Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/606 E. 2026/9681 K. – Hizmet Nedeniyle

Konu: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2026/606
Karar No
2026/9681
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/619 Esas, 2025/540 Karar SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanık hakkında isnat edilen zimmet suçundan açılan kamu davasında doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının katılma hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, sanık müdafii ile katılan ... adına vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Sanığın zimmet suçundan mahkumiyetine dair İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli kararının Hazine ve ... vekilleri ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından verilen hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında Dairemizin 03.06.2024 tarihli ve 2021/5390 Esas, 2024/6580 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ve 2024/619 Esas, 2025/540 sayılı Kararı ile sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrilen 6.000 TL ve ayrıca 80 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Gerek sanığa yüklenen zimmet suçunun gerekse sübutu kabul edilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, avukatların müvekkillerinin tahsil ettikleri paraları üzerinde vekalet ücreti ve masraflara ilişkin hapis haklarının bulunduğuna, bu husustaki anlaşmazlıkların suç teşkil etmeyip hukuki ihtilaf mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğine, bu kapsamda sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, kaldı ki zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine ve sair hususlara, Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Kurumları lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve temyiz aşamasında resen tespit edilecek sair nedenlere, Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, bu sebeple ve resen gözetilecek sair nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine, İlişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddelerine muhalefet edilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen ve adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14/1. maddesinde yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine de vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca dosya kapsamında birden fazla katılan olduğu dikkate alındığında hangi katılan lehine vekalet ücretine hükmedildiği de belirtilmeden infazda tereddüt oluşturacak biçimde uygulama yapılması, Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR 1) Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2) Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükümde, sanık müdafii ile katılan ... adına vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 4. paragrafında yer alan "uyarınca" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/3. maddesi gereği 300 tam gün karşılığı" ibaresinin ve Mahkemenin cezaya ilişkin takdir ve uygulaması da gözetilip hükmün 5. paragrafından sonra gelmek üzere "Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 150 gün süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına," ibaresinin eklenmesi ile vekalet ücreti takdirine ilişkin paragrafın "Kendisini vekille temsil ettiren katılanlar Hazine ve ... için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 48.000'er TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak ayrı ayrı katılanlara verilmesine," şeklinde değiştirilmesi suretiyle Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile sair yönleri usul ve kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi gereği İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Avukat olan sanık ...’ın alacaklı vekili sıfatıyla takip ettiği icra takibi dosyasında 17.10.2011 tarihinde borçludan haricen tahsil ettiği 11.000 TL parayı müvekkili olan katılana vermemek ile yine ihtiyati haciz kararı almak için müvekkili olan katılandan aldığı ve teminat olarak mahkemeye yatırdığı 5.000 TL’yi 12.07.2011 tarihinde geri aldığı halde müvekkiline vermemek isnadıyla zimmet suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA karar verilmiş ise de; sanığın alınan savunmasında müvekkiliyle arasındaki Avukatlık Sözleşmesi gereği hapis hakkını kullandığını ve söz konusu paraların avukatlık görevi nedeniyle alacağı olan paralar olduğunu savunması ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda söz konusu vekalet sözleşmesi gereği sanığın üzerinde gözüken 17.000 TL'ye ilişkin hapis hakkı bulunduğunun, uhdesinde herhangi bir para kalmadığının hatta sanığın 1.993,00 TL daha katılandan alacaklı olduğunun belirtildiği ayrıca sanığın söz konusu olaydan sonra 2013 yılında azledilmesinin haklı veya haksız olmasına göre ayrım yapıldığı oysa suç tarihinin azil tarihi olan 2013 yılı olmayıp 2011 yılı olduğu, 2013 yılındaki azlin haklı veya haksız olmasına göre suçun sübutuna ilişkin yorum yapılamayacağı kaldı ki bu hususa ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı gibi azlin haklı veya haksız olmasının hukuk mahkemelerini ilgilendiren bir husus olup ceza yargılamasında suç tarihi itibarıyla değerlendirme yapılmasının gerektiği ve bu tarihe göre sanığın söz konusu tahsil ettiği paralarda hapis hakkını kullanmasının yerinde olduğuna dair de aynı raporda tespit bulunduğu, bu nedenle atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın beraatine karar verilmesi için kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın çoğunluğun söz konusu kararın DÜZELTİLEREK ONANMASI yönündeki kararına katılmıyorum. 23.09.2026

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2026/606, K. 2026/9681, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2026-606-e-2026-9681-k-802c275ad263