Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/7789 E. 2026/7316 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/7789
Karar No
2026/7316
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/249 Esas, 2015/14 Karar SUÇLAR :Rüşvet alma, rüşvet verme, irtikap, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, bu amaçla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜMLER :Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :İncelenmeksizin iade, onama, düzeltilerek onama, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi, bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz isteminin reddi, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanıklardan ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) geçici 6/2-b maddesi hükmü uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 231/12. maddesine göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek katılanlar vekilinin ve ... müdafiinin bu kararlara yönelik temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından keza Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının belirtilen suçların yanı sıra rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığından, katılma ve hükümleri temyiz haklarının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin Hazine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ayrıca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına rüşvet verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, hükmün gerekçe kısmında sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirmeden mahkumiyet hükmü kurulduğu belirtilmiş ise de hüküm fıkrasında bu hususta hüküm kurulmadığı, bu itibarla müdafiinin temyize konu olabilecek bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı gözetilerek başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlar vekilinin Hazine adına sanıklar hakkında rüşvet alma, rüşvet verme ve irtikap suçlarından kurulan beraat, mahkumiyet ve davanın reddi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına sanıklar hakkında rüşvet alma ve irtikap suçlarından kurulan beraat, mahkumiyet ve davanın reddi, sanıklar ..., ... ve ... ile sanıklar ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin müvekilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanık ... ile müdafiinin bu sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ve sanık ... müdafiinin vekalet ücretine münhasır yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında irtikap suçuna iştirakten mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür. 1) Sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının reddine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen davalarının reddine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan, yerinde görülmeyen katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2) Diğer sanıklar hakkında rüşvet alma, rüşvet verme ve irtikap suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Hükümlerden sonra sanıklardan ... (...)'ın 09.07.2021, ...'nın 21.08.2020, ...'ın 01.09.2016, ...'ın 14.01.2026 tarihlerinde öldükleri UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır. Öte yandan icbar suretiyle irtikap suçu, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında ferdin de kamu görevlisinin haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi, açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur, belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada fert kural olarak meşru zeminde bulunmaktadır. Rüşvet suçu ise (6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki hukuki düzenlemelere göre) bir kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıyla oluşacak ayrıca nitelikli rüşvet suçunda her iki tarafın da kural olarak gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda da rüşvet suçu meydana gelecektir. Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı gözetildiğinde kamu görevlisi olan sanıklar hakkındaki isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etmeyi oluşturacağı, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2007 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar ... (...), ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/7789, K. 2026/7316, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-7789-e-2026-7316-k-9eb55e613ef8