Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12979 E. 2026/10536 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12979
- Karar No
- 2026/10536
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3787 Esas, 2025/1198 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/299 Esas, 2024/557 Karar
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dosyaya ilişkin dava dilekçesinde özetle; davalı, davacının bahçe kullanım alanının takriben 70 metre karelik kısmının altını haksız ve hiçbir onay ya da izin alınmaksızın kazarak betonarme bir yapı oluşturduğu ve burayı da daire olarak kullandığının tespit edildiğini, davacıya tahsisli bu alanının alt ve üstünün kullanımın da davacıya ait olduğunu, davalının haksız müdahalesinin ve davacının mülkiyet hakkına tecavüzünün meni ile aykırı imalatların ve ağaçların kaldırılarak eski hale getirilmesine, icra marifeti ile yapılacak aykırılıkların giderilmesi işleri ile ilgili sürenin belirlenmesini, ilamın infazı sırasında 2004 sayılı İcra İflas Kanununun ( 2004 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi hükmü uyarınca icra müdürlüğü tarafından yapılacak yıkım masrafları ile yıkım sonucu çıkacak enkazın enkaz alanına taşınma masraflarının, 2004 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükmü uyarınca davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının davalı tarafından haksız olarak yapılan mülkiyet hakkına tecavüz niteliğindeki her türlü zararı ile ilgili tazminat davası açma hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının maliki bulunduğu ... no'lu dairesinin yan tarafı ile arka bölümünü betonarme inşaat yapmak suretiyle kendi kullanımına tamamen tahsis ettiğini, bu yapı içerisinde yer alan ortak alanlara geçişi de tamamen engellediğini, davalının dairesinin arka bölümünde yer alan 107 nci bloğa ait ve ortak alan olan teknik ve sıhhi tesisat odası yıkılmak suretiyle kendi kullanımı için banyo, tuvalet, mutfak ve yatak odası haline getirildiğini, burada mevcut olan klima üniteleri ise yine davalının kendisi tarafından dairenin batı tarafına yapılan betonarme olarak yaptırdığı duvara monte ettirildiğini, yangın tehlikesi de içerdiğini, sıhhi tesisat odasında bulunması gereken ... nolu dairelere ait olan sıcak su boyleri ile su pompalarının, elektrik ve su sayaçlarını vanalarını izinsiz bir şekilde bu odanın dışına çıkarttığını ve boylerleri tamamen yok ettiğini, davalının sahip olduğu konutun ön bölümüne 50 metrekarelik sabit tavanlı ve prefabrik olmayan bir pergola yaptırmak suretiyle görüntü kirliliği yarattığını ve bununla beraber müvekkillerine ait balkondan görülmesi gereken manzarayı da kapattığı gibi davacının ve ailesinin can ve mal güvenliklerini de tehlikeye attığını, tüm bu nedenlerle müdahalelerinin menine ve kaldırılmasına/kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının herhangi bir bir tecavüz bulunmadığı gibi davacının ortak alan niteliğindeki yerlere tecavüzünün söz konusu olduğunu, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/463 Esas sayılı dosyası ile hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kamu davasının açıldığını, davacının talebine konu olan imalatların davacının bağımsız bölümünü satın aldığında mevcut olan imalatlar olduğunu, dava konusu yaptığı imalatların varlığını kabul ederek aldığını, davacının dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/396 Esas sayılı dosyası ile iş bu davaya konu imalatların yüklenicinin yaptığını iddia ettiğini ve yükleniciden tazminat talebinde bulunduğunu, bu hususun davacının huzurdaki davasında kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, davacının kaldırılmasını talep ettiği imalatın üzerini bahçe olarak kullandığını, davacının orman tecavüzüne ilişkin müdahalenin menini ve eski hale getirme talebini istemekte aktif husumetinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı tarafın huzurdaki kal davasını açmakta hukuki yararı olmadığını ve davacının taleplerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, davının haksız olduğunu ve reddi gerektiğini, davaya konu imalatlar için imalat tarihinde ilgili parselin maliklerinden muvafakat alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporuna esas keşfin 01.04.2024 tarihinde icra edildiğini, bilirkişi heyet raporunun ise 08.05.2024 tarihinde düzenlendiğini, istinafa konu kararın 07.06.2024 tarihinde verildiğini, ancak bilirkişi heyetinde harita mühendisi bilirkişi ... 'ya ilişkin bilirkişi görevlendirme ve teslim tutanağının 13.06.2024 tarihinde imzalatıldığını, bunun yargılama usulüne aykırı olduğunu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun salahiyetine gölge düşürdüğünü, dosyanın bilirkişilere tevdiinden önce taraflarınca dosya içerisine sunulmuş olan ve de ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/758 Esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan 19.02.2024 tarihli bilirkişi raporundaki ölçümlerinin çakıştırması neticesinde elde edilmiş olan ve bu dosyaya da ışık tutan bilirkişi raporuna ekli delil niteliğindeki krokinin dikkate alınmadığını, uzman bilirkişilerin (kadastro bilirkişilerinin) lihkap ölçümleri ve çakıştırmaları olmaksızın tamamen dosya kapsamına davalı tarafından sunulmuş beyan ve iddialar dikkate alınmak suretiyle teknik olarak yetersiz rapor tanzim edildiğini, davalı tarafça Orman Bakanlığınca, turizm maksatlı değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilen orman alanı içerisinde yer alan 117, 96... 'lik alanın kendisine tahsis edilmesi için müracaat edildiğini, Danıştay 8. Dairesinin 2023/1124 E. Sayılı dosyası ile kendilerinin de iptal isteminde bulunduklarını, bu sırada Cumhurbaşkanı Kararı ile orman sınırları dışına çıkartıldığını, esasen Kültür ve Turizm Bakanlığına turizmi teşvik maksatlı olarak tahsis edilen toplam 1.045.902, 14... 'lik orman alanın içerisinde bulunan dava konusu 117, 96... 'lik alanın, orman sınırları dışına çıkartılmasında "kamu yararı" bulunmadığını, bilirkişi raporuna dayanak yapı kayıt belgesinin hukuka uygun olmadığını, anılı yapı kayıt belgesi düzenlenen davalının bu belgeye istinaden müvekkilinin de bağımsız bölüm maliki olduğu sitenin ortak alanına (tesisat odasını kendi kullanımına dahil etmek suretiyle), müvekkiline Site Yönetim Planı ve vaziyet planı ile tahsis edilen bahçenin altındaki toprak altına, 55... 'lik kısmı 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı niteliğinde olan orman alanına haksız ve hukuksuz şekilde, kullanıma elverişli yapı yapmak ve bu yapıyı kendisine ait 1 07... numaralı bağımsız bölümü ile birleştirmek suretiyle müdahale ettiğini, bu halde Yapı Kayıt Belgesinin iptali hukuki bir zorunluluk iken, mahkeme kararına dayanak olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karara gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporunda yer alan, "Davaya konu kapalı alan ve pergola, yönetim planı eki vaziyet planında davacı 3 nolu bağımsız bölüme özgülenmiş 108, 39... bahçe içerisinde yer almamaktadır. Ancak kendisine özgülenmemesine rağmen davacı tarafça kullanılan bahçe altında bulunmaktadır" şeklindeki beyanın kabul edilemez ve gerçeğe aykırı olmasına rağmen mahkemece hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasında davalının projesine aykırı şekilde kapalı alan olarak taşınmazına kattığı 77, 68... 'lik imalatların üst bölümünün müvekkiline ait taşınmazın bahçesi olduğunun açıkça tespit edildiğini, buna rağmen anılı bilirkişi raporunda bilirkişilerce, dosya muhteviyatı bir bütün olarak değerlendirilmeksizin ve dosya kapsamında yapılmış daha önceki tespitler ile kendileri tarafından yapılan tespitler arasında oluşan çelişkiler giderilmeksizin rapor tanzim edildiğini, kararın gerekçesinde yer alan palmiye ağaçları yönünden yapılan belirlemelerin sözkonusu ağaç yükseklikleri müvekkilinin taşınmazını kapatacak nitelikte olduğundan ve kim tarafından dikildiğinin önemi bulunmadığından kabul edilemez olduğunu, kararda yer alan, "Yapılmış olan imalatlar tekniğine uygun betonarme imalat ve ana yapı ile ankraj uyumlu imalat olması nedeni ile çökme riski bulunmadığı, yıkım kararı verilmesi durumunda yapının statik sistemine zarar verebileceği" şeklindeki hükmün de kabul edilemez olduğunu, bu durumun neye göre tespit edildiğine ilişkin gerekçe bulunmadığını, sitede inşaatın her safhası projesine uygun yapılmış iken davalının taşınmazına ek alan kazandırmak için projeye aykırı imalat yapılmasının hayatın olağan akışına ve durumun şartlarına uygun olmadığını, yapının statik sistemine zarar gelebileceğinden bahisle hukuka aykırı bir imalata hukukilik kazandırılamayacağını belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kat mülkiyetine tabi taşınmazda, davacının kalini istediği inşai yapıların bir kısmının ana taşınmaz bahçesinde, bir kısmının ise ana taşınmazın kurulu olduğu parsel dışında kaldığı, bilirkişi raporları ve ekli krokilerinde yapının parsel içinde ve dışında kalan kısımlarının gösterildiği, tamamının bütün olarak inşa edildiği ve kullanıldığı, davacı her ne kadar parsel içinde kalan alanın kendi bağımsız bölümüne özgülenmiş olduğunu belirtmiş ise de tapuda belirtilmediğinden bahçenin hukuki durumunun halen ortak alan olup, yönetim planı gereği bir kısmının davacının kullanımına tahsisli olduğu, dava konusu imalatların mimari projeye aykırı olup yerleşik kararlarda belirtildiği üzere yapı kayıt belgesi bulunmasının imar mevzuatı açısından önem taşıdığı, 634 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerlendirmeye etkisinin bulunmadığı, buna karşılık bilirkişi raporlarında dava konusu imalatların kal’i halinde davacı ve davalının bağımsız bölümlerinin bulunduğu ana yapının statiğine zarar verecek olduğunun belirtildiği, mahkemece de dava konusu imalatların bir kısmının parsel sınırı dışında kalması, site parsel sınırları içerisinde kalan kısımların eski hale getirilmesi yönünde karar verilmesi halinde davacı ve davalı taşınmazının statiğine zarar vereceği yönündeki bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu ,dava konusu palmiye ağaçlarının yapılan keşif, alınan rapor ve tüm dosya kapsamına göre mahkeme kararında belirtildiği gibi sitenin yapımı sırasında, peyzaj düzenlemesi sırasında dikildiği anlaşıldığından yönetim planının ilgili maddesinin ilk cümlesi kapsamında olmakla, kal’i isteminin reddinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Ana gayrimenkulde kat mülkiyeti kurulu olup 634 sayılı Kanun'a tabidir. Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir ve kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar. Kat malikleri ortak yerlerde kullanma hakkına da sahiptirler. Yapı kayıt belgesinin düzenlendiği 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16 ncı maddesinde, 634 sayılı Kanun'un uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, 9 uncu fıkrasında bu maddenin üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda uygulanamayacağı düzenlenmiştir.
3. Dosya içerisindeki 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda A1 ve A2 imalatlarının birlikte yıkımının mümkün olduğu ve binadaki diğer bağımsız bölümlere zarar vermeden nasıl yıkılması gerektiğinin belirlendiği, B1 ve B2(ahşap pergola) imalatlarının da birlikte yıkımının mümkün olduğu ve nasıl yıkılması gerektiğinin tespit edildiği 08.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda ise yapılmış olan kapalı imalatların halen geçerliliği devam etmekte olan Yapı Kayıt Belgesine sahip olduğu, dolayısı ile bu alanlar ve imalatlar için kal değerinin hesaplanmadığı, yapılmış olan imalatların tekniğine uygun betonarme imalat ve ana yapı ile ankraj uyumlu imalat olması nedeni ile çökme riski bulunmadığı, yıkım kararı verilmesi durumunda yapının statik sitemine zarar verebileceği tespit edilmiştir.
4. Dosya içerisindeki bilirkişi raporları arasında dava konusu aykırılıkların ana yapıya zarar verip vermediği konusunda çelişki mevcut olup mahkemece dava konusu taşınmazla ilgili statikten anlayan uzman inşaat bilirkişisinden dava konusu imalatlar hakkında eski hale getirme işlemlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek binanın statiğine zarar verip vermeyeceğinin tespitleri yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.