İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/362 E. 2026/639 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/362
Karar No
2026/639
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/362 Esas KARAR NO : 2026/639

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin otel işletmeciliği faaliyeti kapsamında davalıya ait “...” isimli internet sitesi aracılığıyla konaklama satışları gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesaba dayandığını, müşterilerin rezervasyon ve ödemelerini ... üzerinden tamamladığını, konaklama hizmeti sunulduktan sonra davalının müvekkiline şirkete rezervasyon bedelini ödediğini, ancak davalının borcunu ifa etmediğini ve 92.226,81-TL borcunun bulunduğunu, ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Taraflar arasındaki sözleşme ile komisyon ve şartlarının belirlendiğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatı sağlanmadığını ve muaccel borç bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının davacının hizmeti eksiksiz sağladığını kanıtlamadığını iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı (... Genel İcra Dairesi'nin 2025/... Esas) İcra Dosyasının İncelemesinde; Alacaklı tarafından borçlu aleyhine 92.226,81-TL asıl alacağın ödenmesi amacıyla 07/03/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 22/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 20/02/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, 21/02/2025 tarihinde dosyanın yetkisizlikle .... İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği ve 2025/... sırasına kaydının yapıldığı, borçluya yeniden çıkartılan ödeme emrinin 23/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26/03/2025 tarihinde icra takibine yeniden itiraz ettiği, bu suretle takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir ve Bilgisayar/Yazılım Mühendisinden Oluşan Bilirkişi Heyetinin 20/05/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Mali İncelemeler Neticesinde; davacı tarafından dosyaya ibraz edilen flash bellekte sadece 2025 yılına ait yevmiye ve kebir beratlarının bulunduğu envanter defterine ait bilgilerin bulunmadığı, 2024 yılına ait ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, flash bellekteki eksiklerin davacı taraf avukatına bildirildiği ancak bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği, davalı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı yasal defterlerinde davacı taraf davalı taraftan 79.010,63-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken, davalı yasal defterlerinde davalı tarafın davacı firmaya 66.226,81-TL borçlu göründüğü, tarafların arasındaki örtüşmeme farkının 12.783,82-TL olduğu ve sebebinin tespit edilemediği, davacı tarafın icra takibinde davalıdan 92.226,81-TL tutarında alacak talebinde bulunduğu, ancak davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tutarın 79.010,63-TL olduğu, davacı tarafın davalıdan talep edebileceği alacak tutarının 79.010,63-TL olduğu, davalıya ait ... ünvanlı platformda davacının davalıdan 66.226,81-TL alacaklı olduğu, davacıya ait otele yönelik davalıya ait platform üzerinden tahsil edilen rezervasyon bedelleri üzerinden davalının hak ettiği komisyon tutarının düşülmesinden sonra kalan bedelin davacı tarafa ödenmesi gerektiği, komisyon bedellerinin cari hesap içerisinde mahsup edildiği görülmüş olup, bu nedenle davalının ayrıca takas ve mahsup talebine konu edebileceği ayrı bir alacak bakiyesinin bulunmadığı, tarafların birbirlerine kesilen faturalara itiraz edildiğine veya iade edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, tarafların birbirlerine kestikleri faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs formlarında bildirildiği, taraflara ait bildirimlerin birbirini doğruladığı, Teknik İncelemeler Neticesinde; taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalıya “...” isimli platform üzerinden davacıya ait otelin online rezervasyon alımı gerçekleştirmiş olduğu, bu rezervasyonlara ilişkin olarak davalı şirketin ödemelerini almış olduğu rezervasyonlar üzerinden komisyon bedelini düştükten sonra kalan bedeli davacıya ödemesi gerektiği, davalıya ait “...” platformu üzerinde Davacıya tanımlanan hesap üzerinde yapılan incelemede yer alan cari hesap ekstresine göre 66.226,81-TL bedel ödemesinin davalı tarafından davacıya yapılmamış olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı (... Genel İcra Dairesi'nin 2025/... Esas) sayılı icra dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; 06/01/2024 tarihli Sözleşme Sureti, cari hesap ekstresi, toplam 313.546,28-TL bedelli fatura suretleri -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, konaklama hizmeti kapsamında doğan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, internet sitesi üzerinden verilen rezervasyon hizmet sözleşmesine dayalı ticari ilişki nedeniyle açık cari hesap kapsamında takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalının borçluluğu inkar ederek davanın reddini aksi halde takas mahsup yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Yasal Dayanakları Ortaya Konularak Yapılan Bu Açıklamalardan Sonra Somut Olaya Gelindiğinde; Konaklama platformu sunulması ve rezervasyon üzerinden komisyonla gerçekleştirilen hizmet/aracılık sözleşmesi kapsamında talep edilen alacağın fatura ve açık cari hesaptan takip edildiği, alınan bilirkişi raporu ile; incelemeye ibraz edilen taraf defterlerinin faturalar yönünden uyuştuğu, itiraz görmediği, davacının 2024 yılından 2025 yılına 94.017,22-TL alacak devri yaptığı, davalının ise aynı dönemi için 81.233,40-TL davacı yararına borç devrettiği, davacının 2024 yılı defterlerini ara kararla verilen ihtarata rağmen sunmaması nedeniyle bu devrin miktar itibariyle yerindeliğinin denetlenemediği, 2025 yılındaki 30.000,00 TL'lik ödemenin ve 14.993,41-TL'lik faturanın iki tarafın da defterlerinden görüldüğü, böylece davalı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya (81.233,40-TL - 30.000,00 TL +14.933,41-TL) 66.226,81-TL borçlu olduğu görülmüştür. Tarafların defter farklılığın nedeni 2024 yılından 2025 yılına yapılan devir miktarından ibaret olup davacı defterlerini sunmadığından davalı defterlerindeki miktar hükme esas alınmıştır. Davalı da aşamadaki beyanında kendi defterlerinin dikkate alınmasını talep etmiştir. Taraflarca kullanılan rezervasyon platformundan da davacının 66.226,81-TL alacaklı olduğu bilgisi bulunmaktadır. Davacı bu yönüyle yapılan defter incelemesine itirazda bulunmamıştır. Dolayısıyla ispat yükü üzerinde olan davacının 2024 yılı kayıtlarını ibraz etmemesi ile davalının defterlerinin hükme esas alınması gerektiği, 2024 yılından davalı defterlerinden anlaşılan miktardan fazla bir alacağı bulunduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne karar verilerek takipteki 66.226,81-TL'lik asıl alacağa ilişkin itirazın kısmen iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, borçluluk durumunun davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kötü Niyet Tazminatı Yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK'nın 67/2. maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının fazlaya dair reddedilen kısım yönünden kötü niyetli olarak takip yaptığı hususunda tespit veya ispat bulunmadığından yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 66.226,81-TL üzerinden ödeme emrindeki diğer kayıt ve şartlarla birlikte devamına, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan haksız itiraza uğrayan miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 13.245,36-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 4.523,95-TL karar ve ilam harcından 1.574,99-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 2.948,96-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.574,99-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.190,39-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 25.999,19-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan toplam 12.475,00-TL yargılama gideri kabul-ret miktarı oranlanarak hesaplanan 8.958,21-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul-ret miktarı oranlanarak hesaplanan 3.303,23-TL'sinin davalıdan; 1.296,77-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 13/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/362, K. 2026/639, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-362-e-2026-639-k-52c11ebc87b6