Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/6790 E. 2026/7108 K. – İcrai Davranışla
Konu: İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/6790
- Karar No
- 2026/7108
- Karar Tarihi
- Konu
- İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1953 Esas, 2020/70 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi EK KARAR : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 16.09.2020 tarihli ek Karar 23.09.2020 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafiinin yasal süreden sonra temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 sayılı Kararında yer verilen; "...sanığın ve müdafiinin yokluğunda verilen hükmün müdafiiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir. Burada yapılan tebliğin, kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması halinde eski hâle getirme imkânının bulunup bulunmadığının incelenerek koşullarının bulunması hâlinde eski hâle getirme talebinde bulunma imkânı amacı taşıdığından kanun yollarına başvurma süresinin müdafie yapılan tebligat ile başladığı kabul edilmelidir" şeklindeki kabul dikkate alınarak, sanığın yokluğunda verilen ek Kararın usulüne uygun şekilde sanığa tebliğinin sağlanmasına ilişkin Dairemizin 07.04.2025 tarihli ve 2021/8193 Esas, 2025/5071 sayılı Kararı sonrasında sanığa 25.06.2025 tarihinde tebligat yapıldığı ve sanığın 01.07.2025 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin süresinde olduğu gözetilerek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen 16.09.2020 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, suç tarihi olan 17.08.2010 ile inceleme günü arasında, soruşturma ve kovuşturma izinleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durma süreleri eklendiğinde dahi, ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. Açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2026 tarihinde karar verildi.