Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5014 E. 2026/2110 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5014
Karar No
2026/2110
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3088 E., 2025/2448 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/704 E., 2025/78 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline ait olup şu anda kapalı olan ... Eczanesinin 2012 yılı Protokolü kapsamında faaliyet gösterdiği sırada, inceleme yapmak üzere görevlendirilen inceleme ve kontrol ekibi tarafından 18.02.2014 tarihli inceleme raporu düzenlendiğini, davalı Kurum tarafından 2008, 20 09... yıllarına ait 41 adet reçete arkasındaki imzanın reçete sahibine veya yakınına ait olmadığının tespit edildiğinin belirtilerek, 2012 yılı Protokolünün (5.3.2) ve (4.3.6) maddeleri gereğince 31.03.2014 tarihli işlem ile yazılı uyarı ve reçete bedellerinin 5 katı tutarında toplamda 44.503,82 TL tutarında para cezası uygulandığını ileri sürerek; yazılı uyarı ve para cezasının iptali ile muarazanın giderilerek sözleşmenin aynı koşullarda devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ 1. İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli kararıyla; davanın kabulüne, davalı tarafından davacıya uygulanan 31.03.2014 tarihli yazılı uyarı ve 44.503,82 TL para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali ile muarazanın giderilmesine, taraflar arasındaki sözleşmenin aynı koşullar altında devamına karar verilmiş, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli kararıyla; davacı hakkında davaya konu işlem nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/44727 soruşturma numaralı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmanın, ceza davası açılması halinde ise ceza davası sonucunun beklenmesi ile bu soruşturma ve ceza davası sonucuna göre gerektiğinde üç kişilik bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eczacıya 2012 Protokolünün (4.3.6) ve (5.3.2) maddelerinin uygulanmasının yerinde olmadığı yönünde tespit kararı verildiği, davacının bir kastının veya kusurunun olmadığı, buna ilişkin olarak davacı tarafın ceza davasında beraat ettiği göz önünde bulundurulduğunda davasında haklı olduğu, davalı tarafça uygulanan para cezası işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı tarafça tesis edilen 31.03.2014 tarihli yazı ile bildirilen yazılı uyarı ve toplamda 44.503,82 TL şeklinde tesis edilen davalı Kurum işleminin iptaline, sözleşmenin aynı koşullarda devamına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkil Kurumun yaptığı işlemlerin tamamının hukuka uygun olduğunu, davacının açmış olduğu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca, davacı aleyhine uygulanan uyarı cezası ve cezai şart işleminin iptali istemine ilişkindir. Davalı Kurum; 2012 yılı Protokolünün (5.3.2) maddesi gereği tespiti yapılan 41 adet reçetede yer alan ilaçların hasta sahibine ve yakınına ait olmadığı tespit edildiği belirtilerek, 44.503,82 TL borç tahakkuk ettirmiştir. Taraflar arasında imzalanan 2012 yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesinde; “Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.''şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı Protokolün (4.3.6) maddesi ise; “Protokolün (5.3) numaralı maddesindeki fiillerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedelleri ödenmez. Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılamaması veya alacağının olmaması halinde, genel hükümlere göre tahsil edilir.” hükmünü içermektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; eczacının karşıladığı davaya konu reçetelerin iğfal kabiliyetine haiz şekil olarak sahih reçeteler olduğu, eczacı ya da çalışanlarının kastı veya kusuru ispat edilmediği sürece hiç kimsenin 3. kişinin suç teşkil eden fiil ve işlemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı, hastanın ismine ve T.C. kimlik numarasına göre yazılmış reçetelerin ve sağlık kurulu raporlarının kişiye özel resmi belgeler olduğu, hastaların reçeteleri ve raporları konusunda daha dikkatli olmaları özellikle raporlarını başka bir yerde bırakmamaları gerektiği, reçetelerin fotokopisinde yapılan incelemede; reçetelerin usulüne uygun olarak düzenlendiği, şekil olarak tam olduğu görüldüğü , bu reçetelerinin eczacı veya çalışanları tarafından ilgili hekime yazdırıldığına dair belgenin dosya içerisinde olmadığı, eczacı veya çalışanları usulüne uygun olarak kendilerine gelen bu reçeteyi MEDULA Sistemine girerek onay aldıktan sonra karşıladığı, eczacının 2012 Protokolünün (4.3.6) ve (5.3.2) maddelerinin uygulanmasının yerinde olmadığı bildirilmiştir. Kurum işlemine dayanak kılınan Protokol maddeleri eczacı veya çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç kupürü veya sahte reçete veya sahte rapor fatura edilmesi fiiline ilişkin olan (5.3.10) maddesi değil; (5.3.2) ve (4.3.6) maddelerdir. Davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen yazıda açıklandığı üzere; davalı, sözleşmenin konuya ilişkin hükmü uyarınca, eylemin gerçekleşme şeklini gözetmek suretiyle, Protokol ve Tip Sözleşmenin (5.3.10) hükmü uyarınca değil, (5.3.2.) ve (4.3.6.) maddeleri gereğince cezai şart verilmesi yönünde karar almıştır. Davalı ilaçların hastaya veya yakınına teslim edilmemiş olmasına rağmen ilaç bedellerinin fatura edildiğini iddia etmektedir. 20.02.2015 tarihli celsede dinlenen; reçete sahibi B.T. beyanında ''Ben ... eczanesini bilmiyorum herhangi bir ilaç almış değilim herhangi bir tedavim söz konusu değildir. Ben tebligat hastahanesinde ikamet ederim Yüreğire bağlı olan ... tıp merkezine gitmedim, bilmiyorum. Ben veya herhangi bir yakınımın da bu tıp merkezine gitmediğini biliyorum .''demiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun; davaya konu eylemin gerçekleşme şeklini gözetmeksizin hazırlandığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle alınan rapor, hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. O halde İlk Derece Mahkemesince; dava konusu edilen Kurum işleminin dayanağı eylemin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan ve lehe bulunan yukarıda bahsedilen Protokol, Tip Sözleşme ve diğer mevzuat hükümleri de gözetilmek suretiyle, gerektiğinde tanıklar dinlenerek davacı eczacı tarafından hastalar B. T, N. D ve G.A'ya ait ilaçların hastanın kimlik bilgilerine göre reçete sahibine ya da yakınına teslim edilip edilmediği, ilaçların hasta yakınına teslim edildiğine ilişkin reçete üzerinde bulunan imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5014, K. 2026/2110, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5014-e-2026-2110-k-4959888a353f