Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12846 E. 2026/8781 K.

Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12846
Karar No
2026/8781
Karar Tarihi
Konu
Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2149 Esas, 2025/1353 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ortak kullanım alamı olan bahçenin giriş ve çıkışlarını asma kilit ile kilitleyerek anahtarları tarafına vermeksizin sahiplendiğini, bodrum katında bulunan dükkanına ait deponun havalandırma kapaklarının yerinden sökerek üzerine beton atılarak deponun havalanmasını engellediğini, deponun nem ve rutubete maruz kalarak hem binaya hem dükkanlarına zarar verdiğini, söz konusu bahçede bulunan hatta kendisine ait dairenin balkon hizası üzerinde bulunan ve meskenine hırsız girmesine müsaade edecek şekilde özel mülküne tecavüz eden demir sundurmaları ön yan ve arka cephelerini 2018 yılı Temmuz ayı içinde kapatıldığına dair fotoğraflar ve tanıkların bulunduğunu, söz konusu sundurmanın yapılış amacının ortak kullanım alanı olan bahçenin ve ortak otopark olarak kullanılan alanın kendine ait olan bir yermiş gibi iş yeri ile birleştirilmek olduğunu, davalının ana gayrimenkulün ortak yerine yaptığı tecavüzün önlenmesine, dava konusu taşınmazın eski hale getirilmesi ve eski hale getirme masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... Mahallesi ... Yolu mevkii 12 68... parsel'de kain herhangi bir taşınmazın hissedarı ya da maliki olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ada paftadaki taşınmazda müvekkilinin herhangi bir bağı olmadığını, davacının iddia ettiği gibi taşınmazda davalı ve davacının birlikte hissedar olmadığını, davacının iddialarının tamamının asılsız olup, ortak kullanım alanına bir müdahale ve tecavüzün de söz konusu olmadığını, aksi düşünülse dahi davacının hissedarı olduğunu iddia ettiği ortak kullanımda diğer malikin kullanımının asla müdahale niteliğinde olmadığını, davacının davasının haksız ve tamamen gareze dayandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını, zira raporda açıkça şayet projede belirli bir şekilde havalandırma boşluğu yer almıyor ise havalandırma boşluğunun deponun tavanında değil, deponun yan duvarında yer alması gerektiğinin belirtildiğini, yani davacı deposunun rutubetlendiğini düşünüyor ise deponun yan duvarına ihtiyacına cevap verecek nitelikte bir havalandırma boşluğu açabileceğini, bilirkişinin müvekkilin ortak kullanım alanını ihlal edilip etmediği ve bodrumda projeye aykırılıkların olup olmadığının tespiti için görevlendirilmiş olmasına rağmen hazırlamış olduğu raporda hukuki değerlendirme yaparak sonuca ulaştığını ve mahkemenin görev alanına girerek hüküm tesis ettiğini ve bunun neticesinde masrafın dahi kimin tarafından yapılması gerektiğinin belirtmediğini, görev sınırını aşarak hukuki değerlendirme yapan bilirkişinin raporunun hatalı olduğunu, davacı tarafın 2017 yılının sekizinci ayında davaya konu ortak alanın yer aldığı zemin kattaki iki dükkanı araya bir duvar örmek sureti ile ayırmak istediğini, davacı tarafın bu isteği müvekkiline ilettiğini, davalının da iki dükkan ayrılacak ise dükkanları ayıracak duvarın hangi noktalardan geçeceğini mühendis tarafından belirlenmesinin daha hakkaniyetli olacağını belirttiğini, davalının bu talebinin davacı tarafından göz ardı edilerek kendi getirttiği inşaat ustasına söz konusu duvarı ördürdüğünü, davacının toplam tüm alanı ikiye bölüp duvarı sınır olarak belirledikten sonra duvarın solu davalının, sağı da davalının kullanımında kaldığını, planda ortak kullanım alanı duvarın sol tarafında yer alıyor diye davacı taraf bizzat kendi belirlediği sınırı tanımayarak ben duvarın solundaki ortak kullanım alanından da yararlanmak istediğini, davalının bunun üzerine duvarı onun tarafına doğru kaydıralım dediğinde davacı tarafın kabul etmediğini, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranarak davayı açtığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kat maliki tarafından komşu çekme mesafelerini ihlal eden, imar mevzuatına aykırı ek yapıların yapıldığı, yapıların iskan raporu alındıktan sonra kaçak şekilde yapıldığı, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 4 üncü ve 19 uncu maddelerine aykırı şekilde ortak alana müdahalede bulunulduğu, bu konuda kat maliklerinden yeterli sayıda çoğunlukla gerekli izin ve onayın alınmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulü yönünde kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Mahkemece davanın kabulüne karar verilir iken davalı tarafın mimari projeye aykırılıklarının krokiye bağlanmak sureti ile ne şekilde eski hale getirileceğinin belirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece keşif yapmak sureti ile alınan bilirkişi raporunda da yapılan imalatların projesine aykırı olduğu belirtilmiş ancak eski hale getirme bakımından yapılacak işlemler krokiye bağlanmak sureti ile anlatılmamıştır. 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine göre mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir. Mahkemece projeye aykırılıkların ve müdahalelerin neler olduğunun ve ne şekilde eski hale getirileceğinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açıkça belirtilmemesi doğru görülmemiştir.

5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 30 uncu maddesinde bir işin yapılmasına ilişkin mahkeme kararlarının ne şekilde yerine getirileceği açıkça belirtilmiş olup, mahkemece buna göre davalı tarafça eski hale getirilmesine ve uygun bir süreye hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, "bu süre içerisinde dava konusu yer eski hale getirilmediği takdirde kararın icra yolu ile infaz edileceğine" şeklinde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12846, K. 2026/8781, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12846-e-2026-8781-k-878a933f2219