarda davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakkının bulunmadığı, 2. Taşınmazların davalıların kullanımında olup taraflar arasında bu kullanımı haklı kılacak geçerli bir nedenin olmadığı, 3. Eldeki davanın kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına dayalı olarak açıldığı, 4. Delil olarak dayanılan kira sözleşmesinin resmî kurumlara ibraz edilen örneklerinde hususi şartlar kısmının boş olduğu, 5. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacının ibraz ettiği suretinde hususi şartlar bölümünde taşınmazdaki hak sahipliğine ilişkin ibareler bulunduğu, 6. Adli Tıp Kurumu raporunda hususi şartlar bölümündeki yazıların belgenin diğer kısımlarından farklı kalem ile yazıldığı, belgenin diğer kısımları ile birlikte ve sırasıyla yazılmamış olduğunun tespit edildiği, 7. Bu tespit dikkate alındığında kira sözleşmesindeki bu kısmın davacının bilgisi dışında sonradan doldurulması nedeniyle inanç ilişkisini ispata yarar yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, 8. Dava dışı ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin dekontların taraflara ait olmaması nedeniyle delil başlangıcı olarak değerlendirilemeyeceği, 9. Vekâletname verilmesi, aidat vs. ödemelerine ilişkin belgelerin de aynı mahiyette delil vasfında olmadığı, 10. Dava konusu taşınmalar yönünden inançlı işlem ilişkisinin ispatlanamadığı gibi aynı gerekçeyle ıslah konusu terditli taleplerin de ispatlanamadığı, 11. Terditli taleplerin gerekçesi gösterilerek reddedildiği, 12. Birleştirilen davanın reddi yönündeki kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, 13. Tapu kayıtlarının iptale kadar geçerli olması nedeniyle davacının TMK’nın 683 üncü maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi talebinin kabulü gerektiği, 14. Kullanımın haklı bir nedene dayanmadığı, 15. Davalıların ecrimisilden sorumlu tutulmaları gerektiği gibi taşınmaz için ödenen aidat bedellerinin mahsubunun da gerekmediği, 16. Tashih şerhi ile önceki kararın değiştirilmediği, hükmün davalılar hakkında kurulduğu, davada tek bir davalı olduğu izlenimi uyandıran infazda tereddüt uyandıracak şekilde yer alan ibarelerin düzeltilmesinde HMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... Kasım vekili ile asıl davada davalı ...’nın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacı vekili özetle, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı belirtilerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ise inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede satış bedeli, zorunlu ve faydalı masrafların tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü ve 995 inci maddeleri, 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL’nin asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-birleştirilen davada davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.