Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2359 E. 2026/2082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2359
Karar No
2026/2082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/388 E., 2025/260 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/626 E., 2021/899 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin duruşma talebinin miktar yönünden reddine, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından dava dışı borçlu ... Tur Turizm Seyahat San. ve Tic. A.Ş. aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini ancak borçlu şirket tarafından hacizlerin semeresiz bırakılmak için tasarruflarda bulunulduğunu, borcu karşılayabilecek mal varlığının kalmadığının öğrenilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından borçlu şirket ve diğer şirket aleyhine tasarrufun iptali talebiyle dava açıldığını, anılan dava derdest iken dava dışı borçlu şirketin 26.06.2014 tarihi itibariyle iflasına karar verildiğini, iflas tasfiye işlemlerinin İstanbul 1. İflas Dairesinin 2014/12 iflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, davalılardan ..., ... ve ...'in iflas tasfiye memuru, davalılardan ...'nın ise iflas müdürü olduğunu, iflas dosyasında yapılan ikinci alacaklılar toplantısında oy çokluğu ile iflas masası tarafından davaların takip edilmesinin kabul edildiğini, böylece müvekkili şirketin iflas kararından önce açtığı tasarrufun iptali davasına iflas idaresinin davacı yerine geçtiğini, davacının ise feri müdahil olarak kabul edildiğini, tasarrufun iptali davasında davacı sıfatı iflas masasını temsilen iflas idaresine verildiğinden alacak hakkının iflas masasına geçtiğini, açılan tasarrufun iptali davasının müvekkil şirketin alacağı olan 163.512,66 Euro karşılığı 571.851,00 TL üzerinden açıldığını ancak iflas masasına kayıtlı alacak miktarının müvekkili şirketin alacağından fazla olduğunu, iflas idaresince iflas masasındaki alacağın tamamının anılan davada talep edilmediğini, bu nedenle iflas masası adına davayı takip eden iflas idare memurlarının iflas masasına kayıtlı alacaklıların tümü için tasarrufun iptalini talep etmek üzere davayı ıslah etmeleri ya da ek dava açmaları gerektiğini, müvekkilinin açtığı davada Mahkeme talep ile bağlı olduğundan davanın kabulüne karar verilse dahi anılan miktarın masa alacağına dahil edileceğinden alacağını eksik ya da hiç alamamasına neden olacaklarına, müflisin iflastan önce yaptığı iptale tabi tasarrufları ve müflis şirketin sermayesini tüketen şirket yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine karşı dava açmadıklarını, müvekkili şirketin müflis şirketten alacağı kadar zarara uğradığını ileri sürerek; 163.512,66 Euro tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 07.02.2020 tarihli dilekçesi ile iflas müdürü davalı ... hakkında dava açılmış ise de temsilcide hata olduğunu belirterek, davalının ... olarak kabul edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili; davanın iflas masasının alacağı ile sınırlı olmak üzere kabulüne karar verilmesi ihtimalinde bakiye harcın tamamlanması gerekeceğini, bu durumda iflas masasında kayıtlı 270.364.016,58 TL alacak üzerinden hesaplanacak 4.617.141,49 TL harcın yatırılması gerektiğini, iflas dosyasında bu miktarda para bulunmadığını, bu nedenle uygun görülmediğini, davacının ve iflas masasının zararının doğmadığını, müflis şirket yöneticilerinin iflasına karar verildiğini, iflasları karşısında iflas idare memurlarının adına tazminat davası açmalarının masa menfaatine olmayacağını, yine yüksek miktarda harç ödeneceğini, davanın kabulüne karar verilse dahi iflas ettiklerinden alacağın tahsil imkanının bulunmayacağını, davanın reddine karar verilmesi halinde ise iflas masası aleyhine vekalet ücretine hükmedileceğini, söz konusu davanın açılmasının masanın menfaatine olmayacağını, alacaklıların da şirket ortaklarına karşı dava açma hakkı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin hukuka aykırı işleminin olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Davalı ... vekili; müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, masa menfaatleri doğrultusunda karar verildiğini, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu, kanun hükümlerine aykırı iş ve işlemlerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket tarafından iflas idare memurlarının görevlerini yerine getirmediği ve müflis dava dışı ... Turizm A.Ş.nin yaptığı tasarruflara tasarrufun iptali davalarının açılmadığı yönünde icra hukuk mahkemesine şikayette bulunduğu, şikayetin reddedildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacı şirket tarafından açılan tasarrufun iptali davasında dava dışı ... Turizm A.Ş. aleyhine yapılan tüm tasarrufların iptalinin talep edildiği, davalıların görevlerini yerine getirirken 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) doğrultusunda hareket ettikleri, iflas idaresinin kusuru ile zarara sebebiyet verilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 1. İflas Dairesinin 2014/12 İflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetveline göre iflas masasına kaydedilen toplam alacak tutarının 195.469.279,91 TL olduğu, iptale tabi tasarruflardan Serik ilçesinde bulunan 478 parsel sayılı taşınmaz müflis şirket adına kayıtlı olmayıp Hazine adına kayıtlı olduğu ve 2005 yılında ... Otelcilik lehine üst hakkı tesis edildiği, aynı ilçede bulunan 3 84... parsel sayılı taşınmazın da yine müflis şirket adına kayıtlı olmayıp dava dışı ... Otelcilik adına kayıtlı olduğu, 17.01.2013 tarihinde 700.000,00 TL bedelle ...'ye satışının yapıldığı, Antalya ...'da bulunan 36 76... parsel sayılı taşınmaz ise müflis şirket adına kayıtlı olup alacaklı ... Bankası (temlik sözleşmesi ile sonradan ... Otel) lehine 19.03.2013 tarihinde 3. derece 120.000.000 Euro bedelli ipotek tesis edildiği, ancak bu ipotek öncesinde aynı taşınmaz üzerinde 14.02.2007 tarihinde ... Otel lehine tesis edilmiş 10.000.000 TL bedelli 1. derece ipotek ile yine 25.12.2007 tarihinde ... Otel lehine tesis edilmiş 2. derece 10.000.000 Euro bedelli ipotek bulunduğu, bu ipoteklerin iptal davası kapsamı dışında olduğu, iptale konu 3. derece ipotek tesisine ilişkin tasarrufun iptali halinde dahi taşınmaz üzerinde 1. ve 2. derecede tesis edilmiş olan ipotek bedellerinin ve taşınmaz üzerine konulmuş 100'ün üzerinde haciz şerhinin dikkate alınması gerektiği, söz konusu ipotek alacakları masaya kayıtlı toplam alacak miktarının üzerinde olduğu, müflise ait ... Otelcilik şirketinde bulunan 70.000 adet hissenin 70.000.000,00 TL bedelle ... Turizm şirketine devredilmesinin hem Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/139 E. sayılı dosyasında, hem de dava dışı alacaklı ... şirketi tarafından Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/468 E. sayılı dosyasında açılan tasarrufun iptali davasında dava konusu edildiği, söz konusu bu ikinci dava dosyasının da davacı yerine geçen iflas idaresince takip edildiği, davacı tarafça iflas idaresinin masa alacak miktarınca ek olarak tasarrufun iptali davası açmaması nedeniyle, davalı iflas idare memurlarının görevlerine son verilerek yerlerine yenilerinin seçilmesi istemiyle şikayet yoluyla İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/309 E. sayılı dosyasında dava açıldığı ve Mahkemece yeni bir dava açılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine kesin olarak karar verildiği, davalı iflas müdürü ile iflas idare memurlarının kanuna ve alacaklılar toplantısında alınan kararlara uygun olarak hareket ettikleri, yapmış oldukları işlemlerde kusurlu olmadıkları ve buna bağlı olarak tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, temsilcide yanılma sebebiyle davacının taraf değişikliği talebi uygun görülerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesi uyarınca iflas müdürü ...'nın davada taraf olmaktan çıkarılarak davanın ...'na yöneltilmesine karar verildiği, yargılama sonucunda taraf olmaktan çıkarılan davalı iflas müdürü lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Derece Mahkemelerinin gerekçesinin çelişkili olup eksik inceleme ile karar verildiğini, asli müdahilliğin sonucunun gerekçede değerlendirilmediğini, davalıların süresinde tasarrufun iptali davası açmayarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduklarını, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinde verilen kararın işbu dava ile alakasının olmadığını, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayalı iflas dairesi müdürünün kusurundan kaynaklanan tazminat ile aynı Kanunun 227. maddesine dayalı olarak iflas idare memurlarının kusuruna dayalı tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanunun 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. 6100 sayılı Kanunun 2 78... maddelerine göre bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. Somut olayda; uyuşmazlık konusu, davacı iflas idaresi müdürü (...) ve iflas idare memurlarının görevleri gereği yaptığı iş ve işlemlerde kusurlarının bulunup bulunmadığı, kusurları var ise davacının zararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; dosyanın icra iflas hukuku alanında uzmanlaşmış akademisyenlere tevdi edilerek, iflas idare memurları ile Adalet Bakanlığının yaptıkları iş ve işlemlerden dolayı davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı ve kusurları var ise davacının zarara uğrayıp uğramadığı hususunda taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2359, K. 2026/2082, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2359-e-2026-2082-k-fe34e323f660