İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1290 E. 2026/678 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1290
- Karar No
- 2026/678
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1290 Esas KARAR NO : 2026/678
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 17/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 06.07.2013 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 382 ada, 43 parselde bulunan ... Blok 231 numaralı bağımsız bölümün satışı hususunda konut satım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek Daire bedelini davalıya ödediğini, ödemenin bir kısmının ... tarafından ...adına yapıldığını, taraflar arasında 12.05.2015 tarihinde ince işler yapım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında kararlaştırılan 63.500-TL tutarındaki bedelin de müvekkili tarafından ödendiğini, ...Bankası ve ... Bankası nezdindeki ödeme dekontlarının celbinin gerektiğini, müvekkilinin tüm ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen inşaatın tamamlanmasına karşın davalının tapu devrini gerçekleştirmediğini, şifahi görüşmelerden sonuç alınamadığını, müvekkilinin toplamda 287.989-TL ödeme yaptığını, tapu tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle belirsiz alacak davası açma zaruretinin doğduğunu, ... yargı çevresinde Tüketici Mahkemesi bulunmaması sebebiyle davanın mahkemenizde ikame edildiğini belirterek tapu iptal ve tescil ile ödenen bedellerin tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: ... 13. Tüketici Mahkemesi'nin E. ..., K. ... sayılı görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine dosyanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek davanın mahkemenin ... Esasına kaydedildiği görülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Mahkememiz dosyasına 29/05/2025 tarihinde ..., ... ve... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda;... tadilat projesi revizesi neticesinde 24. kattan itibaren altı Kat eklenerek Daire numaralarının değiştiği, dava konusu 531 numaralı dairenin yeni numarasının 537 olarak belirlendiği, ... (E) blokta inşai faaliyetlerin henüz tamamlanmadığı ve oturumun başlamadığı, bloğun ilerleme düzeyinin yüzde 70 seviyesinde olduğu, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca fiili teslim şartlarının oluşmadığı, davacı adına tapu tescilinin mümkün olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğu, ... numaralı dairenin tamamlanmış halinin 17.01.2025 dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin 3.950.000,00 TL olduğu, 30.03.2021 ... A.Ş. iflas tarihi itibarıyla rayiç değerinin 470.000,00 TL seviyesinde olabileceği, 06.07.2013 tarihli konut satım sözleşmesinin 107,24 metrekarelik 2+1 dairenin 224.489,00 TL bedelle satışını düzenlediği, sözleşme gereği 31/07/2013 tarihinde 224.489,00 TL tutarında bir senet keşide edildiği, 12/05/2015 tarihinde ince işler için 63.500 TL tutarında 18 adet senedin keşide edildiği, ... 1 İcra Dairesi ... iflas dosyası kapsamında Tasfiye Halinde ...-...Şirketi'ne ait e-defter kayıtlarında davacı adına düzenlenmiş bir faturaya rastlanmadığı, banka müzekkerelerinde herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamadığı, davacı tarafından sunulan 27/09/2013 tarihli 115.621,00 TL tutarındaki YKB dekontunda ev bedeli açıklamasıyla ödeme yapıldığı, senetlerin protesto edilmediği veya icra takibine konu olmadığı dikkate alındığında ödeme yapıldığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Dava, davacı ile müflis şirket arasında akdedilen taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescili talebi, bu talebin yerinde görülmemesi durumunda ise tazminat istemidir. Terditli davanın düzenlendiği HMK'nın 111/1. maddeye göre; davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Asli talebin reddine karar verilmiş ise fer’î talep incelenmeli ancak asıl talebin neden kabul edilmeyip reddedildiğinin de gerekçeleri gösterilmelidir. Hem asli talep hem de fer’î talep reddedilmiş ise her ikisi yönünden de gerekçesi gösterilmelidir. Asli talebin kabul edilmesi hâlinde ise fer’î talebin incelenmesine geçilmemelidir. HMK'nın "Terditli dava" başlıklı 111. maddesinde; " (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlan- tının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Arapça kökenli bir kelime olan "terdit" kavramının sözlük anlamlarından biri de "iki ihtimalle fikir anlatma" olarak karşımıza çıkar. Medenî usûl hukuku bakımından terdit kavramı ile anlatılmak istenen de esasen budur.. Zira, terditli davada terdit ilişkisinden bahsedebilmek için aynı yargılama içerisinde ileri sürülmüş olan taleplerden ilk talebin mahkemece ret veya kabul edilmesine bağlı olarak diğer talebin incelenmesi gündeme gelecektir. HMK'da terditli davada ileri sürülen asli ve ferî talep (ya da talepler) bakımından ortak görevli bir mahkemenin bulunmasının gerekli olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. "..Terditli (kademeli) davalarda (6100 Sayılı HMK 111. md), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer'i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de, davacının asıl talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz. Terditli davalarda görev hususu asıl talebe göre belirlenmelidir. Görev, kamu düzeni ile ilgili olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile bu hususu mahkeme resen gözeteceğinden asıl talebin reddine karar verilmesi halinde Mahkemece fer'i talebe dair görev hususunun değerlendirilmesi mümkündür.Somut uyuşmazlık incelendiğinde, dilekçeler teatisi aşamasında gerek dava dilekçesi gerek süresi içerisinde ve HMK'nun 141/1. maddesine uygun olarak sunulan cevaba cevap dilekçesindeki anlatımlara göre; davacı taraf, davaya konu taşınmazın bağış olarak devredildiğini, boşanma ilamıyla sabit olduğu üzere davalı kadının güven sarsıcı ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davranışlarda bulunması ve aile birliğine karşı vazifelerini önemli surette yerine getirmediğinden evlilik birliğinin sona erdiğini belirterek bağıştan rücu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde mal rejiminin tasfiyesi ile alacak istemiştir.Davacının asıl talebi bağıştan rücu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil olup, asıl talep hakkında bir karar verilmeden fer'i talebin incelenmesi mümkün değildir. Asıl talebin kanuni dayanağı ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295 vd. maddeleri (818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244 vd. maddeleri) olduğuna göre, uyuşmazlığın çözüm yeri genel mahkemelerdir. Mahkemece, davanın kaldığı yerden devamı ile talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.." Yargıtay 8. HD., E. 2016/18397, K. 2016/15934, T. 22.11.2016 "...İşbu dava taşınmazın davacı adına tescili, olmazsa tazminat istemine dair olarak terditli açılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 111/2. maddesi uyarınca davacının asli talebinin esastan reddine karar verilmedikçe, fer'î talebin incelenemeyeceği ve hükme bağlanamayacağından öncelikli olarak, taşınmaz tescili istemine dair uyuşmazlık çözümlenmelidir bu sebeple tapu ipt... ve tescil davalarında yetkili mahkemenin HMK'nın 12. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu, taşınmazın ...'de bulunması sebebiyle uyuşmazlığın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." Yargıtay 20. HD., E. ... K. ..., T. 19.11.2015 "...davacı tüketici terditli taleplerden ilkinde yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali, tescil, ikincisinde mümkün olmaz ise tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının talebinin terditli olması nedeniyle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu..." Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar "...Somut olayda terditli açılan davada davacının ilk talebi taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescile yönelik olup rayiç bedelin tahsili ikincil taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur..." İstanbul BAM 7. Hukuk Dairesi,... Esas, ...Karar. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ... Karar sayılı kararı ile müflis ... Şirketi'nin 30/03/2021 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflas kararının 28/07/2022 tarihinde kesinleştiği, ... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası kapsamında tasfiye işlemlerine başlandığı, işbu davanın ise iflas kararından sonra açıldığı anlaşılmıştır. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; davacının öncelikli talebi satın alınan taşınmazın mülkiyetinin adına tescili; mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Her ne kadar ... 13. Tüketici Mahkemesi'nce söz konusu davaya kayıt kabul davası olarak bakılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de davacı, müflis yükleniciden konut olarak satın aldığı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili talebinde bulunmuş olup; uyuşmazlığın temelin tüketici işleminden kaynaklandığı anlaşılmakla davanın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin E...., K. ...; E...., K....; E. ..., K.... sayılı kararları) Davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere görev hususunun asıl talebe göre belirlenmesinin gerektiği, davacının tüketici sıfatını haiz olması nedeniyle asıl talep bakımından görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde ... 13. Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ... 13. Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık; mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip e-imzalı
Hakim e-imzalı