Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/821 E. 2026/2826 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/821
Karar No
2026/2826
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/181 E., 2024/1432 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çaykara Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/169 E., 2023/45 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 29.09.2006 yılında kesinleşen kadastro çalışmalarında, Maliye adına kayıtlı arsa vasfıyla kayıtlı davaya konu 1 01... parsel üzerindeki taşınmaz üzerindeki binaların ve bina sahiplerinin taşınmazın beyanlar hanesinde teker teker gösterildiğini, fakat davacılara olan 3 numaralı daireye ilişkin, o esnada orada bulunmamaları nedeni ile "dairenin kime ait olduğunun bilinmediği" şeklinde kayıt düşüldüğünü, 3 numaralı dairenin murisler ... tarafından, 25.09.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın alındığını, o tarihten bu yana kullanıldığını, murisleri tarafından ecrimisil bedellerinin ödendiği gibi elektirik aboneliğinin de davacıların murisleri adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek taşınmazın beyanlar hanesinin "İ" harfi ile gösterilen kısmının kadastro tespitinin iptali ile "İ" harfi ile gösterilen 4 katlı betonarme binanın 3 numaralı dairesinin beyanlar hanesinin davacılar adına tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; üst katların kimlere ait olduğunun bilinmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İl Mera Komisyonunun 29.07.2005 tarihli kararı ile, 1 01... parselin de içinde bulunduğu, Sultan Murat Yaylasının 71,132 m²'lik kısmının 4342 sayılı Mera Kanunu 14. maddesinin "d" bendi uyarınca tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescil edildiği, mahallinde yapılan keşif ve alınan raporlar neticesinde davaya konu parselin mera vasfını kaybettiği ve tekrar geri kazandırılmasının mümkün olmadığının tespit edildiği, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımları uyarınca davacıların murisi tarafından davaya konu taşınmazın beyanlar hanesindeki (İ) harfi ile gösterilen betonarme binanın 2. katındaki 3 numaralı bağımsız bölümün satın alınmak suretiyle edinildiği, zilyedinde bulundurduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 3 numaralı bağımsız bölümün beyanlar hanesinde muris ... 'in mirasçıları olan davacılar adına aidiyetinin gösterilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre çekişmeli taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıldığının belirtildiği, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu nitelikteki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle edinilebilmelerinin mümkün bulunmadığı, bu taşınmazların üzerinde meydana getirilen muhdesatlara da hukuki değer verilemeyeceği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın 2005 yılında alınan kararla mera vasfından çıkarıldığını, kadastro uygulamalarının bu tarihten sonra yapıldığını, arsa niteliğinde olduğunu, kadastro tutanaklarında 17 adet binaya ilişkin muhdesat belirlemesinin yapıldığını, zaten kendi binalarının da İ harfi ile kadastro tutanaklarında tespit edildiğini, tapuda mevcut olmayan bir taşınmaza ilişkin talepte bulunmadıklarını, sadece 3 numaralı daireye ilişkin beyanın düzeltilmesinin istendiğini, belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki muhdesat şerhinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın, 29.07.2005 tarihli ve 78 sayılı İl Mera Komisyon kararı ile tahsis amacının değiştirilerek arsa olduğu, 25.08.2005 tarih ve 20 sıra numarası ile arsa vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken 29.09.2006 tarihli kadastro tutanağında "kayıt sahibinin tasarrufunda bulunduğu, kadastro çalışmaları esnasında, tapu kaydının taşınmaza uyduğu, dört yanının devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu, harflerle gösterilen yapıları kişilerin tapu kayıt tarihinden evvelce yaptıkları ve kendilerine ait olduğu, İ harfi ile gösterilen dört katlı betonarme binanın dükkan kısmının müftülüğe ait olduğu, üst katların kim ya da kimlerin olduğu kesin olarak bilinemediği" belirtilerek 1 01... parsel olarak arsa vasfı ile Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, tutanağa itiraz edilmesi üzerine 2007 yılında kesinleşen mahkeme kararı ile tespit gibi tescil edildiği, 1 01... parsel ifraz ve tevhit işlemine tâbi tutulduğu ve davacının dava konusu ettiği "İ" harfli binanın ifrazla oluşan 1 01... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazın mera niteliği nedeniyle üzerindeki muhdesata hukuken değer verilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, kadastro çalışmalarından önce dava konusu taşınmazın İl Mera Komisyonunun 29.07.2005 tarihli ve 78 sayılı kararı ile tahsis amacının değiştirildiği, Hazine adına kayıtlı arsa niteliğine dönüştüğü, kadastro tespitinde arsa vasfıyla tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine yönelik gerekçesinin yerinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve toplanan delillere göre davacı tarafından davanın ispat edildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2026 kesin olmak üzere tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/821, K. 2026/2826, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-821-e-2026-2826-k-e854002d437e