Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/11336 E. 2026/6985 K. – İhmali Davranışl

Konu: İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11336
Karar No
2026/6985
Karar Tarihi
Konu
İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3307 Esas, 2025/1613 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2017 tarihli sanığın zimmet suçundan mahkumiyetine dair kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün katılan vekili tarafından temyizi sonrasında Dairemizin 21.10.2024 tarihli ve 2023/9254 Esas, 2024/10552 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.04.2025 tarihli ve 2024/3307 Esas, 2025/1613 sayılı Kararı ile sanığın ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilerek sanığın 2.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet suçunun yasal unsurlarını oluşturduğuna, katılandan ve borçludan tahsil ettiği bedelleri uhdesinde bulundurduğuna, iadeye ilişkin savunma ve belgelerin gerçeği yansıtmadığına, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak sanığın nitelikli zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanığın adli sicil kaydında yer alan Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.2012 tarihli ve 2010/400 Esas, 2012/140 sayılı Kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde suç işlemesi nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat edinilmediğinden bahisle hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Olay tarihinde Amasya Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, vekillik görevinin ifası kapsamında alacaklı katılandan ihtiyati haciz teminat bedeli olarak 18.500,00 TL aldığı halde gereğine tevessül etmemesi ve borçlu ...'dan haricen tahsil ettiği 15.000,00 TL'yi müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutması suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında; sanığın birbirinden bağımsız nitelikteki eylemlerinden, katılandan teminat olarak aldığı 18.500,00 TL'nin gereğini yerine getirmemesi eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu kısım yönünden mahkumiyet kararı tesis edilmesine karşın borçludan haricen tahsil ettiği 15.000,00 TL'ye ilişkin olarak ayrı bir beraat kararı verilmemekle birlikte hükmün gerekçe kısmında sanığın uhdesinde kalan bir para olmadığı yönündeki savunması ve tanık anlatımlarının aksini kanıtlayacak nitelikte delil bulunmadığı gerekçesiyle bu isnadın sübut bulmadığı belirtilmiş ise de dosya kapsamındaki 06.09.2013 tarihli banka havalesi ile sanığın borçludan 15.000,00 TL tahsil ettiğinin sabit bulunması, sanığın yakalama emri üzerine Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/56 Değişik iş sayılı dosyasında alınan 26.01.2017 tarihli savunmasında borçludan 15.000,00 TL tahsil ettiğini açıkça ikrar etmiş olması karşısında, sanığın borçludan tahsil ettiği parayı katılan müvekkiline teslim etmeyerek kendi uhdesinde tuttuğu ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun maddi unsurlarının tamamlanmış olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünden sonra istinaf aşamasında dosyaya sunulan 13.12.2013 tarihli belgenin, tüm unsurlarıyla tamamlanmış olan suçun sübutunu etkilemeyeceği ancak kanuni koşullarının bulunması durumunda 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde ele alınabileceği gözetildiğinde; sanığın borçludan tahsil ettiği 15.000,00 TL'yi uhdesinde tutması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu, katılandan ihtiyati haciz işlemleri için teminat bedeli olarak alıp gereğini yerine getirmemesi eyleminin ise aynı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve her iki eylemin sübut bulduğu nazara alınarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden zamanaşımı hükümlerinin gözetilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde uygulama yapılması, Kabule göre de; Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca bu bent kapsamındaki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi yerine bu maddedeki tüm hak ve yetkileri kapsayacak şekilde uygulama yapılması ve yasaklılık süresinin "60 gün" yerine "2 ay" olarak belirlenmesi, 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/11336, K. 2026/6985, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2025-11336-e-2026-6985-k-38ee478d2a9e