Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/11331 E. 2026/7253 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/11331
- Karar No
- 2026/7253
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/357 Esas, 2025/121 Karar SUÇ : Tefecilik (sanık ... hakkında), 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) muhalefet (sanık ... hakkında) HÜKÜM : Yargılamanın yenilenmesi talebinin esas yönünden kabulü ile 28.06.2012 tarihli mahkumiyet hükümlerinin ortadan kaldırılmasına ve sanıkların atılı suçlardan beraatlerine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla sanık ... hakkında anılan suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine, incelemenin katılan Hazine vekilinin sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine dair Doğubayazıt 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2012 tarihli ve 2006/41 Esas, 2012/238 sayılı Kararının sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.10.2014 tarihli ve 2013/5383 Esas, 2014/9833 sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmesi sonrasında, sanık ve müdafiinin talebi üzerine yargılamanın yenilenmesine karar verilerek dosya yeniden ele alınmış ve yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verildiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesi "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmış olup başka bir nedenle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi talep edilemeyecektir. Bu kapsamda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin 2006/41 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında sanığın mahkeme huzurunda alınan savunmasında suçtan zarar gören İkram Bulut'a borç para verdiğini ikrar ettiği, tanıkların aşamalarda tutarlı ve çelişmeyen anlatımlarında iddiaları doğrular nitelikte anlatımlarda bulundukları, sanığın arasında akrabalık ilişkisi olmayan kişiye karşılıksız olarak borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olması ve borcun kefil eşliğinde verildiği gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak, kesinleşen 28.06.2012 tarihli ve 2006/41 Esas, 2012/238 Karar sayılı hükmün aynı Kanun'un 323/1. maddesine göre onaylanması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı şekilde uygulama yapılması, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.