Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4655 E. 2026/5629 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4655
- Karar No
- 2026/5629
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/1273 E., 2024/1579 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli hırsızlık HÜKÜMLER: Mahkumiyet, Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzelterek Onama, Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A.İlk Derece Sanıklar hakkında Bergama Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-c.h, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı beş kez 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 28.03.2024 tarihli kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 280/2 maddesi uyarınca hükümlerin kaldırılmasına;
1.Sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-f, 143, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı beş kez 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2.Sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... Müdafinin Temyiz Nedenleri; Vekalet ücretine ilişkindir.
2.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz Nedenleri; Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemedi, şüpheden sanık yararlanır ilkesince beraat kararı verilmesi gerektiği, mahkeme kararı olmaksızın telefonunun incelenmesinin hukuka aykırı olduğu, teşhis işleminin usule uygun olmadığı, suçu işleyen faillerin kendilerini gizlemek adına plakalarını değiştirmiş olabilecekleri düşünülmeden müvekkilinin verdiği plaka ile aracın birbiri ile tutmamasının suç işlediğine ilişkin delil olarak hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri; Sanık ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... hakkında yapılan temyiz istemi incelendiğinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak Kendisini vekille temsil ettiren sanık ... lehine avukatlık asgari ücret tarifesine göre 10.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, hukuka aykırılık görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
2.Sanık ... hakkında yapılan temyiz istemi incelendiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın aşamalarda istikrarlı bir şekilde suçlamayı kabul etmediği, sanığın olaya karışan kişilerin verdiği plaka ile aracın modelinin birbiri ile uymamasının, sanığın üstünü aramamalarının ve aynı güzargahtan olaydan önce bir kaç kez geçmesinin aleyhine delil olarak esas alınamayacağı, tanık ...'in; 10 gün önce aynı olayın kendisinin başına gelmesi nedeniyle ...'a durma dediği ancak durmak zorunda kaldığını belirtmesi, tanıklar ... ve ...'in telsizden ...'ın aracının gaspa uğradığını duydukları şeklindeki beyanları, mağdurların sanıktan şikayetçi olmadıkları, sanığa ait telefondaki bir fotoğraf üzerinden mağdurlara yaptırılan teşhisin usulüne uygun olmadığı, hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın hırsızlık suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR 1.Sanık ... Örgütlü Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.03.2024 tarihli hükmünün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin hüküm fıkrasınıda vekalet ücretine mahsus kısımdaki; "9200 TL'nin" kısmı çıkartılarak "10.200,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan verilen karar yönünden; Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 28.03.2024 tarihli kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.07.2026 tarihinde karar verildi.