Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/11018 E. 2026/7391 K. – İcbar Suretiyle

Konu: İcbar Suretiyle İrtikap

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/11018
Karar No
2026/7391
Karar Tarihi
Konu
İcbar Suretiyle İrtikap

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/420 Esas, 2022/420 Karar SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜM :Sanığın eyleminin rüşvet alma suçunu oluşturduğu kabulü ile bu suçtan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167 Esas, 2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Kanunun öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı nazara alındığında, sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması için kendisine menfaat sağlama şeklindeki eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, 26.11.2009 olan suç tarihi ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla suç vasfında da hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/11018, K. 2026/7391, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-11018-e-2026-7391-k-b900daaa3635