Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/674 E. 2026/7152 K. – Zimmet

Konu: Zimmet

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/674
Karar No
2026/7152
Karar Tarihi
Konu
Zimmet

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/85 Esas, 2015/230 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan vekilinin temyiz isteminin beraat hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede; 1)Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden temin edilen nüfus kaydına göre sanığın hükümden sonra 29.09.2020 tarihinde vefat ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/288 Esas, 2024/281 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasıyla ilgili düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının aynı Kanun'un 3 22... sayılı Kanun'un 64/1 ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereği ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE, 2)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; ... yönetim kurulu üyesi olan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları mümkün bulunmadığı halde iddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle beraatlerine karar verilmiş ise de hükümler sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde ise; Sanıkların görev yaptıkları ... Yetiştiricileri Birliğinin konusu itibarıyla suç tarihi öncesinde 10.03.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu, suç tarihinde ise 13.06.2010 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu (5996 sayılı Kanun) hükümlerine tabi olduğu, bu birlikler hayvansal ürün üretmek amacıyla kurulmadıklarından haklarında 06.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu hükümlerinin, bu kanunun kapsamı da dikkate alındığında uygulanmasına imkan bulunmadığı öte yandan 17.02.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6589 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6589 sayılı Kanun) 6. maddesi değiştirilmeden önce ise söz konusu birliğin statüsünün 5996 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrasına göre organizasyon şeklinde tanımlandığı ancak söz konusu Kanun'un 10/6. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 20.03.2013 tarihli ve 2012/76 Esas, 2013/44 sayılı Kararında belirtilen; ''... bu birliklerin kuruluşu, sona ermesi, temsili, yönetimi, fiil ehliyetini nasıl kullanacağı, tüzel kişiliğinin bulunup bulunmayacağı, haklara ve borçlara ehil olup olmayacağı konularında kanunla temel kurallar belirlenmeden bu hususların düzenlenmesi maddenin (15) numaralı fıkrasında yürütmenin düzenleyici işlemine bırakılması, anılan hususlarda kanun koyucunun yasal düzenleme yapmayıp bu hususların düzenlenmesini yürütmenin düzenleyici işlemine bırakması yasama yetkisinin devri sonucunu doğurduğu gibi yasal çerçevesi çizilmemiş alanda idareye her an değiştirilebilir nitelikte hukuksal tasarruflarda bulunma yetkisinin verilmiş olmasının hukuki belirlilik ilkesini de zedelemesi, hukukumuzda kendine özgü amaçları gerçekleştirmek için kanunla kurulan ve nitelikleri özel kanunlarında gösterilen “...” isimli yapılar bulunmakta ise de bu yapılarla ilgili genel bir yasal düzenleme bulunmadığından, kurala konu birliklerin hukuki statülerine ilişkin temel hususların belirli olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı...'' şeklindeki gerekçelerle iptaline karar verildiği ve bu kararın 07.11.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında da 5996 sayılı Kanun'da 17.02.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ancak 07.11.2014 tarihinden itibaren geçerli olan 6589 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak bu birliklerin yapısının yeniden düzenlendiği ve bu Kanun ile birliğin yönetim kurulu üyelerinin birliğin paraları üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklarına dair hükmün 6589 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5996 sayılı Kanun'a 10/E maddesi olarak eklendiği, suç tarihinin de bu tarihlerden önce olması karşısında, birliğin tabi olduğu 08.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 71. maddesinde; ''... ve Merkez Birliği hakkında, Kanun ve bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde ve vergi mevzuatı açısından 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uygulanır.'' şeklinde bir düzenleme bulunsa da 5237 sayılı Kanun'un 2/2. madde ve fıkra hükmü de nazara alındığında suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağından sanıkların kamu görevlisi gibi cezalandırılmasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle suç tarihi itibarıyla zimmet suçunun oluşmadığının kabulü gerektiği ancak birliğin mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak tevdi edilen ... Yetiştiricileri Birliğine ait paralar üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında kendilerinin yararına olarak tasarrufta bulunmak şeklindeki eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/2. madde ve fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı diğer yandan 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1-b madde, fıkra ve bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 155/2. madde ve fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. madde ve fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, İddianamede 5237 sayılı Kanun'un 155/2. madde ve fıkrasının uygulanmasının talep edildiği halde görevsizlik kararında zimmet suçunu oluşturabileceği belirtilen eylemlerden sayılmayan sanık ...'ın ... adına iş yeri kiralama isnadının, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanun'un 247/2. madde ve fıkrası uyarınca kurulan hükme dahil edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. ve 326/son maddeleri uyarınca kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/674, K. 2026/7152, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-674-e-2026-7152-k-6f3e8aefe264