Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/6180 E. 2026/8432 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6180
- Karar No
- 2026/8432
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2020/263 Esas, 2022/584 Karar SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER: Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, onama, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarına Hazinenin, tüm suçlardan açılan kamu davalarına ise ..., ... ve ...'ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediklerinden katılma haklarının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekillerinin söz konusu hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin tüm hükümlere, sanık müdafiinin müvekkili hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin ise zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması olanaklı görülmüştür. 1)Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinde yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren katılanlar Hazine ve ... lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt oluşturacak ve tek vekalet ücreti takdir edildiği sonucunu doğuracak biçimde yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılanlar ... ile Hazine vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının (D) bendinde yer alan "katılan kurumlara" ibaresinden sonra gelmek üzere "ayrı ayrı" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 2)Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Sanığın üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 28.02.2013 tarihli mahkumiyet hükmü ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılan ... vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 08.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.