Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4169 E. 2026/3691 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4169
Karar No
2026/3691
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/542 E., 2025/552 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/201 E., 2024/234 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...'e adına kayıtlı taşınmazların satışı için vekâletname verdiğini, davalının bu vekâletname ile müvekkili adına kayıtlı bulunan taşınmazı 12.09.2017 tarihinde muvazaalı olarak abisinin eşi olan diğer davalı ...'ye tapuda devrettiğini, devir sonrasında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını ve müvekkilinin bu devirden çok uzun zaman sonra haberi olduğunu, müvekkilinin muvazaalı olarak devredilen taşınmazında oturmaya devam ettiğini, aynı taşınmazın bu kez 13.11.2017 tarihinde 151.000,00 TL'si üzerinden devir tarihinde birlikte iş yaptıkları ve aralarında ticari ilişki bulunan diğer davalı ... S.'ye devredildiğininin, bu devirden de müvekkilinin haberdar olmadığını ve kendisine bir ödeme yapılmadığını, ....'nin yaklaşık 3 ay müvekkilinden hiçbir talepte bulunmadığını, 3 ay sonra ise müvekkilinden ya evi boşaltmasını ya da kira ödemesini talep etmesi üzerine müvekkilinin söz konusu muvazaalı devir işlemlerinden haberi olduğunu, taşınmazın bu kez 06.07.2018 tarihinde yine muvazaalı olarak 160.000,00 TL bedel gösterilerek tapu iptalini önlemek amacı ile devir tarihinde çok yakın arkadaşı olan diğer davalı ... A.'ya devredildiğini, son olarak 13.07.2021 tarihinde 260.000,00 TL bedel gösterilerek dava dışı Ayşegül'e devredildiğini, davalıların her birinin vekilin vekaleti kötüye kullanarak, muvazaalı olarak işlem yaptığını bildiklerini ileri sürerek; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu olmadığı taktirde dava konusu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerinin devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 06.07.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.953.804,98 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davacının dava konusu daire için 145.000,00 TL, dava dışı hisseli tarlası için 35.000,00 TL satış bedeli istediğini, bu bedelin davacıya verilmesiyle davacının taşınmaz üzerindeki hacizleri kaldıracağı, icra ödemeleri yapılır yapılmaz da müvekkiline satış yetkisi içeren vekalet vereceği konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin taşınmazın al sat yaparak kar elde etmeye uygun olduğunu söylemesi üzerine diğer davalı ...'nin dava konusu daire için 150.000,00 TL, dava dışı tarla için 40.000,00 TL ödeyebileceğini söylemesi üzerine müvekkilinin aile ilişkisinden dolayı kendisine kalacak 10.000,00 TL'yi uygun gördüğünü ve ...'nin satış bedelini alır almaz davacıya gittiğini, davacının haksız ve mesnetsiz olarak kendisine hiç taşınmaz bedeli ödenmediğini iddia etmişse de, bu anlaşma ile birlikte müvekkilinin dava konusu taşınmazın ve dava dışı tarla vasfında başka bir taşınmazdan anlaşılan 180.000,00 TL bedelini nakit olarak davacıya elden verildiğini, 10.000,00 TL'sini de kendisi aldığını, davacının daha sonra taşınmaz üzerinde aktif haciz şerhi bulunan tam 20 icra dosyasına ödeme yaptığını, işbu hacizleri kaldırdıktan sonra müvekkiline vekalet verdiğini, davacının tüm iddialarınn haksız mesnetsiz ve hayatın olağan akışına aykırı olup, açılan davanın tek amacının borca batık davacının haksız kazanç sağlama çabası olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; müvekkilinin ...'in eski eşinin abisi olduğunu, evlilik sürecinde akraba ilişkileri mevcut olup davalı ...'in komisyonculuk yapması sebebiyle bazı yatırımlarını ...aracılığı ile gerçekleştirdiğini, söz konusu taşınmazın müvekkilince tapuda satın alındığını ve bedelinin ...'e ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... S. vekili; ...'in borçları olduğundan dolayı taşınmazın ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın haczedilmemesi için böyle hareket ettiğini söylemesi üzerine müvekkilinin de iyi niyetli bir şekilde taşınmazı davalı ...'den devraldığını, taşınmazın daha sonra 06.07.2018 tarihinde davalı ...'a satılmış olup bu satışın da geçerli bir satış olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi muvazaalı veya davacıdan mal kaçırmak amacı ile kötüniyetli bir satış işlemi olmadığını savunarak davanın öncelikle husumetten aksi hâlde esastan reddini istemiştir. 4.Davalı ... A. vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 06.07.2018 tarihinde 160.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'den satın aldığını, müvekkilinin işbu taşınmazı satın alırken Türkiye .... Bankası .... .... Caddesi şubesinden 150.000,00 TL konut kredisi kullandığını, satış bedelinin 144.500,00 TL'lik kısmını bu şekilde ödediğini, tapu siciline güvenerek ve taşınmazı bedelini ödeyerek satın alan davalı müvekkilinin, tarafların arasındaki hukuki ilişkinin dışında kalan iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'in satış tarihi olan 12.09.2017 yılında 150.000,00 TL miktarındaki bedeli davacıya ödediğine ilişkin herhangi bir yazılı delil sunmadığı, işbu miktardaki bedelin elden ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı ...'in bu hali ile davacıya karşı vekalet görevini kötüye kullandığı ve dava konusu taşınmazı devrederek davacıya herhangi bir ödemede bulunmadığı, davalı ...'nin ise davalı ... ile yakın akrabalık ilişkisi ve 2017 yılında 150.000,00 TL'nin elden ...'e elden teslim etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle davalı ... ile el ve iş birliği içerisinde hareket ettiği kanaatine varıldığı, diğer davalılar yönünden ise davalılar ...ve ... arasında el ve işbirliğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle;1.953.804,98 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, davanın davalılar .... ve .... yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'in taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelden satıldığını ve vekâleten satılan taşınmazın satış bedelini vekâlet verene ödediğini ve vekile hesap verme hususundaki bu borcun yerine getirildiğini ispat edemediği, davalı ...'nin davalı ...'in vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor olduğu, dolayısıyla davacıya karşı davalı vekil ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair Mahkeme kabulünün yerinde olduğu, ancak davacının diğer davalılar .... ve .... yönünden iddialarını ispatlayamadığı adı geçen bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacının, dava konusu taşınmazın kendi uhdesinden çıktığı tarihte zararın oluştuğu, böylelikle davalılar ...ve ...'nin zararın oluştuğu tarih itibarıyla taşınmazın rayiç değerinden, davalıya karşı sorumlu olabilecekleri düşünülse de, bu hususa yönelik açık bir istinaf itirazı bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalılar .... ve .... yönünden verilen ret kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılması ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1.maddesi gereği herkes iddiasını ispatla yükümlü olup; davacının davalılar .... ve ....'nın diğer davalılarla işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4169, K. 2026/3691, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4169-e-2026-3691-k-f9fff4403106