Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5654 E. 2026/2135 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5654
- Karar No
- 2026/2135
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/797 E., 2025/1254 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/331 E., 2024/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurum tarafından 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı yazı ile davalı Kurum müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonunda tespit edilen usulsüz işlemler nedeni ile uygulanan toplamda 5.503.107,80 TL cezai işlem tutarının mahsup yolu ile tahsil edileceğinin müvekkiline bildirildiğini, 03.09.2020 tarihli ve 10436388 sayılı yazı ile de 11 adet borç tablosu ile müvekkili şirket alacaklarından toplam 931.639,93 TL'nin tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından faturada belirtilen sağlık hizmet sunumunun eksiksiz yerine getirildiğini belirterek, davalı Kurum tarafından bildirilen 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı ile 03.09.2020 tarihli ve 10436388 sayılı işlemlerinin iptali ile müvekkilinin şirketin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı şirket aleyhine yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen soruşturma raporuyla, müvekkili Kurum tarafından mosip borç tablosu düzenlendiğini, müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ve denetime elverişli olan 1.ve 2. ek bilirkişi raporlarıyla davalı Kurum tarafından davacı aleyhine uygulanan 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı yazı ile 5.503.107,80 TL ceza işlemin 5.498.107,80 TL'lik kısmının yerinde olmadığı, 03.09.2020 tarihli ve 10436388 sayılı yazı ile davalı aleyhine uygulanan 931.659,93 TL cezai işlemin içinde yer alan 17.137,42 TL ceza işlemin 11.666,31 TL'lik kısmının yerinde olduğu, sair cezai işlemlerin ise yerinde olmadığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı yazısında belirtilen borçtan ötürü davacının 5.498.107,80 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı Kurumun 03.09.2020 tarihli ve 10436388 sayılı yazısında belirtilen borçtan dolayı davacının 919.993,62 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarının dosya kapsamına uygun olduğu, faturalandırma işlemlerinde bir kısım biçimsel uygunsuzluklar yahut kayıt hataları var ise de muayene ve sair tedavi hizmetlerinin verildiği, hak sahibi olmayan kimselere haksız şekilde bir ödeme yapılmadığı, gerçeğe aykırı fatura düzenlenmesi durumunun söz konusu olmadığı, bir kısım yersiz ödeme iddialarının dayanaklarının bulunmadığı, hekim kotasının sonraki tarihli düzenlemeler ile kaldırılarak davalı Kurum kotasının uygulandığı, dava dışı hizmet alım sözleşmesinin en başında davalı Kuruma bildirildiği, ancak sözleşmenin aynı şartlarda devamının açıkça bildirilmediği, davalı Kurumun aynı düzende faturaları (dava dışı şirkete) ödemeye devam ettiği ve gerçeğe aykırı şekilde yahut ödeme yapılmaması gereken nitelikte bir şirkete ödemeye mahal verilmediği, kamu zararının bulunmadığı ve dayanağı bulunan işlemler için cezai şart uygulanmasının yerinde olmayacağı, UYAP'tan yapılan incelemede aynı eylemlere dair ceza mahkemesince verilen beraat kararlarının da istinaf incelemesinden geçmek suretiyle 24.05.2024 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, kök raporun (4.4.) maddesinde ayrıntılı değerlendirilmesi yapılan "Tablo:15 Ektropiyum ve Entropiyum cerrahi girişim işlemi" tablosunda belirtilen 447,53TL olan 3 fiil için 4.475,30 TL cezai işleme ait yersiz ödeme konusunda davacı şirket hastanesi defterlerindeki hekimin farklı, tedaviyi yapan farklı hekim olması durumunun, dava dışı hastanın tedavi olması karşısında yersiz ödeme oluşmayacağı ve cezai şart uygulanmayacağı hususunun ifade edildiğini, bu durumun Mahkemece dikkate alınmadığını, ameliyathane kayıt defterinde belirtilen dava dışı doktor tarafından yapılan işlemin, farklı bir dava dışı doktor üzerinden MEDULA sistemine kaydedilerek SUT hükümlerine aykırı olarak davalı Kuruma fatura edilen rapor ekindeki (Ek: 148) tablolarda ayrıntılı dökümü yapılan toplam 65 takip sayısına ait 36.531,00 TL tutarındaki yersiz ödemeye ilişkin ise İlk Derece Mahkemesince sadece biçimsel eksiklikler olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince teftiş raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen özel sağlık hizmeti sunucularından sağlık hizmeti satın alınmasına dair sözleşmelere ve uygulama tebliğine aykırılık nedeniyle uygulanan cezai işlem ve yersiz ödeme kesintisi işleminden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Kanunun 281. maddesinde de tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. Hâkim raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince bilirkişi 1. ve 2. ek raporları doğrultusunda, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine uygulanan 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı yazısı ile 5.503.107,80 TL cezai işlemin 5.498.107,80 TL'lik kısmının yerinde olmadığı, 03.09.2020 tarihli ve 10436388 sayılı yazı ile davalı aleyhine uygulanan 931.659,93 TL cezai işlemin içinde yer alan 17.137,42 TL cezai işlemin 11.666,31 TL'lik kısmının yerinde olduğu sair cezai işlemlerin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 03.09.2020 tarihli ve 10429226 sayılı yazısında belirtilen borçtan ötürü davacının 5.498.107,80 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı Kurumun 03.09.20 20... 388 sayılı yazısında belirtilen borçtan dolayı davacının 919.993,62 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında taraflar arasında imzalanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca taraflar açısından bağlayıcı olan 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davaya konu kesintilere ilişkin konunun uzmanlarından, yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, taraflar arasındaki özellikle sözleşme maddeleri, SUT hükümleri ve ilgili diğer mevzuata göre hazırlanacak, her hasta bazında gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılarak cezai işlem ve kesinti işleminin yerinde olup olmadığına dair tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve denetime uygun, tarafların bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazları karşılayan rapor aldırılması, davaya konu edilen hizmetin davacı sağlık hizmet sunucusu tarafından davalı Kurum sigortalılarına verilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, sözleşme ve eki niteliğindeki SUT hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmesi ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.