İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/812 E. 2026/481 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/812
- Karar No
- 2026/481
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/812 Esas KARAR NO :2026/481
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/11/2025 KARAR TARİHİ:23/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında alım satıma dayalı ticari bir ilişki bulunduğunu, bu kapsamda düzenlenen faturalar neticesinde 303.907,19 TL tutarında asıl alacak doğduğunu, davalı tarafın söz konusu borcu uzun süre geçmesine rağmen ödemediğini, müvekkili tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden asıl alacak, 108.157,65 TL tutarında işlemiş faiz ve fer’ileri ile toplam 412.064,84 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı vekili Av. ... tarafından 14.07.2025 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı 17.07.2025 tarihinde borca, faize ve fer’ilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu itiraz üzerine İcra Dairesi’nce takibin durdurulmasına karar verildiğini, taraflar arasındaki borcun ticari defter ve faturalarla sabit olduğunu, davalının amacının yalnızca icra takibini geciktirmek olduğunu, 6325 sayılı Kanun uyarınca dava şartı olan arabuluculuk sürecinin İstanbul ... Bürosu 2025/... numaralı dosyada anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davalı şirketin mali yapısının zayıfladığını ve ödeme güçlüğü içerisine girdiğini, davalı hakkında başka alacaklılar tarafından da icra takipleri başlatıldığını, davalı şirketin malvarlığını azaltma veya devretme ihtimali bulunduğunu, alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğünü, bu nedenle İİK m. 257 ve devamı uyarınca dava konusu alacak miktarı kadar davalı şirketin taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalının %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından müvekkili şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, süresi içinde yapılan itiraz neticesinde icra takibinin durdurulduğunu, taraflar arasında İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2025/... dosya ve 2025/... numaralı arabuluculuk dosyası ile yürütülen görüşmelerde herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, müvekkil şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığının görüldüğünü, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususun açıklığa kavuşacağını, müvekkil şirketin farklı şirketlere herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu durumun UYAP üzerinden yapılacak araştırmalarla tespit edilebileceğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflara arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine 303.907,19 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 108.157,65 TL faiz olmak üzere toplam 412.064,84 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2019- 2025 yıllarına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde (davalı tarafa tebliğ tarihinden itibaren başlamak kaydıyla) davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhine 10.07.2025 tarihinde ... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas Sayılı dosyası ile 303.907,19-TL cari hesap alacağı, 108.157,65-TL işlenmiş yasal faiz olmak üzere toplam 412.064,84.-TL üzerinden takip başlatıldığı, Davacı şirkete ait 2023 Yılında ticari defterlerinin HMK 222/2 hükümlerine göre lehine delil teşkil ettiği, 03.02.2026 Tarihli Ön inceleme duruşma zaptının davalı vekiline 08.02.2026 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: taraflar arasındaki ticari alışverişin 29.06.2013 tarihine başladığı ve aralıklarla devam ederek 13.03.2023 tarihinde sona erdiği, davacı şirketin davalı şirkete 2023 yılında 3 adet KDV dahil toplam 890.187,04-TL tutarında fatura düzenlediği, bu karşılık davalı şirkete olan 386.279,85-TL borcu ile davalı şirketin davacıya yaptığı 2 adet çek karşılığı 200.000,00-TL'nı davacıya düzenlemiş olduğu 890.187,04-TL faturadan mahsup ettiği ve sonuç olarak 13.03.2023 tarihinden itibaren davacı şirketin davalı şirketten 890.187,04-(386.279,85+200.000,00=) 586.279,85.TL= 303.907,19-TL alacaklı olduğu, ...Vergi Dairesi ve... Vergi dairelerinden celp edilen taraflara ait karşılaştırmalı ba-bs formlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten 2019 yılında 1 belge karşılığı KDV hariç 104.751,00.-TL, 2022 yılında 1 belge karşılığı KDV hariç 1.200.000,00.TL, 2023 yılında 3 belge karşılığı KDV hariç 754.395,80.-TL, (KDV dahil 890.187,04.-TL) davacı şirketin bs formunun davalının bildirimleri ile uyumlu olduğu, ilgili formlara göre; davacı tarafından düzenlenen faturalara karşılık davalı şirket tarafından herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, Yüce Mahkemeniz tarafından vergi dairelerinden celp edilen taraflara ait ba-bs formlarında; davacı şirket tarafından düzenlenen alacağı doğuran 3 faturanın itiraza uğramadan davalı şirkete ait ba formunda davacıya ait bs formunda yer alması sebebiyle, davacının cari hesaba konu ettiği 3 faturanın da davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği ve kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, Taraflar arasında borcun ödeneceği muayyen bir gün belirlenmediği gibi davacı şirket tarafından TBK 117 kapsamında davalı şirkete keşide edilen bir ihtarnamenin bulunmadığı, belirlenen vaktada; davacı vekilinin talebi doğrultusunda yapılacak yasal faiz hesaplamalarına göre 10.07.2025 takip tarihinde işlenmiş yasal faizin 107.157,65.-TL olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalı tarafından vergi dairesi nezdinde ba formlarına işlendiği ve iade faturalarının düzenlenmemiş olduğu anlaşılmakla defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış, davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 303.907,19-TL faturadan kaynaklı bakiye asıl alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından inceleme yapıldığında; Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı). Somut olay bakımından taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, düzenlenmiş olan fatura içerikleri incelendiğinde TTK m.1530 hükümlerinin uygulanabileceği bir sözleşme türü olmadığı, TBK m.117 hükümleri çerçevesinde inceleme yapıldığında ise davacının dava tarihinden ve icra tarihinden önce davalıya çekmiş olduğu herhangi bir ihtarnamenin bulunmadığı, davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmemiş olduğu görülmekle davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 303.907,19 TL 'nin %20'si oranında olan 60.781,44 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ KISMEN İPTALİ ile; takibin 303.907,19 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, -Davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 303.907,19 TL 'nin %20'si oranında olan 60.781,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE, 4-Alınması gerekli olan 20.759,90-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 4.976,72-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.783,18-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 4.976,72-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90-TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 305,00-TL, bilirkişi ücret olarak alınan 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 11.007,90-TL yargılama giderinin %73,75 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 8.118,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 48.625,15-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin %73,75 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 3.392,50-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, kalan 1.207,50-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır