Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/12154 E. 2026/7357 K. – İhmali Davranışl

Konu: İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2024/12154
Karar No
2026/7357
Karar Tarihi
Konu
İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2314 Esas, 2024/999 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/207 Esas, 2022/306 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1,2 ve 3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur. B. İstinaf Sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 29.05.2024 tarihli ve 2022/2314 Esas, 2024/999 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1, 2 ve 3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Katılanın yasal süre içinde başvurusunu yapıp davasını açması gerekirken üzerinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra dava açılmasının kusurunun sanığa yüklenemeyeceğine, sanıkla katılan arasındaki vekalet ilişkisinin 2019 yılında kurulduğuna, posta giderinin ödenmesi ve kararın istinaf edilmesi halinde dahi davanın reddedileceğinin açık olduğuna, katılanın sanığın eylemi nedeniyle bir mağduriyetinin bulunmadığına, yargılama giderlerini ve harçlarını katılanın karşılaması gerektiğine, katılanın kendi kusurunu sanığa atfetmeye çalıştığına, kararın bozulması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Olay tarihinde Adana Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı katılan vekili sıfatıyla takip ettiği Adana 2. İdare Mahkemesinin 2019/1249 Esas sayılı tam yargı davasında, davanın reddine dair verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine 150,00 TL posta giderinin yazının tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkeme veznesine yatırılması aksi halde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağı ihtarını içeren yazıyı tebellüğ ettiği halde posta giderini tamamlamadığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6. maddesi uyarınca kararın istinaf edilmemiş sayılmasına dair 29.09.2020 tarihli kararın verilmesine ve katılanın mağduriyetine neden olmak suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, Adana 2. İdare Mahkemesinin 04.06.2020 tarihli Kararında; ''...Davacıların, işlemin idariliğini ve zararı öğrendikleri 13/07/2016 tarihinden itibaren, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen dava açma süresi içerisinde davalı idareye başvururak haklarının yerine getirilmesini istemesi ve bu isteklerinin reddi üzerine 60 günlük yasal süresi içerisinde dava açmaları gerekirken, anılan yasal düzenlemede öngörülen süre geçirildikten sonra 12/04/2019 tarihli başvuruya istinaden açılan bakılmakta olan davada süre aşımı bulunduğundan, davanın esasının incelenmesi olanağının bulunmadığı ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğinin...'' belirtilmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, bu itibarla süresinden sonra açılan dava yönünden objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığı, oluştu ise ne suretle oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler neticesinde İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2024/12154, K. 2026/7357, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2024-12154-e-2026-7357-k-cd2decc6c2f3