Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12845 E. 2026/8780 K.
Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12845
- Karar No
- 2026/8780
- Karar Tarihi
- Konu
- Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3613 Esas, 2025/1358 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin 25.11.2020 tarihli tavzih talepli dilekçesi üzerine İlk Derece Mahkemesince 30.12.2020 tarihli kararıyla, kararın hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin tavzihine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli tavzih kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen tavzih kararının kaldırılmasına, tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının taşınmazın bodrum kat 1 nolu bağımsız bölüm olan 4/126 arsa paylı dükkanın önüne duvar, tel, bordür taşı, çiçeklik ve toprak alan ile aynı taşınmazın doğu cephesindeki duvar yapılmak suretiyle gerçekleştirdiği müdahalenin menine, davalının davası konusu parselin güney ve doğu cephesine yaptığı tüm duvar, tel, bordür taşı, çiçeklik ve toprak alan ile yapıların ve inşaatın kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Davalı vekilinin tavzih talepli dilekçesi üzerine mahkemece 30.12.2020 tarihli kararıyla, kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin tavzihine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tavzih kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili tavzih kararına yönelik istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin tavzih kararı ile birlikte daha önce vermiş olduğu müdahalenin önlenmesine ve müdahale edilen alanların kaline karar vermiş iken bu kez yeniden tel, çit ve duvar bulunması şeklinde karar vermek sureti ile kendi kararı ile tamamen çelişkili yeni bir hüküm verdiğini, mahkeme hükmün 1. Maddesinde "davanın kabulüne ... İlçesi ... Mahallesi 44 41... Nolu parselde bulunan taşınmazın Fen Bilirkişisinin 26.06.2020 tarihli raporundaki krokide gösterdiği ve taşınmazın Güney ve doğu cephesinde bulunan duvar, tel çit, çiçeklik yönünden davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine, müdahale edilen alanların kaline" karar verdiğini ve bununla da hükmü değiştirerek hem müdahale edilen alanların kaline hem de tekrar duvar, tel çit, çiçeklik yapılmasına şeklinde çelişkili ve birbirine aykırı hükümler içerdiğini, infazı mümkün olmayan bir karar haline getirildiğini, ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/2 maddesine aykırı olarak hüküm fıkrasında tanınan müvekkilin haklarını sınırlandırdığını ve hükmü değiştirdiğini, tavzih kararının asıl dava ve kararı ortadan kaldıramayacağını, dosyadaki yönetim planında duvar, çit vs. olmadığını, müşterilerin dükkanlara doğrudan ulaşabilmesi gerektiğini, tavzih kararının davanın özünü değiştirdiğini, yaya güvenliğinin ne şekilde sağlanacağı ilgili belediyenin sorumluluk alanında olduğunu, mahkemenin uzmanlık alanında olmayan bir konuda ve yetkisi dışında karar verdiğini, tavzih kararının kaldırılmasının zorunlu olduğunu belirterek tavzih kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili tavzih kararına yönelik istinaf dilekçesinde özetle; adı geçen yapıların tamamen güvenlik amacıyla yapılmış olduğunu, hem bina sakinlerinin hem de yoldan geçen yayaların emniyetini sağladığını, davacı tarafça da bu durumun pek tabi bilindiğini, davacının dükkanına yapılan müşteri giriş çıkışlarının da dükkanın hemen önünde olan ana kapıdan yapıldığını, duvarın yüksekliğinin 35 cm, korkuluğun 30 cm, ince metal arkasının rahatlıkla görülebildiği çitin 125 cm olduğunu ve dükkanın tabelasının 3-4 metre yükseklikte olduğunu ve dışarıdan bakıldığında rahatlıkla görülebildiğini hususları göz önüne alındığında davacının davasında dürüstlük kurallarına riayet etmediğini, yayaların güvenliğini düşünmediğini, dolayısıyla iyi niyetli olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğinin beyan edildiğini, ancak yerel mahkemenin beyanlarının dikkate almadığını, kurulan hükümde yayaların güvenliğinin nasıl temin edileceği hususunda bir açıklık bulunmaması üzerine taraflarınca 25.11.2020 tarihli dilekçe ile "yayaların güvenliğinin nasıl dikkate alınacağı ya da nasıl sağlanacağı hususunun yeterince açık olmaması ve bu husus hükmün uygulanmasında tereddüte yol açacağından bahisle tavzih talebinde bulunulduğunu, yerel mahkemece verilen tavzih kararının yeterince açık olmadığını, 02.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise özetle keşif tarihinde dava konusu yerde bulunan ve davacıya ait olan dükkanın çiğ köfte dükkanı olarak işletildiğini, dükkanın güney cephesinde (caddeye bakan taraf) yol tarafından 35 cm yükseklikte duvar olduğunu, duvarın üstünde 30 cm yüksekliğinde korkuluk olduğunun, ayrıca duvar küpeştesi üzerinde 125 cm uzunluğunda panel çit monte edildiği belirtildiğini, adı geçen yapıların fotoğraflarının da yine raporla birlikte dosyaya sunulduğunu, yine raporda proje incelenmesi yapılmış olup projeye göre bahçe duvarı bulunmadığı, bununla beraber dükkan kotunun 0,00, bahçe kotunun ise -0,15 olduğu ve yerleşim planında (A-A Kesiti) bahçe duvarına ait bir detay olmamakla birlikte bahçeye giriş bölümü de ayrılmadığının ayrıca belirtildiğini, geçmişe yönelik olarak 20 12... yıllarında da adı geçen duvarın ve korkuluğun bulunduğu ve yine her iki tarihle birlikte keşif tarihinde de binaya ve davacıya ait girişin parselin güneydoğu tarafında bulunan bahçe kapısı ile sağlandığı belirtildiğini, ancak rapora taraflarınca itiraz edilmiş ve yayaların güvenliğinin nasıl sağlanacağı husussunda ek rapor tanzimi istendiğini, yerel mahkeme dükkanın girişine denk gelen yer yönünden geçiş sağlanmasına karar verdiğini, tavzih kararının yeterli olmadığını, tavzih kararının hem kanuna aykırı olduğunu, hem de yeterince açıklayıcı olmadığını belirterek tavzih kararının kaldırılmasını dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemesine gönderilmesini aksi kanaat halinde talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hüküm fıkrasında düzeltme yapılmış ise de düzeltilen bu hususun şerh, yazı ve benzeri hesap hatası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yapılan değişiklik ile taraflara tanınan hak ve borçlar değiştirilmiş olup, 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca hükmün tashihi olarak kabulünün doğru olmadığını 6100 sayılı Kanun'un 305/2. maddesine göre hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün olmadığından hükmün tavzih yoluyla düzeltilmesi de mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle mahkemece verilen 09.09.2020 tarihli hükmün taraflarca istinaf yoluna başvurulmaması nedeniyle kesinleştiği, karar kesinleştikten sonra 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereğince hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilmeden hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracak şekilde tavzih kararı verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına ve tavzih talebinin reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ayrıca dava konusu taşınmazın tek parsel üzerine kurulu olduğu bu durumda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasını ve davaya Sulh Hukuk Mahkemesince bakılması gerekirken dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında tarafların başvurmadığı konular üzerinden İlk Derece Mahkemesinin hükmünü yeniden değerlendirerek sınırlarını aştığını, tavzih kararının reddinin hatalı olduğunu, tavzih talebinin mahkeme kararındaki çelişkinin giderilmesi ve hükmün infaz edilebilir hâle getirilmesi amacıyla tamamen haklı ve Kanuna uygun bir talep olduğunu, davacının taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yaya güvenliğinin kamu düzeni ile ilgili olduğunu, dosyada bulunan 2019 tarihli bilirkişi raporları ile fotoğraflarda, dava konusu yerde 20 12... yıllarında da adı geçen duvar, korkuluk ve tel bulunduğu, bunların güvenlik amacıyla yapıldığının açıkça belirtildiğini, buna rağmen istinaf kararında bu raporların ve fiili durumun dikkate alınmadığını, tavzih kararı kaldırıldığında, yerel mahkemenin ilk kararının geçerli hale geleceğini ancak bu kararın, bir yandan müdahalenin kal’ine hükmederken diğer yandan mevcut yapının korunmasını zorunlu kıldığını, bu haliyle kararın çelişkili, belirsiz ve infazının imkânsız olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.