İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/446 E. 2026/503 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/446
- Karar No
- 2026/503
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/446 Esas KARAR NO : 2026/503
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) DAVA TARİHİ : 25/06/ 2025 KARAR TARİHİ : 09/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... Şti., keşidecisi ... olan, şirketlerine ait çeki,...'da yerleşik bir ticari muhataba ulaştırmak amacıyla kargo ile gönderdiği esnada çeki çalındığını, Bu durumun öğrenilmesi üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı dosya tarafımızca ikame edilmiş ve yatırmış olduğumuz teminat sonucunda çek hakkında ödememe kararı alınmış aynı zamanda ivedi şekilde .... Cumhuriyet Başsavcılığı'na da suç duyurusunda bulunulduğunu, Anılan tedbir kararıyla çekin hamillere karşı ödenmemesi gerektiği açıkça tespit edildiğini, Daha sonrasında da söz konusu çalınan çek, bazı kötüniyetli kişiler tarafından sahte ciro silsilesi oluşturularak piyasaya sürülmüş ve nihayetinde davalı ... A.Ş.'ye ciro edilerek “kırdırılmıştır”. Oysa bilinmektedir ki ödememe yasağının varlığını araştırma yükümlülüğü olan Davalı firma bu kararı göz ardı etmiş ve kötüniyetli olarak işbu ödememe kararı olan çeki kendi lehine ciro ettirdiğini, Davalı şirket, bu çekin ödeme yasağına ve çalıntı olmasına rağmen tarafımıza karşı ... 12. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatmış, takip kesinleştikten sonra çek bedelini tahsil ettiğini, Davalı firma ciro silsilesinin uygunluğunu araştırmakla yükümlü olup üstüne üstlük ödememe kararının varlığını dikkate almak zorundadır. Buna rağmen kötüniyetli şekilde çekin kırdırılmasına sebebiyet vermesi doğrudan icra takibi yoluyla tarafımızdan tahsili gerçekleşen bedelin tarafımıza istirdatına/iadesine doğrudan sebep olduğunu, Davalı tarafından ... 12. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya kapsamında haksız şekilde tahsil edilen 293.705,56 TL’nin, Ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: istirdat davasının ön şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmamış olup davanın usulden reddi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, yani, arabulucuya başvurulmadan bu tür davalar doğrudan asliye ticaret mahkemesine açılamayacağını, icra dosya borcu takip kesinleşmeden ödenmiş olup istirdat davasından takibin kesinleşmesi şartı yerine gelmediğini, dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER / Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının ... 12. İcra Dairesi ...E sayılı dosyası kapsamında davalıya ödediği bedelin istirdatını talep edip edemeyeceği, Faktoring şirketinin çeki iktisap ederken Faktoring Kanunu'na uygun olarak gerekli istihbari çalışmayı yapıp yapmadığı, varsa davacının talep edebileceği alacak miktarının tespitinden ibaret olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE / Dava; istirdat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Dava Şartı olarak Arabuluculuk'' başlıklı md.5/A-f.1: ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' şeklindedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca, ''Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın dava tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartının arandığı davalardan olmasına karşın davacının davayı açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı, yukarıda yer alan yasal düzenlemeler ile dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı HMK'nun 115/2 ile 115/3 maddeleri çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bu nedenlerle Mahkememizce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2-3 maddeleri ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer mahiyette içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesinin 20/09/2023 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı ilamı) HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-HMK 114/2, HMK 115/2 gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harç peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, -Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır