Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/9838 E. 2026/7134 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9838
Karar No
2026/7134
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/211 Esas, 2022/212 Karar SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık (sanık ... dışındaki tüm sanıklar hakkında), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında) HÜKÜMLER : Nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 253/6. maddesine paralel bir şekilde; "derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında, "Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi aksi halde yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi kararlarına karşı adı geçen sanıklar müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından ayrıca Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına ... ve ...'ın 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediklerinden katılma ve hükümleri temyiz haklarının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, adı geçen katılanlar vekillerinin ve sanıklar ... ile ... müdafiinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığından, bu suça dair düşme kararının hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan SGK Başkanlığı vekilinin tüm hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafiinin müvekkilleri hakkında verilen beraat hükümleri yönünden vekalet ücretine münhasır temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'e isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçları yönünden; eylemlerin oluş şekline göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettiren olarak iştirak ettikleri nazara alındığında, bu sanıklar ile kamu görevlisi olan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'na isnat edilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-d ve 67/4. maddelerinde belirtilen 15 yıllık asli ve 22... aylık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihinin 2008 ve zamanaşımını son kesen işlemin 27.05.2009 tarihli sorgular olduğu nazara alındığında, hüküm tarihi itibarıyla zamanaşımı sürelerinin dolmadığı ve yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de inceleme günü itibariyle asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği, ayrıca tüm sanıklara isnat olunan nitelikli dolandırıcılık suçunun 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu zamanaşımını kesen son işlem olan 24.06.2009 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında asli zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının dava zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/9838, K. 2026/7134, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-9838-e-2026-7134-k-f27643d98771