Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/831 E. 2026/250 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/831
Karar No
2026/250
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2217 Esas, 2024/2764 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/580 Esas, 2023/323 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davalı Hazine vekili yönünden davacılar için hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290.00 TL’nin altında kalmaktadır.

Bu nedenle; davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki bulunduğu İstanbul ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 1 09... parsel ile müvekkillerinden ...'in maliki olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ..... Mahallesi 1 92... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu mahalde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesi gereği yapılan yenileme kadastrosu sonucunda taşınmazların yüzölçüm miktarlarının azaldığını belirterek mülkiyet kaybından kaynaklı zararın tazmini amacıyla belirlenecek tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığını, bahse konu kadastro işlemlerinin Ocak 2013 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazların ilk tesis kadastrosunun da 19 72... tarihlerinde kesinleştiği, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, 22 nci madde uygulamasının kesinleştiğini, itiraz hakkının süresinde kullanılmadığı için bu işlem nedeniyle tazminat talebinde bulunmalarının hakkaniyete aykırı olduğunu, kadastral düzeltme sonrası taşınmazların paftada ve zeminde mevcut sınırlarında bir değişiklik olmadığını, yapılan işlem ile kadastro sırasında yapılan maddi hatanın düzeltildiğini, dava konusu parsellerin yüzölçümündeki mevcut azalmanın taşınmazların sınırlarındaki herhangi bir eylemli değişiklikten kaynaklanmadığını, farkın ilk tesis kadastrosu zamanında yapılan yüzölçümü hesabında kullanılan araç ve gereçlerin günümüz teknolojisine göre daha donanımsız olmasından kaynaklandığını, zarara uğranıldığı iddialarının taşınmazların sınırlarında herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığından dolayı yersiz olduğunu, bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, dava konusu taşınmaz "tarla" vasfında olup arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi olduğu bildirilmesine rağmen net gelir hesaplamasında sulu tarım arazisi verileri dikkate alınarak değerleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artışının fahiş olduğunu, değerlendirme tarihinin bir önceki malikten satın alma tarihi olması gerektiğini, belirsiz alacak davası açma şartlarının bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada davacılardan ...'in 2009 yılında satın aldığı (eski 1194) 1 92... parsel sayılı taşınmaz ile davacı ... ile birlikte diğer davacıların malik oldukları (eski 452) 1 09... parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışmaları sonrasında, yüzölçüm miktarında meydana gelen azalma nedeniyle, uğramış olduklarını iddia ettiği zararın tazmini talep ettiği, taşınmazlardaki yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosu aşamasında kullanılan ölçü ve hesaplama yöntemleri ile teknoloji farklılığından kaynaklandığı, yenileme sonrasında çaplarında değişiklik olmadığı, kadastro çalışmasının, 6 parsel bakımından 2013 yılında, 9 parsel bakımından ise 2021 yılında tapuda tescil edilerek kesinleştiği, eldeki davanın 13.12.2021 tarihinde zaman aşımı süresi içerisinde açıldığı, sorumluluğun kusursuz mesuliyet ilkesine dayandığı, bu nedenle tazminat koşullarının oluştuğu, 1 09... parsel sayılı taşınmaz yönünden belirlenen tazminat miktarına ilişkin yapılan değerlendirmede, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileriyle uyumlu bir şekilde gelir metoduyla değer biçilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu 1 92... parsel yönünden ise taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak dava dilekçesinde davacı tarafın "zararın oluştuğu tarihten) itibaren işleyecek olan faiziyle..'' şeklinde talepte bulunduğu, hakimin tarafların talep sonuçlarında bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği kanaati ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 1 92... parsel yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak bu parsel yönünden bilirkişi raporunda taşınmaza 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca tescil işleminin yapıldığı 2013 yılı itibari ile değer belirleyen bedel doğrultusunda yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibari ile değer belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un(6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu 1 09... taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın eksilen yüzölçümünün bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

4. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu 1 92... parsel yönünden davacı tarafından "(zararın oluştuğu tarihten) itibaren işleyecek olan faiziyle..'' şeklinde talepte bulunduğu gerekçesi ile 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca tescil işleminin kesinleştiği 29.04.2013 tarih itibarı ile değer belirlenmiş ise de davacının talebinin faize ilişkin olduğu ve Dairemiz yerleşik içtihatları gereği dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarı ile değer belirlenmesi gerektiği hususları birlikte gözetildiğinde, dava konusu 1 92... parsel sayılı taşınmaza dava tarihi (13.12.2021) itibarı ile 916.75 TL/m² değer belirleyen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı Hazine Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B.Davacılar Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/831, K. 2026/250, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-831-e-2026-250-k-c80153462a70