Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13321 E. 2026/10537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13321
Karar No
2026/10537
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1248 Esas, 2025/1022 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/198 Esas, 2024/85 Karar

Taraflar arasındaki haksız eylemden kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 16.07.2020 tarihinde davacı ... annesi ... ile birlikte asansör ile ... çıkarken apartmanın 5. Katında ...'in ayağının asansör ile duvar arasına sıkışması neticesinde ağır yaralandığını, asansör sorumlusu ...'in emniyet ifadesinde sözleşme yenilenmediği ve Covid 19 salgınından dolayı kısıtlama olduğu için periyodik bakıma gidilmediğini beyan ettiğini, davaya konu edilen asansörün aylık periyodik bakımlarının 2019 yılı Ekim ve Kasım aylarında, 2020 yılı Ocak ayında yapılmadığını, davacı ...'in geçirdiği olay ve tedavi sürecinde büyük acılar yaşadığını ve halen yaşamakta olduğunu, vücudundaki rahatsızlığın devam ediyor olması sabit iz ve daimi yürüyüş bozukluğu nedeniyle davacı ...'in psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini, davalıların davacı ve ailesine bir kez olsun yardım etmediklerini, Ceza Mahkemesinin hükme esas aldığı 15.3.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre asansörün işletme ruhsatının olmadığı, yıllık kontrollerinin yaptırılmadığı, yetki belgesi olmayan personele asansörün bakım ve kontrol işlerinin yaptırıldığı ve eksik halat kepçesi ve düzgün çalışmayan paraşüt fren sistemi ile asansörün çalışmasına izin verildiğinin anlaşıldığını belirterek haksız eylem tarihi 02.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... için 50.000,00 TL, anne ... ... için 25.000.000 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla daimi iş ve güç kaybı nedeniyle 1.000,00 TL, tedavi giderleri için 1.000.000 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bir olayın oluşmasında kendisinin hiçbir kusurunun olmadığını, olayın meydana geldiği apartmanda ikamet eden bir kişi olmadığını, olayın oluş şekli itibarıyla küçük ... ve annesi ... ... olayın oluşunda tamamen ve münhasıran kusurlu olan kişiler olduğunu, olayın meydana geldiği asansörün çok uzun yıllardan beri bu şekli ile kullanılan ve başlangıçta bu özelliklerde inşa edilen bir asansör olduğunu, yıllardan beri 25-30 yıldan beri bu şekilde kullanılan bu asansörde dilekçede belirtilen şekilde herhangi bir olay vaki olmadığını, anne ile asansörde olan ablanın olayın oluş şekline anlatımları arasındaki farklılık olduğunu, davacı, davalının yönetici olduğundan hareketle kusurunun olduğunu belirttiği, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (634 sayılı Kanun) dikkate alındığında davalının kat malikleri kurulu toplantısına katılmadığını, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluk tarafından atanan bir kişi olmadığını, sonuç olarak olayın vaki olduğu apartmanın yöneticisi olmadığını belirterek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında 13.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporun kendilerine tebliğ edildiğini ve süresi içerisinde beyanlarını ve itirazlarını sunduklarını, itirazlarının dikkate alınmadan hazırlanan bu raporu kabul etmemelerine rağmen mahkemece heyet tarafından alınmış olması yeterli görülerek hükme esas alındığını, 20.06.2023 havale tarihli bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçelerinde ve celselerde önceki raporlarda bulunan çelişkiyi de giderecek şekilde yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, olaya ilişkin soruşturma dosyasında kusurun ve sorumluların belirlenebilmesi için 11.09.2020 tarihli bilirkişi raporu hazırlandığını hazırlanan rapora göre; eten asansör yetkilisi ... ve bakım çalışmalarını yapan ...'ın asli kusurlu, yönetici vasfı nedeniyle gerekli önlemlerin alınmasını sağlamayan/sağlayamayan ...'nın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, birbiriyle çelişen iki rapor var iken yalnızca heyet tarafından oluşturulduğu için daha doğru kabul edilen bu raporla hüküm kurulmuş olması nedeniyle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, 634 sayılı Kanun'un 35/1-l maddesine göre asansör bakımlarının yaptırılması için gerekli sorumluluğun yöneticide olduğunun belirtildiğinden yönetici ...'nın yine iş kazası olarak nitelendirilen olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında vekilin sorumluluğu açısından değerlendirilmiş olmasının 634 sayılı Kanun'u tamamen göz ardı ettiğini davanın ... yönünden reddinin doğru olmadığını, 05.03.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçelerinde ve 25.04.2024 tarihli celsede kazanın meydana gelmesindeki ana unsurun asansörün iç kapılarının olmaması olduğu hususunun üzerinde durulduğundan; 2020 yılının 7. Ayına gelinmiş olmasına rağmen halen daha kat maliklerince bu hususta karar alınmadığını ve bütçe verilmediği de tespit edildiğinden kat maliklerinin davaya dahil edilmesi için yetki ve süre verilmesini talep ettiklerini, talebin mahkemece hukuk sistemimizde dahili davalı kurumu olmadığından bahisle reddolduğunu, olay tarihinde hem yönetici hem de kat maliki olma ihtimali olan davalı ... yönünden de davanın reddedilmesine sebep olduğunu, mahkemece ilgili tapu müdürlüğüne müzekkere yazılacak olsaydı ...'ün olay tarihinde kat maliki olma ihtimalinin görülerek ve dava ... yönünden dava kabul edileceğini, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, devam eden bir ceza dosyası da varken ceza dosyasının da bekletici mesele yapılmadığını, ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, bu durumun davacıların telafisi imkansız zarar görmesine ve hak ihlali yaşamasına neden olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın asansör kabin iç kapısının bulunmamasından kaynaklandığı, asansör iç kapı zorunluluğunun 1 Temmuz 2023 tarihinden itibaren yönetmelikle zorunlu hale getirildiği, davalı yöneticiye asansör iç kapılarını yaptırma görevi ve bu kapsamda buna ait bütçe verilmediği, davalı asansör sorumlusunun ise asansör bakım sözleşmesinin 01.02.2020 tarihinde yani kazadan 5 ay önce tamamlandığı ve yenilenmediği anlaşılmakta olup, buna göre davalılara atfı kabil bir kusurun bulunmadığına ilişkin uzman bilirkişi heyeti raporu olaya ve dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/13321, K. 2026/10537, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-13321-e-2026-10537-k-5f5b6c82d725