İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1142 E. 2026/572 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1142
Karar No
2026/572
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1142 Esas - 2026/572 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/1142 KARAR NO: 2026/572

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2025 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 K. YAZIM TARİHİ : 29/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında yapılan anlaşma doğrultusunda hizmet sunulduğunu, sunulan hizmete istinaden faturaların tanzim edilerek davalı yana tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesi gereğince faturalara herhangi bir itiraz yapılmadığını, faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, davalı tarafın borcunu ödememesi üzerine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde faturalara itirazda bulunmadığını, bu nedenle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, iş bu davayı açmadan önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını, borçlunun itirazının haksız olduğunu, alacağın likit nitelikte bulunduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca borçlunun itirazının iptali gerektiğini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluştuğunu, borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış, duruşmalara katılmamıştır. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... iş sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 04/05/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, fatura..... Tüketici Mahkemesinin 06/11/2025 tarih ..... E-K.sayılı görevsizlik kararı ile gönderilen dava dosyası mahkememiz esasının yukarıdaki sırasına kaydedilmiştir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 12/09/2025 tarihli ödeme emri ile 333.350,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 17/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 18/09/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 06/11/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 333.350,00 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dosyaya kazandırılan 04/05/2026 tarihli raporda özetle; "...Davacı ....Taşımacılık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ticari defterlerine göre 12/09/2025 takip tarihi itibariyle davacı ..... Taşımacılık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ..... Gıda Araç Kiralama Temizlik İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'den 310.360,00 TL alacaklı olduğu, davalı Devran ...... Araç Kiralama Temizlik İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin dava dilekçesine cevap vermediğinden ticari defterlerinin incelenemediği, Gelir İdaresi Başkanlığı'nca sunulan Ba/Bs formları incelendiğinde davacı ....'un 2025 yılında 5 belge ile KDV hariç toplam 306.850,00 TL tutarın satış bildiği, ancak davalı ..... tarafından herhangi bir bildirimde bulunmadığı, Davacı..... Transfer Taşımacılık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 12/09/2025 takip tarihi itibariyle davalı ..... İnşaat Gıda Araç Kiralama Temizlik İç ve Dış Ticaret Ltd Şti.'den alacaklı 310.360,00 TL olduğu, davacının söz konusu tutarı takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen sürede talepteki 944,25 avans faiz tutarı ile birlikte talep etme hakkına sahip olduğu, bu çerçevede takibin 310.360,00 TL üzerinden devamının gerektiği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı yanın yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından, yemin delili hatırlatılmış, davacı vekilince yemin deliline dayanılmayacağına dair beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Taraflar arasındaki ilişki kapsamında davacının fatura konusu hizmeti ifa etmiş olduğunun ispatı gerekli olup (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin 2019/65 E 2019/4829 K sayılı ilamı); davacı tarafça teslime dair yazılı delil sunulmamış, dosya kapsamında ifaya dair davalı tarafın imza kaşesinin bulunduğu irsaliyeli faturalara rastlanılamamış, başkaca bir yan delil sunulmamış, yemin deliline de dayanılmamıştır. Tüm bu açıklamalara göre; davacı, davalı ile aralarındaki satım ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturalara konu malların bedelini tahsiline yönelik talepte bulunmuşsa da, takip konusu faturalar davacı yanın defterlerinde kayıtlı bulunsa dahi hizmetin ispata muhtaç olduğu, tek taraflı olarak düzenlenen ve davalının vergi dairesine bildirmediği faturanın tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmeyeceği, davalı yanın icra takibine itiraz dilekçesinde hukuki ilişkiyi kabul etmediğine dair savunmasının da bulunduğu, davacı tarafından bu hususun aksinin ispat edilemediği görüldüğünden davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 4.026,04 TL harçtan mahsubu ile artan 3.294,04 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/07/2026

Katip .... e-imza Hakim ...... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1142, K. 2026/572, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1142-e-2026-572-k-6b8cbee9012a