Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/269 E. 2026/810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/269
Karar No
2026/810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/32 E., 2025/1327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/232 E., 2024/99 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 40.000 adet yemek hizmeti alım işi için 21.09.2018 tarihinde 540.000,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, yemek temin hizmeti verilmeye devam ederken 04.02.2019 tarihinde davalı İdarenin Genel Müdürlüğünün taşınması gerekçesiyle sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, İdari Şartnamenin 47.1. maddesinde; “Genel Müdürlük Hizmet Binasının taşınması halinde, Yüklenici firma sözleşme konusu hizmeti taşınılan binada vermeye çalışacaktır” hükmünün bulunduğunu, davacı tarafından davalı İdare ile yapılan sözleşmeye güvenerek yatırım yapıldığını, personel istihdam edildiğini, vergi, resim, harç ve kamu kurumlarına ödemeler yapıldığını, teknik şartnamede belirtilen demirbaşlar alınarak kuruma teslim edildiğini, hammadde alımı yapıldığını ve davalı idareye güvenerek başka kurum ve kuruluşlarla sözleşme imzalanmamış olması nedeniyle kâr kaybının doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, belirsiz alacak davalarının kabulü ile 1.000,00 TL tazminatın fesih tarihi olan 04.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; TPIC Genel Müdürlük binasının ... semtinden ... ilçesine taşınması dolayısıyla yemek hizmeti ihtiyacının ortadan kalktığını, davalı tarafından sözleşmenin 04.02.2019 tarihi itibariyle feshedildiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun Temel İlkeler başlıklı 5. maddesi gereğince kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak sorumluluğu kapsamında, yemek ihtiyacının ortadan kalkması nedeniyle sözleşmeyi davacı yanın kazanmış olduğu tüm alacaklarını ödemek ve teminat mektubunu iade etmek suretiyle kamu menfaati gereğince feshettiğini, genel müdürlük binasının ...’na taşınacak olması ve taşınılacak binada yemekhane ve mutfak bulunmamasının TBK’nın 136. maddesi gereğince ifa imkansızlığı oluşturduğu, bu nedenle borcun sona erdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 29.1. maddesinde bu ihalede 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 24. maddesi çerçevesinde iş eksilişi yapılabileceğinin hüküm altına alındığını, 4735 sayılı Kanun'un 24. maddesinde, “Sözleşme bedelinin %80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici kârına karşılık olarak sözleşme bedelinin %80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının %5'i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir” denildiğini, dava konusu yemek hizmeti işinin sözleşme bedelinin %80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağının anlaşıldığını, sözleşmenin konusuz kalarak feshedildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin feshinde davacı yüklenicinin kusurunun bulunmadığını, davalı idare tarafından yeni taşınılacak ...’nda bulunan Genel Müdürlük binasında mutfak ve yemekhane bulunmadığının sözleşmenin kurulduğu, 21.09.2018 tarihinde İdarece bilindiği, dolayısıyla borçlu idarenin kusurlu olduğu ve TBK 112. maddesi uyarınca sorumlu olacağını, davacı firma tarafından 2018 yılında toplam 168.385,50 TL bedelli 4 adet fatura, 2019 yılında toplam 57.280,50 TL bedelli 2 adet fatura olmak üzere toplam 225.666,00 TL bedelli KDV hariç faturalar düzenlendiği, dolayısıyla taraflar arasındaki KDV hariç 540.000,00 TL bedelli sözleşmenin, 41,79% oranında sözleşmenin gerçekleştiği, 58,21% oranında sözleşmenin gerçekleşmediği görüldüğü, demirbaş zararı talebi yönünden gerçekleşmeme oranı %58,21 dikkate alındığında 4.392,89 TL, kâr kaybı zararı talebi yönünden gerçekleşmeme oranı %58,21 dikkate alındığında, 2.603,49 TL olmak üzere toplam 6.996,38 TL müspet zararının bulunduğu, davacı tarafça dava konusu sözleşme nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaç kapsamında personel istihdam edilip edilmediğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından yeni personel istihdamından ... zarar talebi yönünden ve yine dosya kapsamında davacı tarafından alınan sözleşmenin feshi nedeniyle kullanılmayan malzemeye ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından hammadde zararı talebi yönünden herhangi bir hesaplama yapılamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar tarihi itibariyle davalı yönünden verilen hüküm miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında kâr kaybı hesabı yönünden çelişkiler olduğunu, kâr kaybı hesabında müvekkilin vergi dairesine bildirdiği kâr üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, şirketin vergi dairesine beyan etmiş olduğu kârın değil, ihaleden elde edileceği karın hesaplanması gerektiğini, gerekçeli kararda, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde talep ettikleri damga vergisinin reddedildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın yer almadığını, taleplerinin bir kısmı dilekçelerinde, bilirkişi raporlarında yer almasına rağmen gerekçeli karar ve hüküm kısmında yer almadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borca aykırılık durumu oluşur. Borcun ifa edilmemesi hâli, TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre “borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan ... zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247). Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden ... zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden ... zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Müspet zarar olan kâr kaybı, yukarıdaki hükümlerin de sonucu olarak kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK'da düzenlenen 4 08... . maddelerdeki kesinti yöntemi uygulanmaktadır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir. Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup öğreti ve uygulamada bu hesaplama kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. Kesinti yöntemine göre; hizmet verenin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle hizmet verenin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır. TBK'nın 4 08... . maddelerinde belirtilen kesinti yöntemine göre davacının işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenerek, bulunacak bu miktarların, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen ve karar altına alınan bedelden çıkartılması gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece kesinti yöntemi dikkate alınmış ise de, bilirkişinin az yukarıda yer verilen ilkelere uygun olarak hesaplama yapmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda anlatılanlar dikkate alınmak suretiyle, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak alınacak raporla usulüne uygun olarak kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle davacının müspet zarar talebinin hesaplattırılarak sonucuna göre karar vermek ve davalının sözleşmeyi haksız feshetmiş olması nedeniyle hüküm altına alınmayan damga vergisi tazminatı ile kamu ihale kurumu tazminatına hükmedilmesine karar vermekten ibaret olup, bu hususlar gözardı edilerek verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından kararın bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/269, K. 2026/810, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-269-e-2026-810-k-8d096c1623a1