Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1525 E. 2026/977 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1525
- Karar No
- 2026/977
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/305 E., 2025/340 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/176 E., 2025/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında “soğuk hava deposu yapım işi” konulu 24.02.2021 tarihli 800.000,00 Euro iş bedelli “Tedarikçi Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme gereğince davacının, davalıya bir soğuk hava deposu kuracağını, sözleşmenin 5. maddesi gereğince, iş bedeli olan 800.000 Euro'nun (Nisan 2021, Haziran 2021, 25.08.2021, 25.11.2021, 28.01.2022, 25.02.2022, 29.04.2022, 27.05.2022, 29.06.2022, 29.07.2022 vadeli olarak düzenlenmiş 10 adet her biri 80.000,00'er Euro tutarlı sıralı çekler ile, sözleşmenin imzalandığı tarihte ödeneceğini, davalı şirketin sözleşmenin imzalanmasından sonra, ödeme tarihindeki kura göre doğacak kur farkını da ödemek kaydıyla, 01.04.2021 vadeli 500.000,00 TL, 21.04.2021 vadeli 500.000,00 TL, 11.06.2021 vadeli 400.000,00 TL, 11.08.2021 vadeli 300.000,00 TL, 31.08.2021 vadeli 420.000,00 TL şeklinde düzenlenmiş toplam 2.120.000,00 TL tutarlı 5 adet TL cinsinden çek, kalan 560.000,00 Euro için de sözleşmeye uygun olarak her biri 80.000,00'er Euro olan 7 adet çek verdiğini, davalı şirketin davacıya verdiği TL ve Euro çeklerinin üzerlerinde yazılı keşide tarihlerinde ödendiğini, kur farkı nedeniyle doğan alacağın, davalı şirketin, sözleşme ile belirlenen ödeme planındaki toplam 240.000,00 Euro tutarlı ilk üç çek yerine, ödeme tarihine göre doğacak kur farkını ödemek koşuluyla TL cinsinden çeklerle değiştirdiğini ve TL cinsinden ödeme yaptığını, Euro yerine TL cinsinden ödeme yapılması nedeniyle davacının kur farkı alacağı doğduğunu, bu kur farkının 24.924,10 Euro olduğunu, 24.924,10 Euro kur farkı alacağı yerine 23.654,34 Euro tutarında kur farkı faturası düzenleyen davacı şirketin, muhasebe hatası sonucu 1.269,76 Euro eksik talepte bulunduğunu, davalı şirketin kur farkı faturalarına itiraz etmediğini ancak, fatura bedellerini de ödemediğini, icra takibi başlatıldığını, borca yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek icra takibine vaki itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcun keşide tarihindeki kur karşılığı üzerinden Türk Lirası cinsinden düzenlenen vadeli çeklerle ödenmesi ve alacaklının da bu çekleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul etmesi halinde, alacaklının seçimlik hakkını kullanmış olduğunu ve bu halde artık kur farkı talep etme hakkının olmayacağını, sözleşmede kararlaştırılmış her biri 80.000,00 Euro bedelli ilk üç çek yerine, davacının da belirtmiş olduğu üzere, 01.04.2021 vadeli 500.000,00 TL, 21.04.2021 vadeli 500.000,00 TL, 11.06.2021 vadeli 400.000,00 TL, 11.08.2021 vadeli 300.000,00 TL, 31.08.2021 vadeli 420.000,00 TL bedelli 5 adet TL cinsinden çek keşide edilip davacı yana teslim edilmiş olduğunu, davacı yanın bu çekleri ihtirazi kayıtsız teslim alması/kabul etmesi ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın vadelerinde tahsil etmiş olması karşısında, yabancı para alacağının, çeklerin keşide edilmiş olduğu tarihteki Türk Lirası cinsinden karşılığının ödenmesi hususunda tercihte bulunduğunu, bu nedenlerle davacı yanın davalı şirketten kur farkı alacağı olmadığını, davacı yanın bir diğer iddiasının ise, dava konusu 24.02.2021 tarihli sözleşme dışında ilave iş karşılığı ödenmemiş fatura alacağının bulunduğu olduğunu, davacı yanın bu iddiasının da davalı şirketçe kabul edilmemekte olup, davacı yanca sözleşmede kararlaştırılan iş dışında herhangi bir mal ve hizmet alımı söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı yanın ilave iş karşılığı alacak talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takip talebi ve hususiyetle ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunmaması nedeniyle Ankara 23. İcra Dairesi'nin 2022/15941 Esas sayılı takip dosyasına konu olup bakiye alacak olduğu bildirilen 29.300,65 EURO alacağa yönelik itirazın iptali yönündeki davanın, usulüne uygun icra takibi bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Takip talebinde İİK'nın 58/3 maddesine aykırılık olmadığını, 29.300,65 Euro yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı (1 EUR=16,03 TL) kur üzerinden hesaplanarak “469.689,42 TL Harca Esas Değer” şeklinde gösterildiğini ve icra dairesinin bu miktar üzerinden hesapladığı 2.710,27 TL peşin harcın ödendiğini, ödeme makbuzunun icra dosyasında olduğunu; ödeme emrindeki İİK'nın 60/1. maddesi hükmüne aykırılığın davacı taraf işleminden kaynaklanmadığını, İİK'nın 60/1 maddesi gereğince, takip talebine uygun ödeme emri düzenlenme görevinin icra dairesine ait olduğunu,
b.Ödeme emrinin düzenlenmesinde kusuru bulunmayan davacı aleyhine (ve icra dairesinin hatalı ödeme emri düzenleme işlemine karşı şikayet başvurusu da yapmamış olan davalı lehine) vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklı yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 58/3. fıkrasında “Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının” takip talebinde gösterileceği, İİK'nın 60/2 maddesinde ise ödeme emrinde “takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları da” içereceği belirtilmiştir. İİK'nın 60/1 maddesinde icra dairesinin takip talebinin Kanunda öngörülen şartları içermesi halinde ödeme emri düzenleyeceği hükme bağlanmıştır. Yani ödeme emrini Kanuna uygun olarak düzenlemek ve tebliğ etmek icra dairesinin ödevidir. Takip talebindeki döviz alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi halinde bu eksikliği tamamlattırmak ve tamamlandıktan sonra icra harcını buna göre almak ve daha sonra ödeme emri tebliğ etmek icra dairesinin görevidir. Döviz alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmesinin icra harçlarının tahsili dışında bir amacı yoktur. İcra harçlarının alınmadığı veya eksik alındığına dair bir iddianın bulunmaması halinde icra dairesinin döviz alacağını takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası'na çevirerek harçları tahsil ettiği kabul edilir. Bu durumda döviz alacağının Türk Lirası'na çevrilmesinin hiçbir hukuki etkisi de kalmamıştır. Her ne kadar bazı Yargıtay içtihatlarında, takip talebi ve ödeme emrinde döviz alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesinin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği kabul edilerek bu hususun “Süresiz şikâyete tabi olduğu, dolayısıyla itirazın iptali davasının her aşamasında re'sen dikkate alınarak “geçerli bir takip talebinin bulunmaması” nedeniyle itirazın iptali davasının “dava ön koşulu yokluğundan” reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmekteyse de bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira en genel anlamıyla kamu düzeni; “Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen” olarak tarif edilmektedir. Harcın alınmadığı veya eksik alındığına dair bir iddia ve ihtilaf bulunmamasına rağmen döviz alacaklısının alacağının Türk Lirası karşılığının takip talebi veya düzenlenmesi icra dairesi görevi dâhilinde olan ödeme emrinde yer almamasını, yukarıda açıklanan “kamu düzenine aykırılık” saymak hukuken imkânsızdır. Kamu düzenine aykırılık sayılmayan bir takip işlemi (döviz alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi) artık süresiz şikâyete değil, İİK’nın 16. maddesinde belirtilen yedi günlük şikâyet süresine tabidir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük şikâyet süresi içinde takip talebi ve/veya ödeme emrini icra hukuk mahkemesinden iptal ettirmemesi halinde, takip talebi ve/veya ödeme emri ve takip kanunen geçerli hale gelecektir. Başka bir deyişle, takip talebi ve/veya ödeme emrindeki eksikliği, şikâyet yoluyla iptal ettirme hakkı bulunan borçlunun, hak düşürücü olan yedi günlük şikâyet süresi içinde bu hakkını kullanmaması halinde; bu hak itirazın iptali davasında da ileri sürülemeyecektir. Aksi durumda hakkın kötüye kullanılması olur ki TMK'nın 2/2. maddesi gereğince hukuk düzeni hakkın kötüye kullanılmasını koruyamaz. Bu durumda kamu düzeninden olmayan bu husus, itirazın iptali davasına bakan mahkeme tarafından da resen dikkate alınamaz. Takip alacaklısının, döviz alacağının Türk Lirası karşılığı takip talebi ve/veya ödeme emrinde göstermemesi süreli şikâyete tabidir. Süresinde şikâyete konu yapılmayan bu konu kamu düzenini ilgilendirmediğinden itirazın iptali davasında, süresinde şikayet konusu yapılmayan bu husus nedeniyle “geçerli bir takibin bulunmadığı” kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilemez. Açıklanan gerekçeler kapsamında yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
1. Dava konusu uyuşmazlık yabancı para alacağına dayalı ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
1.1. İlk Derece Mahkemesince yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının takip talebinde ve buna uygun olarak düzenlenen ilamsız takiplere ilişkin ödeme emrinde gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davasının usulüne uygun icra takibi bulunmaması üzerine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
1.2. Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin sayın çoğunluğunca yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesinin şikayete tabi olduğu süresinde şikayet hakkında bulunulmamışsa bu hususun kamu düzenine ilişkin olmadığı dolayısıyla takibin geçerli olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
1.3. Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızda oluşan görüş farklılığı yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığında ve ödeme emrinde gösterilmesi hususunun kamu düzenine ilişkin olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
1.4. Bu kapsamda öncelikle takip talebi ve ödeme emrinde yer alması gereken kayıtlar dikkate alınarak icra takibinin geçerli olup olmadığı hususu daha sonrasında ise daha bu hususun kamu düzeninden sayılan konulardan olup olmadığı ve itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine gerekip gerekmediği hususu açıklanacaktır.
2. İcra İflas Kanunu’nun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gereken hususlar açıklanmış İİK’nun 60. maddesinde ise takip talebine uygun olarak düzenlenecek ödeme emrinin iceriği açıklanmıştır. İİK’nun 60/1. maddesine göre ödeme emrinde İİK’nun 58. maddesinde yer alan hususların bulunması zorunluluğu düzenlenmiş bulunmaktadır.
2.1. İcra takibinin başlaması için alacaklının icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda bir takip talebinde bulunması gerekir. Takip talebinin 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin öngördüğü hususları kapsaması zorunludur. Bunlar takip konusu alacağın kimliğinin belirlenmesine yarayan unsurlardır. Şöyle ki bu hususlar olduğu gibi ödeme emrine yansıtılarak borçlunun bilgisine sunulacak ve borçlu hangi alacak için takip edildiğini öğrenerek, buna karşı sahip olabileceği tüm savunma sebeplerine göre takibe karşı koymak ya da takibin sürdürülmesine izin vermek yolundaki tercihini kullanabilecektir. Resmî bir uyarı niteliğini taşıyan ödeme emri icra takibinin temelini teşkil eder. Ödeme emri takibin ilk önemli ve zorunlu aşamasını oluşturmakta ve sonraki tüm işlemler bu temel üzerine inşa edilmektedir. Şu hâlde alacağın kimliğini belirlemeye yarayacak zorunlu unsurlardan yoksun olan bir talebi icra müdürü dikkate alamaz ve buna dayanarak ödeme emri düzenleyemez. Aksi takdirde borçlunun şikâyeti üzerine ödeme emrinin iptali gerekir (İlhan E. Postacıoğlu, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 2010, s. 151, 174). Ödeme emri (tebliği) bir icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinden birincisidir. İcra dairesinin icra takip işlemleri ödeme emri ile başlar ve ödeme emri bundan sonraki icra takip işlemlerinin şartıdır. Borçlu, kendisine karşı icra takibi yapıldığını, ilk defa ödeme emri (tebliği) ile öğrenir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.213).
2.2 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) No.lu bendi uyarınca ilâmsız icra takibinin konusu olan alacak yabancı para alacağı ise bu alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi gerekir. Takip talebinde yabancı para alacağı aynen istenmiş (Türk parası ile tutarı gösterilmemiş) ise, icra müdürünün kendiliğinden (resen) takip talebini reddetmesi gerekir, çünkü 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) No.lu bendi kamu düzenine ilişkindir ve buna ilişkin şikâyet, süresiz şikâyettir. Bu eksiklik kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan icra mahkemesince resen gözetilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekir (Kuru, s.208, 209; Postacıoğlu, s.162).
2.3. Alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi mecburiyeti, takip talepnamesine uygun olarak düzenlenmesi gereken ödeme emri için de geçerlidir (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, Ankara, 2018, s. 297). Alacaklı yabancı para alacağını takip talebinde Türk parası olarak göstermiş olmasına rağmen ödeme emrinde alacak yabancı para olarak gösterilmişse süresiz şikâyet yoluna başvurulması mümkündür (İbrahim Aşık vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s. 96). Ödeme emrinde de yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir, yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemez. Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olup, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır. Buna ilişkin şikâyet süresiz olup bu noksanlık sebebiyle icra mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir (Kuru, s. 211; Postacıoğlu, s. 162).
2.4. Yukarıdaki açıklamalar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.1999 tarihli ve 1999/12-271 Esas, 1999/301 K., 22.05.2024 tarihli, 2023/12-957 E., 2024/281 K., 21.05.2025 tarihli 2024/12-523 E., 2025/332 K., 15.02.2023 tarihli 2022/3-695 E., 2023/70 K. sayılı ilamlarında da takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası ile karşılığının gösterilmemesinin kamu düzeniyle ilgili olduğu ilkesi ve re’sen gözetilmesi ilkesi benimsenmiştir.
3.1. Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında sıralanmış olup anılan Kanun'un ikinci fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" hükmünü içermektedir.
3.2. Gerek HMK'da gerekse diğer kanunlarda düzenlenen bir dava şartının söz konusu olup olmadığının ne suretle inceleneceği hususu ise HMK'nın 115 inci maddesinde; (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez" şeklinde düzenlenmiştir.
3.3. Takip talebi ve muhtevasının ne şekilde olması gerektiği İİK'nın 58 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin konuyla ilgili üçüncü fıkrasında " Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi"nin gösterilmesi kanun koyucu tarafından zorunlu kılınmıştır.
3.4. Aynı şekilde 11.04.2005 tarihli, 25783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre de, takip talebinde talep olunan alacağın Türk parası ile tutarı ve yabancı para alacaklarında alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği gösterilmelidir.
3.5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 99 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre kural olarak "Konusu para olan bir borç Ülke parasıyla ödenir". Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise; bu kuralın aksinin kararlaştırılması yani Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması konusunda anlaşma bulunması hâlinde "sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödenebilir". Maddenin üçüncü fıkrasında ise borcun ödeme gününde ödenmemesi hâlinde alacaklının "aynen veya vade yada fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini" isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
4. İtirazın iptali davaları (İİK, md. 67); alacaklının takip talebi (md. 58) sonrasında borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine itirazı (md. 60, 61, 62) üzerine duran (İİK, md. 66/1) takibin devamını sağlamaya yönelik bir davadır.
4.1. Tüm takip yolları bir takip talebiyle başlar. Alacaklı bu takip talebinde herhangi bir belgeye dayanmak zorunda değilse de uygulamada sıklıkla borçlunun borcun sebebini anlaması ve takibe itiraz olması hâlinde açılacak davalarda dayanak teşkil etmek üzere fatura, sözleşme, cari, hesap, tespit hükmü yahut ödeme dekontu gibi belgeler takip sebebi olarak gösterilmektedir.
4.2. İlâmsız takibin konusunu değer ölçüsü ve değişim aracı olma özelliğine sahip tüm para alacakları oluşturur. Yabancı para alacaklan da bu koşulları taşımaktadır.
4.3. Bununla birlikte kanun koyucu İİK'nın 58 inci maddesinde takip talebine konu alacak iddiasının yabancı para üzerinden talep edilmesi hâlinde bulunması gereken diğer unsurlar yanında yabancı para alacağının Türk lirası ile tutarının gösterilmesinin zorunlu olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Geçerli bir icra takibinden bahsedilebilmesi, takip talebinin yukarıda değinilen İİK'nın 58 inci, İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 20 nci maddesindeki geçerlilik şartlarını taşıyor olması şartına bağlıdır.
4.4. Şayet takip talebi yukarıda sayılan hususlan ihtiva etmekteyse hâkim geçerli bir takibin varlığını gözeterek itirazın iptali davasında işin esasının incelenmesine geçecek, davacının takip talebinde ileri sürdüğü alacak iddiasının haklı ve yerinde olup olmadığını, davalı borçlunun sorumluluğunun miktar ve türünü belirleyecektir.
5. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; takip talebinde alacaklının alacağını 29.300.65 EURO olarak gösterdiği, Türk Lirası karşılığının yazılmadığı buna dayalı olarak düzenlenen 23.11.2022 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emrinde de alacağın 29.300.65 EURO olarak gösterildiği dolayısıyla, İİK'nın 58 ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 20 nci maddesinde aranan koşullara uygun bir takip talebi ve ödeme emri bulunmadığı re’sen gözetilerek itirazın iptali talebinin geçerli bir takip bulunmaması nedeniyle reddine karar vermesinde usule aykırı bir yön bulunmadığından davanın dava şartları yokluğu nedeniyle reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlar usul ve yasaya uygun olduğundan onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.