Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/5116 E. 2026/7399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5116
- Karar No
- 2026/7399
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1060 Esas, 2021/1065 Karar SUÇLAR : Zimmet, resmi belgede sahtecilik, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na (1163 sayılı Kanun) muhalefet HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, incelenmeksizin iade, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesi gereğince itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek sanıklar ... ile ... müdafiilerinin temyiz taleplerinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların katılan Ticaret Bakanlığına 10.06.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kararın vekili tarafından yasal süre geçtikten sonra 14.07.2021 havale tarihli dilekçeyle temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-(d) madde-fıkra ve bendi gereğince kesin nitelikte olduğu ve temyizi kabil olmadığı kabul edilmiştir. Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında zimmet suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. 15.08.2016 tarihli iddianame ile sanıklar ..., ... , ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davaları açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu hususta mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür. Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı reddine ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2020 tarihli ve 2016/256 Esas, 2020/353 sayılı Kararı ile sanıklardan ..., ... ve ...'in zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 247/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına, 53/5. maddesi gereğince cezalarının infazından sonra başlamak üzere takdiren 5 yıl süreyle aynı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına, ...'in nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247/1-2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına, 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere takdiren 5 yıl süreyle aynı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına, hükmedilmiştir. B. İstinaf Sanıklar müdafiileri ile katılanlar ... ve Ticaret Bakanlığı vekillerinin istinaf başvuruları üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 28.04.2021 tarihli ve 2021/1060 Esas, 2021/1065 sayılı Kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi yönünden hükümler düzeltilerek istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanıklar ..., ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mahkemenin, kanun yolu denetimine olanak verecek açık ve yeterli bir gerekçe sunmadığına, bilirkişi raporlarını olduğu gibi hükme esas aldığına, hukukçu olmayan bilirkişilerin raporlarına itibar edildiğine, dosyaya sunulan yeminli mali müşavir raporlarının ve müvekkilleri lehine olan delillerin dikkate alınmadığına, hangi eylemin hangi suçu oluşturduğunun netleştirilmediğine, zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarının unsurlarının oluşmadığına, kooperatif işlemlerinin ve arsa devirlerinin muvazaalı olmadığına aksine kooperatifin menfaatine yapıldığına, yaşanan aksaklıkların muhasebe hatası olduğuna, kooperatiften istifa ve çıkarılma süreçlerinin hukuk mahkemelerinin konusu olduğuna, bunun ceza davası konusu yapılmasının yanlış olduğuna, mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine, Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin görev süresi dışında 28.06.2013 tarihinden sonraki eylemlerden sorumlu tutulmasının hatalı olduğuna, arsa satışları ve diğer işlemlerin bu tarihten sonra yapıldığına, müvekkilinin sahte belge düzenlemediğine, belgedeki yazının kime ait olduğunun araştırılmadığına, söz konusu belgenin doğrudan sonuç doğurucu bir niteliğinin bulunmadığına, müvekkilinin görevde olduğu dönemdeki ödemelerin zimmet değil inşaat avansı olduğuna, bilirkişi raporlarında da bu yönde tespitler bulunduğundan zincirleme nitelikli zimmet suçunun oluşmadığına, müvekkilinin bir ticari şirkette tam zamanlı çalıştığına, kooperatif kararlarını iyi niyetle onayladığına, suç işleme kastının olmadığına, mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğine, Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığına, sanığın ifadelerinin samimi olduğuna ve suç işleme kastının olmadığına, mahkemenin lehine olan bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını göz ardı ederek eksik inceleme ile karar verdiğine, dava zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi gerektiğine ancak yerel mahkemenin bu savunmayı dikkate almadığına, ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşıldığına ve sanık lehine olan kanun maddelerinin uygulanmadığına, "Şüpheden sanık faydalanır." ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine ve kararın usul ile yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması lüzumuna, İlişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan kurulan hükümler yönünden Sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan Karşıyaka 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.03.2011 tarihli ve 2010/1487 Esas, 2011/91 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca yeniden ele alınması için mahallinde her zaman ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümler yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suç tarihinde kooperatif yönetim kurulu üyesi olan sanıkların, katılanlar ..., ... ve ...'dan aldıkları imzalı formların üstüne katılanların bilgisi dışında "İstifa ediyorum." ibaresini ekledikten sonra 28.02.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla katılanların üyelikten çıkarılması yönünde karar almak suretiyle atılı suçu işlediklerinin kabul edildiği somut olayda, suça konu 28.02.2012 tarihli yönetim kurulu kararı incelendiğinde, katılanların üyelikten çıkarılmasına yönelik kararın oy çokluğu ile alındığı, kararın altında sanıklar ... ve ...'in imzalarının olduğu anlaşılmakla, suça konu yönetim kurulu kararında imzası bulunmayan sanık ...'nın yüklenen suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kararının bulunduğunun belirlenmesi halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında, katılanlar ..., ... ve ...'nun 28.02.2012 tarihli aynı yönetim kurulu kararıyla üyelikten çıkarılması keza istifa dilekçesi olarak düzenlenen belgelerin de aynı tarihli olması karşısında, sanıklara atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği eylemlerinin tek suç olarak kabul edilmesi gerekeceği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler sonucu sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla cezalar tayini, Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR 1. Ön inceleme bölümünün birinci paragrafında açıklanan nedenle, sanıklar ... ile ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden, dava dosyasının Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2. Ön inceleme bölümünün ikinci ve üçüncü paragraflarında açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi ile sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, 3. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle hükümlerde sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 4. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2026 tarihinde karar verildi.