Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2548 E. 2026/2331 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2548
Karar No
2026/2331
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2025/16 E., 2026/2 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı (İlk Derece) davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 09.06.2022, 19.10.20 22... .02.2023 tarihli avukatlık ücret sözleşmelerindeki tahkim şartı nedeniyle tarafınca avukatlık ücretinin ödenmesi konusundaki ihtilafların giderilmesi için Türkiye Barolar Birliğinin ... numaralı dosyası ile tahkime başvurduğunu, kısmen kabul kararı verildiğini, sözleşmeler yönünden ücrete hak kazanılıp kazanılmadığı ve miktarının ne olduğu konusunda yapılan tespitlerin ve oluşturulan gerekçenin hukuki dinlenilme hakkına aykırı olması ve neticede verilen kararın kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmesi nedeniyle tahkim kararının iptali gerektiğini belirterek, Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinin 2025/35 sayılı tahkim dosyasına konu hakem kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; HMK'da düzenlenen iptal sebeplerinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI (İLK DERECE) Bölge Adliye Mahkemesinin (İlk Derece) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hukuki dinlenilme hakkına riayet edildiği, yargılamanın usul hukukundaki temel ilkelere göre taraflara iddia ve savunmalarını sunmak üzere yasal imkanlar tanınarak yapıldığı, ayrıca dava konusu tahkim kararının HMK m.297 kapsamında yeterli gerekçeye sahip olduğu, feragate ilişkin değerlendirmenin de uyuşmazlığın esasına dair bir değerlendirme olduğu, bu kapsamda dava dilekçesi içeriğindeki beyanların ve iptal nedenlerinin uyuşmazlığın esasına dair olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 09.06.2022 tarihli avukatlık sözleşmesine ilişkin feragat konusunda istifa gerekçesinin değerlendirilmediğini, feragat konusunun kesin hüküm olduğu hususunun gözden kaçırıldığını, 19.10.2022 tarihli avukatlık sözleşmesine ilişkin protokol tarihinden itibaren 1 ay sonraki tarih itibariyle yani 01.03.2023 tarihi itibariyle davalıya intikal edecek taşınmazların reel değerinin tespiti yaptırılarak rapor alınıp alacak miktarı tespit edilmesine rağmen bu alacağa dava tarihinden itibaren gerekçe belirtilmeden faiz işletildiğini, faiz başlangıcının 01.03.2022 tarihi olması gerektiğini, 20.02.2023 tarihli avukatlık sözleşmesine ilişkin 20 adet kira kontratı sunulmasına rağmen 4 adet üzerinden hesaplama yapıldığını, hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücret alacağı konusunda verilen tahkim kararının iptali istemine ilişkindir. 1. Tahkim, özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümü demektir. Tahkimin tanımı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almazken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 412. maddesinin 1. fıkrasında “Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya Hakem Kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde ise “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki uyuşmazlık yabancılık unsuru içermiyorsa milli tahkim kurallarına tabi olur. HMK'nın 407. maddesinde “Bu Kısımda yer alan hükümler, 21.06.2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.” hükmü ile milli tahkimde kriterler belirlenmiştir. Milli tahkime ilişkin hükümler HMK'nın 407- 444 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin taraflar ya da hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun uygulanabilmesi için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, tahkim yerinin Türkiye olması gerekmektedir. Milletlerarası tahkime ilişkin hükümler ise 4686 sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunu’nda düzenlemiştir. Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında;“…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı, devlet mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere hakem kararları bağlayıcı ve kesindir. Uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülebilmesi için; tarafların uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği konusunda anlaşmış olmaları yanında uyuşmazlığın tahkime elverişli olması gerekir. Milli tahkime elverişlilik HMK'nın 408. maddesinde; “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişlilik, kamu düzenini ilgilendiren bir kavramdır. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığının kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gibi HMK 'nın m.439/2-g uyarınca iptal sebebi olarak kabul edilmiştir. Tahkime konu uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklanması halinde tahkime elverişli olmadığı kabul edilmekte olup bu konuda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundaki haksız şarta ilişkin 5. maddesinin incelenmesi gerekir. 6502 sayılı Kanunun 5. maddesinde; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir." düzenlenmesine yer verilmiş olup; bu düzenlemeye göre tüketiciyle müzakere edilmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye konulan, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Yine 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanılarak çıkartılarak Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. maddesinin (n) bendinde ise; "Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır. .... (n)Tüketicinin özellikle, hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngörmek, gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandırmak veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetini tüketiciye yüklemek suretiyle tüketicinin mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran şartlar, ..." düzenlenmesi yer almaktadır. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim yasağının olduğu kabul edilmekle HMK'nın 439. maddesinin “(ç)” bendinde düzenlenen; "hakem veya Hakem Kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği," şeklinde düzenlemeye aykırı olduğu gibi aynı zamanda kanunun “(ğ)” bendinde düzenlenen; "kararın kamu düzenine aykırı olması " şeklindeki düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum Mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir (Emsal: Dairemizin 07.10.2025 tarihli ve 2025/1892 E., 2025/4638 K. sayılı ilamı). Dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu olan ve tahkime konu edilen davacı avukat tarafından takip edilen uyuşmazlığın vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tapu iptal tescil istemi, davalının murisi ... 'nın mirasının intikaline ilişkin işlemler ve mirasçılık belgesinin alınması, diğer mirasçılarla rızaen taksim yapılmasına dair işlemler ve kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, tahkime konu edilen uyuşmazlıklardan kaynaklanan vekalet ücret alacağının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; tahkime konu edilen uyuşmazlıkların niteliği gözetilerek söz konusu uyuşmazlıklardan kaynaklanan vekalet ücret alacağının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, tahkime elverişli olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmaya karar verilmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararının BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece) gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/2548, K. 2026/2331, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-2548-e-2026-2331-k-dd64827813ba