Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/8009 E. 2026/7169 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/8009
- Karar No
- 2026/7169
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3685 Esas, 2019/3135 Karar SUÇLAR : Rüşvet alma (sanıklar ... ve ... yönünden), rüşvet verme (sanık ... yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davalarına katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının katılma ve bu suçtan verilen hükümlere karşı kanun yoluna başvurma hakkının bulunması, hükümlerin vekili tarafından temyiz edilerek katılma iradesinin ortaya konulması karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca bu suç yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 260/2. maddesinin "Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler." hükmü gereğince İlk Derece Cumhuriyet başsavcılığında görev yapan Cumhuriyet savcısının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkının olmadığı kabul edilmiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerinin temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden katılanlardan Hazine vekilinin tüm hükümleri, İçişleri Bakanlığının sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2019 tarihli ve 2018/82 Esas, 2019/110 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvet alma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/3685 Esas, 2019/3135 sayılı Kararı ile katılan Hazine vekilinin ve O Yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemi Sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin dosyadaki delillerle sabit olduğuna, eksik inceleme ile verilen kararların bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. Katılan ... Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında beraat kararları verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşması sebebi ile sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin kaldırılarak mahkumiyetlerine hükmedilmesine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında beraat kararları verildiği halde karar başlığında suç tarihi ve yeri gösterilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/2-c madde-fıkra ve bendine muhalefet edilmesi mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak değerlendirilmiştir. Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine yönelik karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir. III. KARAR 1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle O yer Cumhuriyet savcısının tüm hükümlere, katılan ... Bakanlığı vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, 2)Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararlarında, katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2026 tarihinde karar verildi.