Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/3956 E. 2026/10863 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3956
Karar No
2026/10863
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1192 Esas, 2025/1821 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın kıyı kenar tahdidi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu (3621 sayılı Kanun) kapsamında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle davacıların mülkiyet hakkının engellendiğini, davacılar adına kayıtlı taşınmazın 3621 sayılı Kanun kapsamında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilerek, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan terkin davasının hukuki karar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, terkin kararı verilmesi hususunda mahkeme vasıtasıyla işlem tesis edilemeyeceğini ileri sürerek bu tür davalarda tapu kaydı terkin edilip, terkin kararı kesinleşmeden tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mal sahibi, taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceğini, davada keşif yapıldığı takdirde bilirkişilerce dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2023 tarihli ve 2022/488 Esas, 2023/429 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2023 tarihli ve 2022/488 Esas, 2023/429 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/1106 Esas, 2024/332 Karar sayılı kararıyla; dosyada ve tapu kayıtlarında yapılan incelemede; davacılar ... ..., ... ve ... hem tapu maliki hem de muris ... mirasçıları olup diğer davacılar ..., ... ve ... tapuda malik olmayıp muristen kendilerine intikal edecek paylara ilişkin dava açtıkları gözetilmeden mahkemece hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde terkin kararı verilmesi doğru görülmediğinden; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/1106 Esas, 2024/332 Karar kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı kabul edilerek karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan kıyı kenar çizgisinin hangi idare tarafından, hangi kanun uyarınca, hangi yönteme uygun olarak, hangi tarihte yapılan çalışma sonucu oluştuğu, bu çalışmanın ne şekilde kesinleştiği ilgili idareden sorularak varsa kesinleşmeye ve çalışmalara esas belgelerin onaylı örneklerinin dosya içine getirtilmesi, 3621 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde yer alan "Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur." ve aynı Kanun'un kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Komisyonca tespit edilip Valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.” hükümleri uyarınca idarece belirlenmiş ve onaylı kıyı kenar çizgisi ya da mahkemece hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı araştırılarak kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise krokisinin getirtilerek kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle taşınmazın pafta üzerinde kesinleşmiş kıyı kenar çizgisine göre konumu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alanını belirtir şekilde fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor alındıktan sonra, kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölüm yönünden mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklı tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü ile hüküm kurulması, ilgili idare tarafından onaylanmış ya da hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisinin bulunmadığının tespiti hâlinde ise 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığının nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; husumetin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, idare yasal hasım olduğundan vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi kurulu raporunun objektif, detaylı ve denetlenebilir nitelikte olmadığını, bilirkişilerce gerekçelendirilmeyen %50 objektif değer artışı nedeniyle taşınmaza gerçek değerin çok üstünde bir değer biçildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/3956, K. 2026/10863, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-3956-e-2026-10863-k-6993f23eab55