İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/1012 E. 2026/579 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1012
- Karar No
- 2026/579
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1012 KARAR NO : 2026/579
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2018 KARAR TARİHİ : 10/07/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ulusal ve uluslararası alanda taşımacılık konusunda faaliyet gösteren Türkiye'nin en büyük şirketlerinden birisi olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete farklı tarihlerde taşıma hizmeti verildiğini, verilen bu taşıma hizmeti kapsamında davalı yanca bir kısım ödeme ödemeler yapıldığını ancak; bakiye 13.625,70-TL alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ... 5.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine borçlu - davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili ile davacı arasında ola gelmiş bir takım ilişkilerin varlığı ortaya konsa bile, davacının alacağına dayanak olarak gösterilen sözleşmelerin hangi iş karşılığında düzenlediğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, takipteki faiz istemi ve başlangıç tarihini kabul etmediklerini, talep edilen faizin fahiş olduğunu, icra inkar talebinin yersiz olduğunu belirterek; davanın reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, yazı cevabı içerikleri, cari hesap ekstresi, taşıma senetleri, faturalar, ... 5.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Dava konusu ... 5 İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı tarafından davalı aleyhine bakiye cari hesap alacağından kaynaklı 13.325,70-TL asıl alacak üzerinden 31.08.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı , davalı - borçlunun da 10/08/2018 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce bankacı bilirkişi ...'dan alınan 02.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1) Davacı firmaya ilişkin ticari defterlerin usulüne uygun düzenlenmiş olduğu,2 ) Taraflar arasında cari hesaba dayalı ticari bir ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafından davalı firmaya taşırna hizmeti verildiği, 3 ) Davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.625,70 TL alacaklı olduğu, 4 ) Davalının icra takibi ile temerrüde düştüğü, takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının bulunmadığı, şeklinde rapor ibraz edilmiştir. GEREKÇE: Dava; Taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 5.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının iddiasının davalıya mal ve hizmet verildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği, davalı tarafından fatura içeriklerine itiraz edilmeyerek kabul edildiği ve ispat yükünün kendisine geçtiği şeklinde olduğu, Davalının ise davacının alacak talebinin yerinde olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının mal ve hizmet satımından kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 25.10.2018 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazı bakımından incelemede ise; davalı tarafından her ne kadar Bursa İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğuna dair itirazda bulunmuş ise de, TBK'nun 89. Maddesi uyarınca para borçlarında alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili mahkeme olması nedeni ile davalı tarafın bu kapsamdaki itirazına itibar edilmemiştir. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacının ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu, davalının ise ticari defterlerinin incelenemediği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme uyarınca davacı ile davalı şirket arasında ilk olarak 15.02.2017 tarihinde ticari ilişkinin başladığı ve 06.08.2018 tarihine kadar devam ettiği, 2017 yılı içerisinde davalı adına düzenlenen KDV dahil toplam 66.069,03 TL tutarındaki fatura bedelinin davalı cari hesabına borç kaydedildiği, davalı yana ait 42.114,88 TL tutarındaki ödemenin de cari hesabın alacağında kayıtlı bulunduğu, 31.12.2017 dönem sonu itibariyle davalı cari hesabının 23.954,15 TL (-66.069,03-42.114,88) borç bakiye verdiği ve bir sonraki yıla devrettiği, 2018 yılı içerisinde davalı adına düzenlenen KDV dahil toplam 27.021,55 TL tutarındaki fatura bedelinin davalı cari hesabına borç kaydedildiği, 2018 yılında davalı yana ait 37.350,00 TL tutarındaki ödemenin de cari hesabın alacağında yer aldığı, 31.12.2018 dönem sonu itibariyle davalı cari hesabının 13.625,70 TL (-23.954,15427,021,55-37.350,00) borç bakiye verdiği ve bir sonraki yıla devrettiği ve kalan bu miktara ilişkin davalının ödemede bulunmadığı anlaşılmakla davacının ticari defterler uyarınca davalıdan 13.625,70 TL asıl alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlık hakkında yargılama devam olunurken davalının ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasından davalı şirket hakkında 09/11/2022 tarihinde iflas kararı verildiği anlaşılmıştır. İflas işlemlerini yürüten ... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında davaya konu teşkil eden icra takibine ilişkin davacı alacağının 217.sıra numarasında 28.043,51-TL tutarla 4.sıra alacak olarak kaydının yapıldığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 07/05/2026 tarihli beyan dilekçesi ile, müflis şirketin müvekkiline olan borcunun 28.043,51-TL olduğunu, bu hususun .... İflas Dairesinin... esas sayılı dosyasından kabul edilerek alacak kaydının yapıldığını belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Bu hali ile itirazın iptali davasından davalının iflası nedeniyle kayıt kabul davasına dönüşen yargılamada, davacının alacak istemi, iflas idaresi tarafından kabul edildiğinden davanın esası konusuz kalmıştır. Alacağın iflas masası tarafından kabulüne karar verilmiş olması karşısında dava konusuz kalmış olup, bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ve alacak iflas masasına kayıt edildiğinden, yapılan itirazın haksız olması karşısında davanın son aşamada kayıt kabule dönmüş olması da gözetilerek davalı müflis aleyhine davanın mahiyeti itibariyle yargılama masrafları ve vekalet ücretine karar kılınmış, buna göre aşağıdaki hüküm tesis edilerek yargılama sonuçlandırılmıştır. HÜKÜM : Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcın peşin yatırılan 164,57-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 567,43TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrat Kaydına, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 35,90-TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 2.043,20-TL olmak üzere toplam 2.079,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 13.625,70-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.07.2026
KATİP ... e-imzalıdır
HAKİM ... e-imzalıdır