Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1750 E. 2026/2824 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1750
- Karar No
- 2026/2824
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/745 E., 2025/615 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 30.05.2013 tarihli harici taşınmaz alım satım sözleşmesi ile davalı ... ve ...'in sahibi olduğu diğer davalı şirketten daire satın aldığını, davalı tarafa 47.300 Euro ödeme yaptığını, mülkiyetin tapuda devredilmemesi üzerine davalılar aleyhine ödediği bedelin tahsili için icra takibi başlattığını, davalıların icra takibine mesnetsiz olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.03.2015 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davalı şirket bakımından takibin 46.500 Euro üzerinden devamına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67/2 maddesi gereğince takip konusu 46.500 Euro alacağın takip tarihi itibari ile kur üzerinden TL karşılığının %20'si oranında tazminatın davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 27.09.2017 tarihli ilamla; davalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502 sayılı Kanun) anlamında satıcı niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması, bu şekilde davalının satıcı olduğunun anlaşılması halinde uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla çözümlenmesi, aksi halde genel mahkeme sıfatıyla davaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar usulden bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 16.11.2018 tarihli kararıyla; davalının 6502 sayılı Kanun anlamında satıcı niteliği taşıdığı gerekçesiyle, davalı şirketin borcunun 46.500 Euro'luk kısmına itirazının iptaline, davalı şirket bakımından takibin 47.300 Euro üzerinden devamına, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince takip konusu 46.500 Euro alacağın takip tarihi itibariyle kur üzerinden TL karşılığının %20'si oranında tazminatın davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Dairece verilen 16.01.2020 tarihli ilamla; hükmedilen alacak miktarı hususunda çelişkili ve infazda duraksama uyandıracak nitelikte hüküm kurulduğu gerçekçesiyle, bozma karar bozulmuştur. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin 24.02.2021 tarihli kararıyla; davalı şirketin borcun 46.500 Euro'luk kısmına itirazının iptaline, davalı şirket bakımından takibin 46.500 Euro üzerinden devamına, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince takip konusu 46.500 Euro alacağın takip tarihi itibari ile kur üzerinden TL karşılığının %20'si oranında tazminatın davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir. 5. Dairece verilen 07.10.2021 tarihi ilamla; davalı şirketin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "davacı ile davalı şirket arasında 30.05.2013 tarihli emlak alım satım başlıklı satış sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin tapulu taşınmazın satışına ilişkin olup resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayanarak davayı açtığı, sebepsiz zenginleşme halinde sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altına girdiği, davalı şirketin limited şirketi olup tüzel kişi ile ortakları arasında mal varlığı ile sorumluluğu ayrılmakta ise de; davalı ...'nin diğer davalı şirketi 17.06.2010 tarihinde kurduğu, 200 hisse üzerinden 199 hissenin sahibi olan davalı ...'nin aynı zamanda şirket yetkili müdürüde olduğu, davalı ... hakkında şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan ceza davası açıldığı birlikte değerlendirildiğinde; ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin geliştirildiği ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirildiği, böylece hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesinin amaçlandığı ve yasal dayanağının dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi olduğu gözetildiğinde, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebileceği kabul edilerek, davalı ...'nin sorumlu olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu durumda, davalı ... hakkında Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde bu davaya konu eylem ile ilgili olarak şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan ceza davası açıldığı, ceza davası sonunda verilen beraat kararının katılan ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.07.2017 tarihli ve 2016/3 21... /1337 Karar sayılı kararıyla, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin sanığın beraatine ilişkin hükmünün kaldırılmasına, üzerine atılı şirket yöneticisinin dolandırıcılığı suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine kararı verildiği, işbu kararın sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtayda temyiz sırasını beklediği anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemece; 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ile bu kararda kabul edilen maddi vakaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 6. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/115 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, dosyanın 13.03.2025 tarihinde kesinleştiği, ilgili dosyada davalı şirketin sahibi ve müdürü olan ...'in mevcut dosya davacısı ile taşınmazın kendisine ait olduğunu söyleyerek harici satış sözleşmesi imzaladığı, taşınmazın 46.000 Euro'ya satışı konusunda anlaştıkları, kapora olarak 500 Euro ödendiği, ancak sözleşmede bu bedelin tahsil edildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının davalı şirket hesabına sözleşmede belirtilen vadelerle belirtilen miktar parayı yatırdığı, toplam 46.500 Euro ödeme yaptığı hususlarının sabit olduğu, davalının dolandırma kastıyla hareket ettiği, geçersiz sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında şirketin 200 hissesi üzerinden 199 hissesine sahip olan davalı ...'in ceza mahkemesinde kesinleşen maddi vakıalar nazarında tüzel kişiliğin arkasına sığınarak hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde dolandırma kastı ile hareket ederek davacıyı zarara uğrattığı, dolayısıyla diğer davalı şirket ile birlikte sorumlu olduğu gerekçesiyle; kesinleşen ceza yargılamasında da sübut bulduğu üzere davacının ödediğini ispatladığı miktar üzerinden, davalıların takip dosyasına konu harcın 46.500 Euro'luk kısmına itirazın kısmen iptaline, takibin 46.500 Euro üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, likit olan alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; müvekkili şirkete usulsüz tebligatlar yapıldığını, kısa karara aykırı olarak gerekçeli veya ek kararda hüküm kurulamayacağını, esasa ilişkin olarak icra takibinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, ceza yargılamasında kabul edilen maddi olguların özel hukuk yargılamasında doğrudan borç ilişkisi kurmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapulu taşınmazın satışına ilişkin adi yazılı sözleşmeden kaynaklı alacağın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma doğrultusunda inceleme yapılarak karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak keşinleşen ve diğer taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturan hususların incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.