Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4794 E. 2026/3690 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4794
- Karar No
- 2026/3690
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/205 E., 2024/424 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat.... ile Avukat .....ile davalılar ... ve Türk ..... A.Ş. vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; eksiklikliğin giderilmesi bakımından geri çevrilmesine karar verilen dava dosyasının temyiz incelemesi için yeniden gönderildiği anlaşılmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ..... Barosuna bağlı avukat olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında 06.12.2013 başlangıç tarihli, 3 yıl süreli, karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren bir avukatlık ve danışmanlık sözleşmesi imzalandığını; sözleşme ile müvekkili ve birlikte çalıştığı ..... Hukuk Bürosu ekibinin, davalılara, talep etmeleri halinde, istedikleri konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vereceği, davalıların sahip olduğu, sözleşmede yazılı olan ve sözleşme dışındaki muhtelif taşınmazların satışı hususunda, hukuksal alt yapı oluşturarak, alıcı müşteriler ile müvekkilin bir araya getirileceği, hukuksal çerçevede organizasyon ve danışmanlık hizmeti verileceğinin; davalılardan ... adına
İstanbul 14. Aile Mahkemesinin 2010/598 E. sayılı dosyası ile devam eden boşanma davasının ve bu davaya bağlı olan ve İstanbul 14. Aile Mahkemesinin 2011/772 E. sayılı dosyası ile devam eden mal paylaşımı davasının takibinin üstlenileceğinin ve bunun karşılığında da davalıların müvekkile sözleşmede ayrı ayrı belirlenen avans, ücret ve masrafları ödeyeceğinin kararlaştırıldığını; bu sözleşme kapsamında müvekkili ve birlikte çalıştığı ... Hukuk Bürosu ekibinin davalılar tarafından vekaletten azledilinceye kadar sözleşmede kendisine yüklenen edimleri tam olarak yerine getirdiğini; ancak davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini; sözleşme varlığını halen devam ettirdiği halde davalıların müvekkilini sadece vekaletten azlettiklerini, sözleşme taraflarca feshedilmemiş olup özellikle davalıların yükümlülükleri açısından halen yürürlükte olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan alacağının tespiti ile bu alacağın şimdilik; boşanma davasının ücreti olarak 25.000,00 TL, yıllık aidat ücreti olarak 25.000,00 TL, avans ücreti olarak 25.000,00 TL, gayrimenkul satışlarının sözleşme alt yapısını oluşturacak olan organizasyon ve danışmanlık ücreti olarak 25.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 01.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ile; ''belirsiz alacak davası olarak açtığımız davada bilirkişi ve ek bilirkişi raporu ile tespit edilen ve tanık anlatımları ile ispatlanan KDV dahil 75.653,760,08 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak, müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ederiz.'' demiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacının, davalılardan müvekkil ... ve müvekkili şirket ...ye hiçbir hukuki hizmet vermediğini, davalı müvekkili ...'un ise boşanma davasının son 3 duruşmasına katıldığını ve nerede ise davanın kaybı ile sonuçlanabilecek fahiş bir hata yaptığını, davacının dayandığı “Avukatlık ve Danışmanlık Sözleşmesi”nin de avukatlık hizmetine ilişkin olmayıp emlak komisyonculuğu, finans danışmanlığı ve komisyonculuğu niteliklerini taşıdığını ve bu durumun 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 11. maddesinde sayılan yasaklı işlerin kapsamına gireceğini, bu nedenle sözleşmenin tümüyle hükümsüz olduğunu; sözleşme hükümsüz olmakla birlikte ayrıca sözleşmede yazılı şart da gerçekleşmediğinden yıllık ödemeye ilişkin talebin kabul edilemeyeceğini; yine sözleşmede taşınmazların 3.000 USD üzerinden bir fiyatla satılması halinde oluşacak farkın %80'inin ilave ücret olarak avukata ödeneceğine ilişkin maddenin de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 27. maddesinde söz edilen ahlaka aykırılık kavramı içerisinde yer aldığını ve bu durumun da sözleşmeyi kesin hükümsüz hale getirdiğini, talimata aykırı davranışları nedeniyle de davacının azledildiğini savunarak, kesin hükümsüzlükle sakat sözleşmeye dayanan davacının haksız taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2022 tarihli kararıyla; azlin haksız olduğu, sözleşmenin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varıldığı, sözleşmede yer alan boşanma davasının davacı tarafından takip edilmiş olduğu, azlin haklı olduğu ispatlanamadığından, buradaki dava açısından davacının 1.000.000 USD talep hakkının olduğu, sözleşme davacıdan kaynaklı sebeplerle sona ermediğinden, sözleşmede öngörülen 3 yıllık sürenin her bir yılı için 1.000.000 USD olmak üzere 3.000.000 USD alacağı hak kazandığı, sözleşmenin B-1, B2, B-3 ve B-5 hükümleri doğrultusunda edimlerini yerine getirmiş olan davacının bu hükümler doğrultusunda alacağa hak kazandığı, dava açıldığında KDV alacağına ilişkin
talep olmadığı gibi, yine KDV mal teslimi veya hizmet ifasının tamamlanması ile doğmakta olup, yine KDV beyannamesine bu hususun dahil edildiğinin ispat edilmesi gerekmekte olup ispat edilemediği, .... ilçesinde bulunan taşınmaz açısından ise; işbu taşınmaz yönünden vekalet ilişkisi kurulduktan sonra sözleşme kapsamında gerçekleştirilmiş herhangi bir hizmetin varlığı da ispatlanamadığından buradaki taşınmaz açısından davacının ediminin bulunmadığı ve alacak hakkının doğmadığı, sözleşme kapsamında zamanaşımı süresinin azil ile başlayacağı ve henüz zamanaşımının dolmadığı, sözleşmede yer alan müştereken ve müteselsilen sorumluluğu içeren maddenin de gözetildiği gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile; 29.958.966,00 USD'nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve bu miktarın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararıyla tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 30.04.2024 tarihli ilamla; davanın kısmi dava olduğu kabul edilerek, bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılması gerekirken; belirsiz alacak davası olarak kabulünün doğru olmadığı, somut olayda; taraflar arasında imzalanan ''Avukatlık ve Danışmanlık Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin ''..... Hukuk Bürosunun Yükümlülükleri'' bölümünde yer alan müvekkillere ait olan gayrimenkullerle ilgili tüm işlemleri, satış, takas, devir vb. işlemlerin organizasyonunda görev alınacağı, gayrimenkullerin satış, devir ve takas edilmesi sonucunda elde edilecek gelirin yeni yatırımlara dönüştürülmesi, yine listesi verilen gayrimenkullerle ilgili satış, devir, takas ve diğer işlemler konusunda danışmanlık hizmeti verilmesi gibi simsarlık sözleşmesi niteliği taşıyan hükümleri ile ''Müvekkillerin Yükümlülükleri'' bölümünde yer alan taşınmazların satımı, takası durumunda avukata ödenecek bedellerin yer aldığı hükümleri davacının avukat olması ve Avukatlık Kanununun 11. maddesiyle simsarlığın avukatlıkla birleşmeyen işlerden sayılması nedeniyle hukuka aykırı olduğundan, TBK'nın 27. maddesi uyarınca kesin hükümsüz olduğu ve davacının bu hükümler nedeniyle davalılardan herhangi bir talepte bulunamayacağının kabulü ile bu taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, davalıların davacı avukatın haklı nedenle azledildiği hususunu ispatlayamadığı, davacı avukatın davalı müvekkilleri zararına bir eylemde bulunmadığı ve mahkemenin azlin haksız olduğuna ilişkin değerlendirmesinin yerinde bulunduğu, sözleşme tümüyle hükümsüz olmadığından, davacı avukatın müvekkilerinden ... adına takip ettiği boşanma davası nedeniyle sözleşmenin ''Müvekkillerin Yükümlülükleri'' bölümünün 9 numaralı bendinde kararlaştırılan vekalet ücretini talep edebileceği; sözleşmede aynı zamanda müvekkillere hukuki danışmanlık verileceği kararlaştırıldığından bu danışmanlık karşılığı yıllık olarak ödeneceği belirlenen aynı bölümün 5 numaralı bendinde belirtilen yıllık ücreti de talep edebileceği; ancak, davacının bu talepleri değerlendirilirken davasının kısmi dava niteliğinde bulunduğunun da gözetilmesi gerektiği, ıslah ile artırılan kısımlar yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin hem takip edilen boşanma davasından kaynaklı vekalet ücreti alacağı hem de hukuki danışmanlık hizmeti karşılığı sözleşmede yıllık olarak alacağı kararlaştırılan danışmanlık ücreti alacağı yönünden dolduğu ve davalıların süresinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu anlaşılmakla; ıslah edilen kısım yönünden davacının talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, Mahkemece, her ne kadar sözleşmede verilmesi öngörülen 1.000.000 USD avansın verildiği hususu ispatlanamadığından 1.000.000 USD avans kaynaklı davacı alacağının olduğu kabul edilmişse de; sözleşmede de belirtildiği gibi bu kararlaştırmanın avans niteliğinde olduğu ve yıllık belirlenen hukuki danışmanlık ücretinden mahsup edilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkemenin avans niteliğindeki bu kararlaştırmayı aykırı olduğu, somut olayda; dava dilekçesinde açıkça her bir alacak kalemi için TL cinsinden talepte bulunan davacı vekilinin, yargılama sırasında bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği, her ne kadar, davalı ... vekili tarafından boşanma davası nedeniyle kendilerinden talepte bulunulamayacağı belirtilmekte ise de; sözleşmenin ''Müvekkillerin Yükümlülükleri'' bölümünün 10 numaralı bendinde Kurt Grubu oluşturan taraflardan her birinin bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri ile ilgili olarak, avukata karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını kabul ettikleri ve bu kabulün TBK'nın 128. maddesi kapsamında üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenmek niteliğinde geçerli bir taahhüt olduğu, davacı vekilinin KDV alacağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; yukarıda da belirtildiği şekilde davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, dava dilekçesinde açıkça talep edilmeyen bir hususun sonradan bu şekilde talep edilemeyeceği gerekçesiyle Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, davacı vekilinin KDV alacağına ilişkin temyiz itirazının, davalıların azlin haklı olduğuna ilişkin temyiz itirazları ile davalı ...'ın temyiz itirazının reddine, İlk Derece Mahkemesi Kararının HMK'nın 371. maddesi gereğince davalılar lehine bozulmasına, karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; azlin haksız olduğu, bozma nedeni yapılan hususların maddeler halinde incelenmesinde; davanın "kısmi dava" olarak kabul edildiği, davacının KDV alacağına ilişkin talebinin reddi gerektiği, alacağın ancak Türk Lirası cinsinden ödenmesinin kabul edildiği, açılan davanın vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olduğu, davalıların süresinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu, davacı tarafın 01.02.2022 tarihli dilekçesi ile artırılan kısımlar yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin hem takip edilen boşanma davasından kaynaklı vekalet ücreti alacağı hem de hukuki danışmanlık hizmeti karşılığı sözleşmede yıllık olarak alacağı kararlaştırılan danışmanlık ücreti alacağı yönünden dolduğu, bu nedenle ıslah edilen kısım yönünden davacının talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmakla davacı tarafın alacak isteminin dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri ve değerleri üzerinden sınırlandırılarak yargılama yapıldığı, davacı alacağının Türk Lirası cinsinden talep edilebileceği, dava dilekçesinde yer almayan KDV alacağını sonradan talep edemeyeceği ve artırılan kısımları yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının gayrimenkul satışlarının sözleşme alt yapısını oluşturacak olan organizasyon ve danışmanlık ücreti olarak talep ettiği 25.000,00 TL alacağın reddi gerektiği, davacının yıllık belirlenen hukuki danışmanlık ücreti dışında ayrıca avans niteliğindeki ücretin tahsilini talep edemeyeceği, somut olayda, davalılardan ...'un boşanma davasının davacı tarafça avukat olarak takip edildiği, davacının sözleşme kapsamında bu edimini yerine getirmesine karşılık vekalet ücretini davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bozma kararının vekil olarak taraflarına tebliğ edilmediği, davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, bu nedenle talep artırım dilekçesiyle artırılan kısımların zamanaşımına uğramadığını, sözleşme ile müvekkilinin yükümlendiği edimlerin Avukatlık Kanunu'na aykırı olmadığını, sözleşmenin tümüyle geçerli olup Kanuna aykırılık hususunun ispatlanamadığını, taraflarınca sunulan hukuki mütalaada da sözleşmenin geçerli olduğunun bir kez daha ispat edildiğini, müvekkilinin davalıların talepleri doğrultusunda davalılara ait gayrimenkullerle ilgili olarak, belediye ve tapuda araştırmalar yaptığını, hem davalıların talebi doğrultusunda davalılara, hem de yine davalıların talebi doğrultusunda talep sahibi yatırımcılara hukuki bilgi, belge, doküman konusunda hukukî danışmanlık hizmeti sunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında yerine getirdiği işlemlerin tümünün yalnızca bir avukatın yapabileceği nitelikte işlemler olduğunu, bozma kararındaki tespitlerin hukuksuz olduğunu, davalılar azlin haklı olduğunu ispatlayamadığından müvekkilinin tüm alacaklara hak kazandığını, sözleşmeden kaynaklı alacaklar, ancak ve ancak huzurdaki yargılamada yapılan inceleme ve tespitler, toplanan deliller neticesinde belirli hale gelmişken, dava açılırken bu KDV alacağını tespit etme ve talep etme imkanları olmadığını, alacakların huzurdaki yargılama neticesinde belirli hale geldikten sonra, talep arttırımı ile talep edilen KDV alacağının kabulü gerektiğini, Mahkemece sözleşmede hükmedilen yıllık aidat ödemesi yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bozma ilamında dahi davalılardan yıllık aidat alacağının talep edilebileceğinin kabul edildiğini, kararı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ''avukatlık ve danışmanlık sözleşmesi'' başlıklı sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). HMK'nın 297/2 maddesi gereği hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 1. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamı 16.06.2024 tarihinde davacı vekili ...'e tebliğ edilmiş olup, tebliğ zarfı üzerine ''Yargıtay ilamı'' şeklinde açıklama bulunduğu, ayrıca 25.11.2024 tarihli duruşmada davacı vekilinin; ''...Yargıtay ilamını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz, usulsüz bir karardır, hak, hukuka ve vicdana aykırıdır.'' şeklinde beyanda bulunduğu, bozma ilamının tebliği konusunda bir usulsüzlük bulunmadığı, sözleşmenin kapsamı ve içeriği doğrultusunda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bu doğrultuda davanın kısmi dava olduğu; sözleşmede aynı zamanda davacı tarafından müvekkillerine hukuki danışmanlık verileceği kararlaştırıldığından bu danışmanlık karşılığı ödeneceği belirlenen yıllık ücreti de talep edebileceği ancak, bunun davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktar ile sınırlı olacağı, yine davalılardan ...'un boşanma davasının davacı tarafça avukat olarak takip edildiği, davacının sözleşme kapsamında bu edimini yerine getirmesine karşılık vekalet ücretini davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği belirtilmiş ancak yıllık danışmanlık ücreti olarak talep edilen 25.000,00 TL ve boşanma davası için talep edilen vekalet ücreti 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hüküm gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde yalnızca 25.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. 3. Davacı vekilinin davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda 2. bentte yer alan gerekçeyle HMK'nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre yukarıda 3. bentte yer alan temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.