Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/829 E. 2026/10871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/829
- Karar No
- 2026/10871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/251 Esas, 2025/939 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/71 Esas, 2024/233 Karar
Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca zarar gören dava dışı kişi tarafından Hazine aleyhinde açılan dava sonucu ödenen tazminatın, meydana gelen olayda kusurlu olduğu ileri sürülen tapu müdür ve memurlarından rücu'en tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca zarar gören dava dışı kişi tarafından Hazine aleyhinde açılan dava sonucu ödenen tazminatın, meydana gelen olayda kusurlu olduğu ileri sürülen Tapu Müdür ve memurlarından rücu'en tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; irtifak hakkının işlenmesine ilişkin sorumluluğun Tapu Sicil Müdürlüğüne ait olduğunu ve Kadastro Müdürlüğünün bu hususta hiçbir yetkisinin ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu işlemlerde hiçbir şekilde ihmalinin bulunmadığını, ihmalinin bulunmaması nedeniyle rücu sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tescil hususunda yetki ve sorumluluğun Tapu Müdürlüğüne ait olduğunu ve bu hususta Kadastro Müdürlüğünün hiçbir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu işlemlerde hiçbir şekilde ihmalinin bulunmadığını, ihmalinin bulunmaması nedeniyle rücu sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların mahalline gitmemesinin imkan dışı olduğunu, satış işleminin değişik personeller tarafından gerçekleştirildiğini, satışlara ilişkin resmi senetlere göre 6 07... parseldeki kamulaştırma şerhinin sehven belirtilmediğini, 6 07... parsel sayılı taşınmaza ait şerhin tapu kütüğünün beyanlar hanesine tarihini hatırlamadığı dönemde kendisi tarafından işlendiğini, kamu zararına sebebiyet veren herhangi bir işlem yapmadığını, tapu sicilinde ne görünüyorsa o doğrultuda işlem yaptığını, yaptığı işlemi kanun, tüzük ve belgelere dayanarak yaptığını, bu bağlamda tarafına isnat edilen iddiaların mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, ön inceleme raporu ile bilirkişi raporu arasında çelişkiler olduğu hâlde, bu çelişkiler giderilmeden rapora göre hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ifraz işlemi sonucu oluşan 191 adet parselin kütük sayfasına taşınmamasından tüm davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davalılar hakkında görevlerini yaparken kusurlu olarak hareket etmiş olmaları sebebiyle 3. şahısların uğradığı zararın davacı Hazine tarafından ödenmesi nedeniyle ödenen tazminatın rücu'en tahsili isteminde bulunulmuş olup tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı oluşan zararların Devlet tarafından ödenmesinin kusursuz sorumluluk ilkesine dayandığı, davalıların Tapu Müdürlüğünde görevli oldukları, ödenen tazminattan davalıların sorumlu olabilmesi için zarar meydana getiren eylemde kusurlu olmalarının gerektiği, davalıların eylemlerine dair yapılan incelemeler neticesinde, İlk Derece Mahkemesince, Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/300 Esas, 2021/530 Karar sayılı dosyasına konu olup 20.06.2022 tarihinde kesinleşen kararda belirtilen eylem uyarınca meydana gelen zararın rücu'en tahsiline ilişkin görülen ve istinafa konu olan davada, Ağrı ilinde Tapu Müdürü olarak görev yapan ...'ın sorumluluğunun bulunduğu, diğer davalıların olayda sorumluluklarının mevcut olmadığı belirtilerek ... yönünden açılan davanın kabulüne, diğer davalılar ..., ..., ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verildiği, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7 nci maddesindeki şerhin bildirici nitelikte olduğu, idare tarafından şerh tarihinden itibaren altı ay içerisinde kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belgenin tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerhin tapu idaresince re'sen sicilden silineceği hususunun düzenlendiği, buna göre idare tarafından tapu müdürlüğüne bu yönde bildirimde bulunulmadığı için lehine tazminat hükmedilen ...'in satın alma tarihinden 8 yıl önce şerhin hükümsüz kalması nedeniyle hak kaybına ve kamu zararına sebep olabilecek şekilde kusurlarının bulunmadığının belirtildiği nazara alınarak, haklarında davanın reddine karar verilen davalıların tazminata konu işlemin yerine getirilmesinde kusurlu olmadıklarının kabul edilmesi, 4721 sayılı Kanun'un 1007/2 fıkrası gereğince Devletin, ancak zararın doğmasında kusurlu bulunan görevlilere rücu edebileceğinin belirtilmiş olması nazara alındığında, bu davalılar yönünden açılan davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda bölüşük kusur ve hakkaniyet indirimi hususları değerlendirilmemiş olsa da davalı ... tarafından bu yönde istinaf talebi olmadığı gerekçeleri ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.