Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3211 E. 2026/3342 K.
Konu: Nitelikli Yağmaya Teşebbüs
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3211
- Karar No
- 2026/3342
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağmaya Teşebbüs
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1248 E., 2024/284 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İlk derece Mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet hükümleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/340 Karar sayılı kararı ile; Katılan ...'e yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanık ... hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-h, 35/2, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Katılan ...'a yönelik nitelikli tehdit suçundan, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a-c, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a-c, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1248 Esas, 2024/284 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, katılan ... vekili, sanık ... ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulü ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve katılanlara yönelik eylemin kül halinde tek bir yağma suçunu oluşturduğundan bahisle,
Katılanlara yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 35/2, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ...'ın sanık ...'tan 80.000,00 TL alacağının bulunduğuna, ...'un da katılanlardan alacaklı olduğunu söylemesi üzerine yalnızca taraflar arasında paranın ödenmesi konusunda aracı olduğuna, kimseyi tehdit etmediğine, parayı ödememek için iftira edildiğine, katılanların borçlu olduklarının dosya içerisinde mevcut fatura, kira sözleşmesi, icra dosyaları ve tanık beyanları ile sabit olduğuna, gerçeğe aykırı ve çelişkili katılan beyanlarının başkaca somut, kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmediğinden sanığın beraatine, kabule göre de, olayda silah kullanıldığının kanıtlanamadığına, alt sınırdan ceza tayinine, takdiri indirim hükümleri ile lehe hükümlerin uygulanmasına, ilişkindir.
2. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ...'ın sanık ...'ın işlediği kabul edilen eylemine iştirak etmediği gibi sanık ...'ı uyararak engel olmaya çalıştığına, işletmenin devrinden kaynaklı olarak katılanlar ile sanık arasında alacak verecek ilişkisinin dosya içerisinde mevcut fatura, kira sözleşmesi, icra dosyaları ve tanık beyanları ile sabit olduğuna, gerçeğe aykırı ve çelişkili katılan beyanlarının başkaca somut, kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmediğinden sanığın beraatine, kabule göre de, olayda silah kullanıldığının kanıtlanamadığına, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesine, ilk derece mahkemesince teşebbüs nedeniyle 1/2 indirim uygulanmasına ve hiçbir yeni delil bulunmamasına rağmen istinaf mahkemesince bu oranın 1/4 şeklinde uygulanmasının adil yargılanma hakkını zedelediğine, gerekçesiz şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alınarak belirlenen cezanın isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyade iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulünde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil ile incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır.
Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir.
Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtay da yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır.
Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 )
Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde;
... Restoran'ın ilk işletmecisi sanık ... ile devralan katılan ... arasında işletmeye yapılan masraflar ve ödenen kira ve abonelik bedelleri hususunda hukuki bir ihtilaf bulunduğu, olay günü anılan iş yerinde çalışan katılan ...'i arayan sanık ...'ın arkadaşı sanık ...'ın, ... ile buluşmak istemesi nedeniyle katılan ... ve ...'ın bir kafede buluştukları, sanık ...'ın yanında diğer sanık ...'un da bulunduğu, katılanın sanıkların bulunduğu araca bindiği, araçta silah çıkartan sanık ...'ın silahı katılan ...'e doğrultarak, ''...'ı ara Balçova'ya gideceğiz.'' dediği, bunun üzerine katılan ...'in katılan ...'ı aradığı, sanık ...'ın telefonda ...'a hitaben, ''Senin yerini alacağım, oradaki hayallerim farklı, orada para aklayacağım, sizi çarmıha gererim, cezaevinden yeni çıktım, iş yerine de geleceğim, sana orada ekmek yedirmeyeceğim, bu saatten sonra orası benim.'' şeklinde tehditte bulunduğu olayda, sanık ...'un tüm savunmalarında, ... Restoran isimli işletmenin devrinden dolayı ödediği kiralardan dolayı 60.000,00 TL alacaklı olduğunu ancak ödenmediğini beyan ettiği, işletmeye ait ilk kira kontratının 28.04.2020 tarihinde sanık ...'un annesi ... ile işletme sahibi ... arasında yapıldığı ve 10.000,00 TL depozitonun sanık ... tarafından ödendiğinin belirtildiği, katılan ...'ın beyanına göre işletmenin devrinden sonra elektrik aboneliğinden kaynaklı çıkan 3.000,00 TL borcun katılan ... tarafından sanık ...'a banka havalesi ile ödendiği, işletme sahibi ...'in beyanında sanık ...'a yapılan ilk kiralamadan kısa bir süre sonra katılan ... ile kira sözleşmesinin aynı şekilde devam ettirildiği, depozitonun katılan ... tarafından sanık ...'a ödenip ödenmediğini bilmediği, ilk kiralamadan sonra sanık ... tarafından işletmeye ve bahçesine birtakım masrafların yapıldığının belirtildiğinin anlaşılması karşısında; sanık ...'un eyleminin 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesinin yollamasıyla “hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla silahla tehdit" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR A. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde yer alan (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle, sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.04.2026 tarihinde karar verildi.