Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/2784 E. 2026/3838 K.

Konu: İşyerinde Silahla Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2784
Karar No
2026/3838
Karar Tarihi
Konu
İşyerinde Silahla Yağma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/522 E., 2026/80 K. SUÇ : İşyerinde silahla yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2025 tarihli ilamı ile sanığın nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine dair verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 14.05.2025 tarihli ilamı ile esastan reddine karar verildiği, sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyizleri üzerine anılan bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.11.2025 tarihli ilamı ile bozulmasına, karar verilmiştir.

B. Bozma Sonrası İlk Derece Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda; Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2026 tarihli, 2025/522 Esas ve 2026/80 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında mağdura yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Bozma öncesi verilen hükme yönelik sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz istemlerinde sanığın eyleminin ancak 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğinin ifade edilmesine karşın bozma sonrası sanık hakkında aynı cezaya hükmedildiği, sanık ile yargılama sırasında borcu ödeyerek şikayetinden vazgeçen mağdur arasında hukuki ilişkiye dayanan alacağın varlığının sabit olduğu, mağdura yöneltilen ve gösterilen bir silah olmadığı ve olayın gerçekleştiği işyeri sanığa ait olduğu ve mağdur üzerinde hiçbir korkutucu etkisi olmadığı halde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, mağdurun sanıktan 5 ton fındık ve 50.000 TL borç para aldığı konusunda tartışma bulunmadığı, mağdurun borca karşılık adına tescilli araç üzerine 300.000 TL bedelli rehin verdiği, vade tarihi olan 2023 yılı Eylül ayında borcunu ödemeyen ve ödeme niyeti de olmayan mağdurun; 02.10.2023 günü sanığın işyerine gelerek borcunu vermeyeceğini bildirdiği, olay günü mağdura borcu ödemesi için 10 gün süre verildiği ve tanık ...'in de kefil olduğu senedin rızaya dayalı olarak düzenlenerek sanığa verildiği, belirlenen yeni vade tarihi geçince borcunu ödemeyen mağdurun sanık hakkında şikâyette bulunduğu, ilk derece mahkemesince taraflar arasında hukuki ilişkiye dayanan alacağın varlığı kabul edilmesine rağmen sanığın fazla tahsilata yönelik iradesinin olduğuna yer verilmediği, sanığın fazla tahsilata yönelik iradesinin de bulunmadığı, fındığın fiyatının değişken olduğu, borcun ödeme tarihinde aynı ile iadesinin talep edilmesinde bir sakınca bulunmadı, mağdurun aynı ile teslimde bulunamadığı, mağdura ait araç üzerindeki rehnin ise teminat amaçlı alındığı, aracın okul servisi olarak kullanılması nedeniyle mağdurun rehnin paraya çavrilmesini istemediği, bu nedenle dava konusu senedin rızayla düzenlendiği, mahkemenin ise alacak ve borç miktarını, borcun ödenmesinde gecikme olup olmadığını, gecikme nedeniyle işleyecek faizi ve 5 ton fındık borcunun ifa edilmesi gereken zamanda hangi meblağa denk geldiğini incelemeksizin, hatalı gerekçeyle "borç miktarından fazla miktarda senet düzenlendiği" şeklinde kabulü hukuka aykırı olduğu, mağdurun da Mahkeme huzurunda beyan ettiği üzere, 2024 yılı Ocak veya Şubat ayında borcunu sanığa ödediği ve şikâyetinden vazgeçtiği, şikâyetteki amacının ödemeden kurtulmaya yönelik olduğu, borcun ifası sırasında sanığın kendisinden fazlaya ilişkin tahsilat yapmadığı, olay tarihinde de fazla tahsilata yönelik bir iradesi ve fiilinin bulunmadığı, 2023 yılı Mayıs ayında mağdura 5 ton fındık borcu verildiği ve aynen iade yükümlülüğünün bulunduğu, aynen iadenin mümkün olmaması halinde vade tarihinde piyasa rayici üzerinden nakit ödemesinin yapılmasının gerektiği, somut olayda ayrıca vadenin mağdur tarafından aşıldığı, olay tarihinde 5 ton fındık borcunun nakit olarak hangi meblağa tekabül ettiğinin araştırılmadığı, Mayıs ayında yapılan araç rehin sözleşmesinin teminat maksatlı olduğu, vade tarihi geçmesine rağmen borcunu iade etmeyen mağdurun araç rehninin paraya çevrilmemesini ve kendisine 10 gün süre verilmesini istediği, 10 gün sonrası için de mağdurun borcunu hiçbir şekilde aşmayacak şekilde "5 ton fındık ve 50.000 TL" olarak senet düzenlendiği, yargılama sırasında mağdurun borcunu gerçek değer üzerinden ödediği ve şikâyetten vazgeçtiği, esasen şikâyetinin amacının da ödemeden kurtulmak olduğu, sanığın da aşkın ve nispetsiz bir ödeme talebinde bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişkinin olduğu, sanığın aşkın bir talebinin olmadığı, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un148. madde ve 149'da unsurları gösterilen nitelikli yağma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, bu konuda bir an için farklı düşünce olsa bile konunun 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece araştırılmamış olmakla birlikte; fındığın kilosunun 05.05.2023 tarihinde 42 TL, Ağustos ayında 70 TL, Eylül sonu Ekim başında ise 100 TL olduğunda taraflar arasında tartışmanın bulunmadığı, toplam borcun ödeme tarihinde Türk Lirası karşılığının 550.000 TL olduğu, esasen 300.000 TL'lik rehnin miktarının bu 550.000 TL'yi karşılamadığı, her durumda ... ile ...'in iş yerinde tartıştıkları konuda ...'in ...'ten ödenmemiş toplam 550.000 TL ve teminatı açıkta bulunan 250.000 TL'sinin olduğunda tartışmanın bulunmadığı, tarafların borcun 10.10.2023 tarihinde ödenmesi konusunda anlaşıp belge düzenlediklerinin görüntü kayıtlarından anlaşıldığı, mağdur ...'ün borcunu bu tarihte ödemek yerine 13.10.2023 tarihinde akşam saatlerinde ...'u gasp büroya şikâyet ettiği, sonrasında alacaklı ...'in rehnin paraya çevrilmesi için icra takibini başlattığı, tarafların aralarında anlaştıkları, borcun Şubat 2024'de ödenip tasfiye edildiği, ortada borç miktarını aşan tahsile dair fiilin ve iradenin olmadığı, araç rehninin teminat olduğu, şahsın işi için servis aracını kullanmaya devam ettiği, borç tasfiyesinin 02.10.2023'de kararlaştırıldığı, fakat ...'ün şikâyet anına kadar sanık ...'e hiçbir ödeme yapmadığı, mağdura silah gösterildiği ve tehdit yoluyla senet alındığı kabulünün maddi gerçeğe aykırı olduğu, kamera görüntülerinde mağdur ve tanığın silahla korkutulduklarına dair hiçbir tepkinin olmadığı, görüntü izleme tutanağında da silah gösterildiğine dair bir tespitin bulunmadığı, kamera görüntülerinin incelenmesinde; tarafların alacak verecek miktarı ve düzenlenecek senet ile ilgili konuştukları, sonunda mağdur ...’ün borçlu ve tanığı ...’in de kefil olarak senedi imzaladıkları, borç konusu senedin düzenlenmesi ve sanık tarafından alınması konusunda yağma suçunun konusunu teşkil edebilecek ağırlıkta cebir veya tehdit yönteminin kullanıldığına dair hiçbir görüntünün ve kaydın bulunmadığı, dolayısıyla olayın oluşu ve kameraya yansıyan görüntülerden yağma suçunun işlenmediği, taraflar arasında alacak borç ilişkisinin konuşulup, borcun ödenmesinin vadesi yakın tarihli bir senede bağlandığı, daha evvel dışarı çıkan mağdur ile tanığın konuşup, tekrar sanığın işyerine girmek suretiyle senedi düzenlendiklerinin anlaşıldığı, esas itibariyle konusu hukuki ihtilaftan ibaret olayın eksik ve hatalı inceleme ile nitelikli yağma suçu olarak değerlendirildiği, ancak somut olayda yağma suçunun işlenmediğine dair somut deliller olduğu halde, bu delillerin gözardı edildiği, sanığın müştekiyi "bu senedi zorla imzalayacaksın, buradan başka türlü çıkamazsın, senin köyüne gelir seni vururum, vurdururum" şeklinde tehdit ettiğine dair tutarlı, birbirini destekleyen, huzurda izlenen görüntü kayıtlarına uygun somut delil ve tespit olmaksızın bu tür söylenmemiş soyut bir beyanı sanığın cezalandırılması için delil olarak kabul etmenin mümkün olmadığı, mağdurun ilk beyanlarına itibar edilirken ilk beyanların doğruluğunun teyit edilmesi gerektiği, mağdurun senet imzalandığı tarihten 11 gün sonra şikâyette bulunmasının borcu ödemekten imtina etme amacına yönelik olduğu, mağdurun aşamalarda silahın doğrultulması ve tehdit içeren ifadelere yönelik söylemlerinin değiştiği ve maddi gerçeğe aykırı, olduğu, mağdurun boş senet alındığı iddiasında bulunduğunun da sabit olduğu, mağdurun Mahkeme huzurunda alınan ve olayı samimi şekilde anlattığı beyanları yerine; kamera görüntüleri ile hiçbir şekilde örtüşmeyen, sıcağı sıcağına vermediği, iddia konusu olaydan 11 gün sonra kolluğa başvurarak kurguladığı gerçek dışı ve borçtan kurtulmaya yönelik olan beyanına itibar edilmesi hukuka aykırı olduğu, mağdurun bozma öncesi ve sonrasında huzurda verdiği ifadeler ile emniyet birimine yaptığı şikâyet arasında çelişkinin ortaya çıktığı, çelişkinin giderilmesi amacıyla sorulduğunda ise mağdurun çelişkiyi gidermek suretiyle huzurda avukatıyla birlikte verdiği ifadesinde mahkeme önünde söylediklerinin doğru olduğunu zapta geçirdiği, İlk Derece Mahkemesinin; mağdur ...'ün kollukta alınan beyanına itibar ederken, tanık ...'in sanıkla sonradan gelişen husumetine bağlı olarak Mahkeme huzurunda değiştirdiği ve sanık aleyhine gerçek dışı iddialardan ibaret beyanını, başkaca destekleyen hiçbir delil olmadığı halde hükme esas alması hukuka aykırı olduğu, tanık ...'in olay tarihinden 12 gün sonra kollukta verdiği beyanında, olayı samimi ve doğru şekilde anlattığı, ancak daha sonra, 2024 yılı içerisinde, sanık ... ile arasında meydana gelen husumete dayalı olarak hakkında Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikâyette bulunduğu (Çarşamba CBS 2024/8 Sor. sayılı dosya ile yürütülen soruşturma neticesinde, Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2024/781 E. sayılı dosyası ile açılan dava derdesttir), tanık ilk beyanını verirken sanıkla arasında husumet bulunmamakta iken, Mahkeme huzurunda beyanı alındığı sırada sanığa karşı husumeti bulunduğunun sabit olduğu, tanık ...'in Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde geçen bir kısım aleyhe beyanların, kamera görüntüleri ile hiçbir şekilde uyuşmadığı, Mahkemece; tanığın ifadesinin sanık aleyhine olan kısmına itibar edilirken, lehe olan kısmı hiç dikkate alınmayarak "ifadenin bölünmezliği" kuralının açıkça ihlal edildiği, tanığın aleyhe olan beyanları, mağdurun Mahkeme huzurunda verdiği ifadesi ve kamera görüntüleri ile çürütüldüğü gibi, daha da önemlisi mağdurun hükme esas alınan kolluk beyanı ile tanığın hükme esas alınan sonraki beyanı da birbiri ile örtüşmediği, tanığın hazırlık ifadesinin geç saatte alınmasının dosyadaki aynı saatlerdeki diğer işlemler düşünüldüğünde tek başına yönlendirilmiş ifade olarak kabul edilemeyeceği, tanık ...'in kollukta zorla ve yönlendirme ile ifade verdiği konusunda şüphe duyuyorsa, tanığın sonradan gelişen husumet üzerinde huzurda ileri sürdüğü hürriyeti tahdit, zorla ifade imzalatma, görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması suçlarının polisler tarafından işlendiğine dair bu iddialar karşısında, ifadeyi alan polislerin huzurda tanık olarak dinlenmesi gerektiği, avukatlık mesleğini icra eden tanık ...'un babasının gözaltına alınması karşısında olası bir tutuklama tedbirini engellemek amacıyla tanık ...'e ifade vermesi için ulaşmasında, yönlendirme veya zorlama olduğunun kabul edilemeyeceği, tanığın kolluk görevlilerine suç isnadı niteliğinde olan aleyhe beyanlarının, ifadeyi alan kolluk görevlilerinin dinlenilmesinden sonra değerlendirilmesi gerektiği, ancak Mahkemece bu usulün de yerine getirilmediği ve bozma öncesinde de bu konuda taleplerin reddedildiği, bu haliyle tanığın gerçek dışı beyanlarının mahkûmiyet kararında esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, bir an için yağma suçunun oluştuğu kabul edilecekse bile, olay sırasında mağdurun kışkırtıcı tavırları nedeniyle sanık lehine haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği, olayda işyeri ve silah nitelikli hallerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, incelemenin mürafaalı yapılarak hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesi sonucunda; olay tarihinden önce mağdur ...'ün tanık ... aracılığıyla sanık ile tanışıp fındık hasat döneminde ödenmek üzere 5 ton fındık karşılığı 210.000 TL borç para aldığı, .... Noterliğince düzenlenen 05.05.2023 tarihli Araç Rehin Sözleşmesine göre mağdur adına tescilli 55... plaka sayılı minübüs üzerine sanık lehine 300.000 TL bedelli rehin konulduğu, mağdur ...'in 2023 yılının Eylül ayında ise işçi ücretlerini ödemesi gerektiğini ifade ederek sanıktan 50.000 TL daha borç para aldığı, mağdurun vade geldiğinde ödeme yapamaması üzerine tanık ... ile birlikte sanığın işyerine gittiği, olay anına dair kamera görüntülerinde sabit olduğu üzere sanık ile mağdurun bir süre konuştukları, konuşmalardan sonra sanığın sinirlendiği, mağdur ... ve tanık Servete yönelik agresif tavırlar sergilediği, mağdura fiziki temasta bulunduğu, sanığın çekmecede bulunan ve sanığın oğluna ait olan tabancayı tanık ve mağdurun göreceği şekilde aldığı ve beline koyduğu, mağdura hitaben "borcu ödememesi halinde köyüne gelip vuracağı, vurmazsa da vurduracağı"na dair tehditte bulunduğu, mağdur ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, mağdurun borcu ödeyemeyeceğini söylemesi ve borcun miktarına yönelik itirazda bulunması üzerine sanığın sinirlenerek tehdit eylemini gerçekleştirdiği, devamında mağdurun tanık ...'i kefil olması konusunda ikna ederek suça konu senedi ayrı ayrı imzaladıkları, adli emanette bulunan suça konu senet incelendiğinde keşide tarihi bulunmadı ancak vade tarihinin 10.10.2023 olduğu, mağdur ... ve tanık ... borçlu olduğu, miktar olarak ise "5 ton fındık - 50.000 TL" yazılı olduğu, mağdur ...'ün 2024 yılı Ocak veya Şubat ayında borcunu ödediğini beyan ettiği anlaşılmakla; mağdur ile sanık arasında 5 ton fındık ve 50.000 TL paranın borç olarak verilmesinden kaynaklanan hukuki ilişkinin bulunduğu, mağdur tarafından da kabul edildiği üzere mağdurun vadesi gelmesine rağmen borcu ödemediği ve sanıktan süre istediği, ayrıca borcun miktarına yönelik de itirazda bulunduğu, borcun güncel fındık fiyatı üzerinden değil borç aldığı tarihteki fındık fiyatı üzerinden ödemesi gerektiğini ileri sürdüğü, mağdurun 5 ton fındığı aynı ile iade etmediği gibi ödeme tarihindeki güncel fiyatı üzerinden ödeme yapmayı da kabul etmediği, mağdurun vade tarihi itibariyle ödeme gücünün de olmadığı, sanığın eyleminin suça konu senet üzerinde belirtildiği üzere taraflar arasında ihtilaf bulunmayan "5 ton fındık ve 50.000 TL para" olarak sabitleme ve alacağına daha çabuk ulaşma amacına yönelik olduğu ve imzalanan senedin borç miktarını artırmadığı anlaşılmakla; mağdurdan hukuki alacağı bulunan sanığın hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasında, hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2026 tarihli ve 2025/522 Esas, 2026/80 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,04.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2026/2784, K. 2026/3838, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2026-2784-e-2026-3838-k-a79ee811cf0a