Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1886 E. 2026/9614 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1886
Karar No
2026/9614
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/280 Esas, 2025/325 Karar

I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR A. Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2025 Tarihli ve 2025/81 Esas, 2025/151 Karar Sayılı Kararı Somut olayda tapu iptali ve tescil talep edilen dava konusu taşınmazların hiç birinin Afyonkarahisar yargı çerçevesinde bulunmadığı, davaya bakma görevinin kamu düzeni gereğince taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemelerinden birisinin olduğu, yetki itirazında davalı tarafça kesin yetkili Mahkemeler arasından seçim yapılmadığı anlaşılmakla davacı tarafa seçme hakkı tanınmış olup talep dikkate alınarak dava konusu taşınmazlardan birinin bulunduğu yer olan Nevşehir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

B. Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2025 Tarihli ve 2025/280 Esas, 2025/325 Karar Sayılı Kararı Somut olayda davanın tasarrufun iptali talebine yönelik olduğu, dava konusu taşınmazların Nevşehir Mahkemelerinin yetki alanında bulunmadığı gibi davalıların adresi de .../Nevşehir ili sınırları içerisinde olmadığı, kaldı ki cevap dilekçelerinde usulüne uygun bir yetki itirazı da bulunmayıp cevap dilekçelerinde yetkili yer mahkemesinin belirtilmediği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

B. İlgili Hukuk 1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21... nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. 2. 6098 sayılı Kanun'un “Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” başlıklı 19 uncu maddesi şöyledir; “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. ” 3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun)“İadenin şümulü” başlıklı 283 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir; “Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir.” 4. 6100 sayılı Kanun“Yetki” başlıklı 6 ncı maddesinini birinci fıkrası şöyledir: “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” 5. 6100 sayılı Kanun'un “Davalının birden fazla olması hâlinde yetki” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.” 6. 6100 sayılı Kanun'un “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19 uncu maddesi şöyledir: “(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.”

7. 6100 sayılı Kanun'un “Mecburi dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 60 ncı maddesi şöyledir. “Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.” C. Değerlendirme 1. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek 2004 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. İptal davaları ayni hakka değil kişisel hakka dayanan davalardan olduğundan davanın konusu taşınmaz bile olsa 6100 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin uygulanma imkânı yoktur. 2004 sayılı Kanun'un 282 nci maddesi gereğince davalı borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan üçüncü kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ve zorunlu dava arkadaşları usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarından yetki itirazının davalılarca birlikte ileri sürülmesi gerekir. Yalnız bir davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazı hukuki sonuç doğurmaz.

2. İptal davalarında borçlu ile üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup, üçüncü kişiden satın alan dördüncü kişi ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp bunlar arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğindedir.

3. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.

4. Somut olayda; davalı borçlu ...'nin davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı, davalı borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan üçüncü kişi olan ... ve üçüncü kişiden satın alan davalı ... vekilinin yetki itirazında bulunarak davalı şirket olan ... Ticaret Ltd. Şti ünvanlı şirketin ... ilinde, diğer davalı şirket...isimli şirketin ... ilinde, diğer davalı ... isimli kişinin ... ilinde, alacaklı olduğu iddia olunan icra dosyasının da ... ilinde bulunduğunu belirterek yetki itirazında bulundukları anlaşılmaktadır. Duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade edecekse de yetki itirazında bulunan davalıların cevap dilekçesi ile birlikte yetkili mahkemelerden hangisini seçtiğini belirtmediği, bu hali ile yetki itirazının usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinden bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun’un 21... nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1886, K. 2026/9614, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1886-e-2026-9614-k-726cb007e2fd