Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/9495 E. 2026/6964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9495
- Karar No
- 2026/6964
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI:2008/279 Esas, 2013/160 Karar SUÇLAR:Rüşvet alma, rüşvet verme, 3628 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER :Mahkumiyet (sanıklardan ... ve ... hakkında üç kez rüşvet alma suçundan, bir kez rüşvet alma suçuna teşebbüsten, ... (...)'a yönelik eylemin icbar suretiyle irtikap suçu olduğunun kabulüyle bu suçtan, ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan), beraat (sanıklardan ... ve ... hakkında 3628 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, ... (...) hakkında rüşvet verme suçundan) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, kamu görevlisi olmayan sanık ... (...) hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının katılma hakkının olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin anılan sanık hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin ve tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 3 17... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılanlardan Hazine vekilinin sanıklardan ... ve ... hakkında 3628 sayılı Kanun'a muhalefet, ... (...) hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükümlerine, ... vekilinin ... ve ...'ın şikayetçi ...'e ilişkin işledikleri zincirleme rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet ile aynı sanıklar hakkında 3628 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan beraat hükümlerine, O yer Cumhuriyet savcısının ... ve ...'ın ...'tan rüşvet aldıkları isnadına yönelik kurulan mahkumiyet ile ... (...)'a ilişkin eylemleri nedeniyle icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, müdafiilerinin sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Sanıklardan ... (...) hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmü ile ... hakkında aynı suçtan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüş yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Dosya kapsamında el konulan paranın bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (11) numaralı bendinin birinci paragrafının çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... (...) hakkında verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 2) Sanıklar ... ve ... hakkında 3628 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan beraat hükümleri ile ... (...)'a yönelik eylemleri nedeniyle icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
... isimli firmada çalışan sanık ... (...)'ın, ... Grup Başkanlığı Gıda ve Çevre Kontrol Biriminde sağlık memuru olan sanıklar ... ve ...'tan gürültü ölçüm raporu düzenlemelerini istemesi üzerine adı geçen sanıkların gerçekte kuruma yatırılması gereken ve daha düşük olduğunu bildikleri rapor ücretinin 800,00 TL olduğu konusunda sanık ... (...)'ı ikna etmek suretiyle bahsi geçen parayı kendisinden alıp raporu düzenledikleri kabul edilerek sanıklar ... ve ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevî cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddî olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, sanıklar ... ve ...'ın ... (...)'a yönelik eyleminde ise öğretî ve uygulamada kabul edildiği üzere Kanun'un öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışının bulunmadığı, bu itibarla cebrî irtikap suçunun yasal unsurları oluşmadığı, sanıklar hakkındaki mahkûmiyete konu oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 250/2. maddesinde düzenlenen ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezası ile 3628 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun aynı Kanun'un 13/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilavelî dava zamanaşımı sürelerine tabî olduğu, dosya kapsamına göre 03.05.20 07... .06.2008 olan suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 3 22... sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 3) Sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan üç kez, rüşvet alma suçuna teşebbüsten bir kez kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Suç tarihinde ... Grup Başkanlığı Gıda ve Çevre Kontrol Biriminde sağlık memuru olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'ın, çevresel etki değerlendirmesi raporu ve geri dönüşüm belgesi bulunmaması nedeni ile işyeri mühürlenen sanık ...'tan mührün kaldırılarak işyerinin yeniden faaliyete geçmesine yönelik yapılacak işlemlerin hızlandırılması için bir miktar para istedikleri, iddia ve kabul olunan olayda, sanıklar hakkında tamamlanmış rüşvet suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de rüşvet verme suçunun, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için doğrudan veya aracılar vasıtasıyla bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılması durumunda oluşabileceği, sanık ...'ın, işyerinin faaliyete geçmesi amacıyla diğer sanıkları oyalamak için teklifi kabul etmiş görüntüsü vererek kendilerine istedikleri parayı vereceğini söylediğini ancak kendilerine herhangi bir para vermediğini savunduğu, dosya kapsamında sanığın savunmasının aksine delil bulunmadığı, anlaşıldığı iddia edilen para miktarının somut bir şekilde ortaya konulamadığı, bu haliyle taraflar arasında özgür iradeleriyle gerçekleştirilmiş bir anlaşmanın bulunmaması nedeniyle sanık ... yönünden rüşvet verme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ayrıca sanığın suç kastıyla da hareket etmediği gözetilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği, sanıklar ... ve ...'ın eylemlerinin ise rüşvet almaya teşebbüs vasfında olduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Sanıklar ... ve ...'ın sübutu kabul edilen eylemlerini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenmeleri nedeniyle haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden ve suç kastının nasıl yenilendiği, fiillerinin neden bağımsız suç olarak kabul edildiği denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde gösterilip tartışılmadan, adı geçenler hakkında dörder kez mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle fazla cezalar tayini, Sanıklar ... ve ...'ın şikayetçi ...'e ait işyerinde bulunan makinelerin mühürlenmemesi karşılığında şikayetçiden 3000 Amerikan doları istedikleri isnadına ilişkin suç tarihinin 04.06.2008 olduğu nazara alındığında; 05.07.2012 günlü ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 87. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 252. maddesinde yapılan değişiklikle suça teşebbüs halinde “...verilecek ceza yarı oranında indirilir.” şeklinde takdire bağlı olmayan bir düzenleme getirilmesi karşısında, adı geçen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 35. maddesi ile 6352 sayılı Kanun ile değişik 252/4. madde ve fıkra hükmü birlikte değerlendirilip lehe yasa karşılaştırması yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ile iddianamede ve esas hakkında mütalaada, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanması talep edildiği halde ek savunma hakkı verilmeden aynı Kanun'un 252/4. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunması sırasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde sanıkların hangi bent kapsamındaki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklandığının belirtilmemesi ile aynı maddede yer alan "... cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir." şeklindeki düzenlemeye göre cezanın bir katından anlaşılması gerekenin cezanın kendisi olup şikayetçi ...'e yönelik isnat nedeniyle kurulan mahkumiyet kararında uygulanan yasaklılık süresinin adı geçen sanıklar hakkında hükmedilen 2 yıl 1 ay hapis cezasını geçemeyeceği gözetilmeden 3 yıl süreyle hak yoksunluğuna karar verilmesi, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin, sanıklar ..., ..., ... ile ... müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.