Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/2030 E. 2026/7837 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2030
- Karar No
- 2026/7837
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/413 E., 2026/7 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2020/226 Esas, 2022/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(L), 43/1, 62/1, 52/2-4 ve 53 maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 250.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/2730 Esas ve 2022/4482 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK’nın 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 06.10.2025 tarihli ve 2023/650 Esas, 2025/12608 Karar sayılı kararı ile özetle hüküm tarihinde ceza infaz kurumunda bulunan sanığın yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilerek dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.01.2026 tarihli ve 2025/413 Esas, 2026/7 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(L), 43/1, 62/1, 52/2-4 ve 53 maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 250.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanığın suçu işlemediğine, sanığın Ferhat adlı kişinin talebi üzerine hesabını kullandırdığına ve parayı çekip ona verdiğine, sanığın menfaat temin etmediğine, suç kastı ile hareket etmediğine, sanığın mahkûmiyeti için somut delil bulunmadığına, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 25 Temmuz 2017 günü katılanı ev telefonundan arayıp kendisini komiser olarak tanıtan kişinin katılana nüfus cüzdanının çalındığını, sahtesinin düzenlendiğini, adına kuyumculardan altın ve bankalardan kredi kartı alındığını, dolandırıldığını, kendisini dolandıranları bulacaklarını söylediği, katılanın kendisine inanmasını sağlamak için de katılana 155 polis imdat hattını arattığı, telefona çıkan kişinin katılanın ev hattından arayan kişinin söylediklerini doğruladığı, bu nedenle katılanın bu kişiye güvendiği ve evde bulunan altın ve 4.800,00 TL parayı ... Camiinin önüne getirdiği ve orada tanımadığı iki kişiye teslim ettiği, bu esnada şahıslardan birinin katılana telefon uzatması üzerine katılanın telefonu alarak konuştuğu ve telefondaki kişinin katılana "Tamam bu arkadaşa verebilirsin" dediği, katılanın para ve altınları bu kişiye verdiği, katılan ile para ve altınları teslim ettiği kişi arasında herhangi bir konuşma geçmeden katılanın oradan ayrıldığı, daha sonra aynı kişinin katılanı tekrar aradığı, bu sefer bankadan 35.000,00 TL çekmesini ve kendilerine getirmesini söylediği, katılanın da Samsun/Perşembe'de bulunan hesabından bu parayı çekeceğini söylemesi üzerine katılanın burada banka görevlileri tarafından engellenebileceğini düşünmeleri nedeniyle katılana "Perşembe'de çok tanıdık var operasyon yaptığımızı duyabilirler bu nedenle Ordu'daki bankadan çekeceksin" dediği, katılanın Ordu'daki bankadan döviz hesabındaki 2.400 € ve 1.140 $ parayı çektiği, sonrasında sahildeki Halk Bankasının karşısında bulunan anıtın yanında oturan ve Perşembe ilçesinde ziynet eşyalarını teslim etmiş olduğu aynı kişiye teslim ettiği ve evine döndüğü, ertesi günü 26 Temmuz 2017’de aynı kişinin katılanı tekrar arayarak sanık ...'un ... hesabına tanımlı IBAN numarasını verdiği ve bu hesaba 45.000,00 TL havale yapmasını istediği, katılanın da Ordu Merkez ... Bankasına giderek sanık ... hesabına havale yaptığı, sanık ...’un parayı aynı gün çektiği, zararın giderilmediği anlaşılan olayda,
Eylemin 3 kişi tarafından birlikte işlendiği gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 158/3 maddesi gereği cezanın (1/2) oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği ve sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümde eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1 maddesi uyarınca Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.