Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/3385 E. 2026/7821 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3385
- Karar No
- 2026/7821
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/376 E., 2026/55 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-son maddesine göre (e), (f), ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezası alt sınırının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı, somut olayda suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının "2.350,00 TL" olduğu anlaşılmakla temel adli para cezasının alt sınırının "235 gün" olacağı, indirimlerin bu miktar üzerinden uygulanması gerektiği gözetilmeyerek "225 gün" olarak tayini suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Keşidecisi ... olan suça konu, 2.350,00 TL bedelli sahte çekin, sanık tarafından arkasının 3. ciranta olarak ciro edilip ticari ilişki kapsamında, ... San. Ltd. Şti. yetkilisi olan suçtan zarar göre ...'e verildiği, ...'in de bu çeki yine ticari ilişki kapsamında 4. ciranta olarak ciro edip ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yetkilisi ...'e verdiği, ... tarafından 5. ciranta olarak ciro edilen bu çekin ... Kurumsal Şubesine tahsil için ibraz edildiği sırada operasyon yetkililerince çekin sahte olduğunun tespit edildiği ve herhangi bir ödemenin yapılmadığı, sanığın fiilden doğan tüm zararı giderdiği anlaşılan olayda;
1. Sanık hakkında bozma öncesi kurulan 17.02.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünün yalnız sanık tarafından temyiz edildiği ve mezkûr hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmadığı gözetilmeyerek bozma üzerine kurulan hükümde hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve bozma öncesi hükümde adli para cezasının 4 eşit taksitte ödenmesine karar verildiği hâlde bozma sonrası hükümde adli para cezasının taksitlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi suretiyle kazanılmış hak ihlali, 2. Şikâyetçi ....'nin yargılama konusu suçtan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla 5271 sayılı CMK'nın 237/1 maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı ve usulsüz verilen katılma kararının maktu vekâlet ücretine hak kazandırmayacağı gözetilmeyerek hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1 maddesi uyarınca "65.000,00 TL" maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan "Taksitlendirme yapılmasına yer olmadığına" şeklindeki paragrafın hükümden çıkarılması ve yerine "5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak, sanığa verilen adli para cezasının 4 eşit taksit hâlinde sanıktan tahsiline, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesi uyarınca 'Tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödenmezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, iki saat çalışma karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği, günlük çalışma süresinin, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymayan hükümlü hakkında, çalıştığı günlerin hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamının açık ceza infaz kurumunda yerine getirileceği hususunda ihtarına'" ibarelerinin eklenmesi; yine hüküm fıkrasında yer alan "TCK 58/6-7 madde uyarınca sanığın sabıkasına esas İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/1 14... /158 karar sayılı ilamı ile hapis cezası aldığı, hükmün kesinleşmesinden yasal süre geçmeden sanığın bu suçu işlediği anlaşıldığından sanığa verilen hapis cezasının MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE GÖRE ÇEKTİRİLMESİNE, cezanın infazından sonra ayrıca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," şeklindeki paragraf ile "Katılan ... kendisini avukat ile temsil ettirmesi karşısında hüküm tarihindeki tarife uyarınca 65.000,00 TL maktu vekalet ücreti takdirine, sanıktan tahsil edilerek katılana verilmesine," şeklindeki paragrafın hükümden tamamen çıkarılmaları suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.